Kalkınıyormuşuz, haberimiz yok

, , Sende yorum yap

Devlet istatistik Enstitüsü (DIE) 1996 yilinin Milli Gelir rakamlarini açikladi. DIE’nin açiklamalarina göre Türkiye ekonomisi 1996 yilinda sabit fiyatlarla yüzde 7.9 oraninda büyümüs. 1995 yilinda büyüme hizi yüzde 8.0 idi. Üst üste iki yil bu hizlarda büyümek Türk ekonomisi için çok önemlidir. Geçmiste az sayidaki yilda Türk ekonomisi bu yüksek kalkinma hizlarini yakalayabildi. Üst üste bu çizgilerde kalkinma hizini çok ender dönemlerde saglanabildi.
Genelde “Milli Gelir” diye adlandirilan iki önemli gösterge var:
1) Gayri Safi Yurt Içi Hasila (GSYIH): Bir yil içinde ülkede üretilen mal ve hizmetlerin (katma deger olarak) parasal degeri.
2) Gayri Safi Milli Hasila (GSMH): Bir yil içinde ülkede üretilen mal ve hizmetlerin parasal degerinden (GSYIH’dan) yurt disina gidenler çikarildiktan ve yurt disindan gelenler eklendikten sonra bulunan, yurt içinde yaratilip yurt içinde kalan degerler ile yurt disindan gelen degerler toplami.
1996 yilinda yüzde 7.9 büyüdük
GSYIH’nin artis orani ülkenin kendi imkanlariyla yarattigi mal ve hizmet üretimindeki artisi, GSMH’nin artis orani ise ülke ekonomisinin kalkinma veya büyüme hizini gösterir.
1996 yilinda Türkiye’de üretilen mal ve hizmetler (GSYIH) yüzde 7.2 oraninda artti. 1996 yilinda yurt disindan içeri giren degerler, disari gönderilenlerden çok fazla oldugundan GSYIH rakamina önemli miktarda ekleme oldu ve sonuçta GSMH yüzde 7.9 büyüdü.
DIE’nin açikladigi bu Milli Gelir rakamlari ve de özellikle 1996 yilinda GSMH’nin artis orani, kamu oyunda ilgi görmedi. Türkiye’de kötülükler çok kolay satiliyor. Iyiliklerden kimsenin haberi olmuyor. Iyilikleri satmasi gerekenler ise ilgisiz ve bilgisiz… Satabilecekleri basarilarin degerini anlamiyor, halka anlatamiyor.
Inanilamayacak gibi degil
Büyüme yatirim ile, üretim ile olur. Yatirim ve üretim para ile olur. Türk lirasi ile olur, döviz ile olur. Enflasyonun üzerinde yüzde 20-yüzde 30 oraninda net geliri imkani karsisinda insanlar yatirimdan ve üretimden kaçiyor, tüm imkanlarini faize yöneltiyor. Bu nedenle Türk Lirasi yatirima üretime gitmiyor diyoruz.
Döviz derseniz… Orada da durum ayni… Kredi musluklari kapali. Disaridan döviz gelmiyor, içeride döviz rezervleri azalmiyor. Bu sartlarda yatirima üretime gidecek döviz yok demektir. Gidecek olsa ülkenin Cari islemler Dengesi (döviz bilançosu) büyük açik verir… Ekonomide kriz baslar… Rezervler azalmadigina, Cari islemler Dengesi alarm vermedigine, döviz krizi çikmadigina göre döviz yatirima ve üretime gitmiyor diyoruz… Bütün bunlari diyoruz ama, Milli Gelir rakamlari bizi yalanliyor. 1996 yilinda Türkiye’de bu faize ragmen yatirim ve üretim için Türk Lirasi kullanilmis, artan yatirim ve üretime ragmen döviz bitmemis.
Hesaba kitaba bakarsak ekonomi çökmüs, aglayani yok
Türkiye’nin iki yil üst üste yüzde 8 ve yüzde 7.9 büyümeye ragmen ekonominin döviz sorunu ile karsilasmamasi, hem de kredi musluklarinin kapali oldugu bir dönemde dövizin bitmemesi, döviz fiyatinin delilenme-mesi olagan disi bir gelisme. Ama bir sey daha var: Ayni sartlar 1997 yilinda da sürüyor. Zaman geçiyor. Döviz bitmiyor.
Döviz bitmiyor diye üzülecek degiliz, sevinecegiz… Ama kalkinmaya, büyük dis ticaret açigina ragmen döviz dengesinin durumunu korumasi hesaba, kitaba sigmayan bir gelisme.
Zaten hesaba, kitaba rakama bakacak olursak Türk ekonomisi ölmüs, çökmüs ve aglayana yok!.. Ama Milli Gelir rakamlari ortada…
Demek ki Türk ekonomisinde yatirimlar, üretim ve talep, rakamlara yansimayan bir gelisme içinde. Bunu bilelim. Degerlemelerimizi buna göre yapalim.
Güngör URAS^

 

Sende yorum yap