AB üyeliğini unutalım.

, , Sende yorum yap

Bizi Avrupa Birligi’ne tam üye olarak “almiyorlar” veya “alamiyorlar”… Hakli nedenleri var. Ilk üye alinacaklar listesinde de yokuz, bekleme odasina alinacaklar listesinde de yokuz. 2000-2006 yillari arasinda ekonomilerini gelistirmeleri için 75 milyar ECU (l ECU yaklasik 1.1028 ABD Dolaridir) yardim yapilacak aday ülkeler arasinda da ismimiz geçmiyor. Biz hâlâ kendi kendimize hesaplar yapiyoruz: “Iskenceyi önleyip, insan haklarinda düzeltme yaparsak, Kibris’i verir, Güneydogu için masaya oturursak, demokratiklesme paketini hazirlayip, gazetecileri hapisten saliverirsek… Bizi sippp diye tam üye yaparlar… Buna mecburlar!..”
Çok seyimizi AB’ye tam üyelige göre ayarlar olduk… Neyi ne yaparsak, nasil ve ne zaman tam üyeligin gerçeklesebilecegini düsünmekten baska bir sey yapamaz olduk…
Bu durum yanlis hesaplara, hatali politikalara, zaman kaybina neden oluyor.
Bizim için bu noktada hayirli olani, AB’ye tam üyelikten ümidi kesmek, “tam üyeligin hiçbir zaman gerçeklesmeyecegini varsayarak, gelecege ait planlari, programlari buna göre hazirlamaktir.”
Gümrük Birligi ile yetinecegiz
Avrupa Birligi’ni basitlestirerek ikiye ayiralim: (1) Ekonomik bütünlesme/Tek Pazar, (2) Siyasi ve sosyal bütünlesme/Avrupa Devleti…
Biz, ekonomik bütünlesmeye Gümrük Birligi ile dahil olduk. Bunun ikinci ayagi “Pasala Birlik” ki, buna hiç mi hiç hazir degiliz… Avrupa Birligi’nin diger üyelerinin de bunu nasil gerçeklestirecekleri henüz belli degil.
Ama bizim Avrupa’daki siyasi ve sosyal bütünlesme” hareketi içinde olmamiz mümkün degil. Bizim yasam tarzimiz, gelir ölçümüz, hayat görüsümüz (dinimiz ve kültürümüz) uymuyor, istenmedigimiz bir yerde “illâ da biz de olacagiz, sizinle masada yan yana oturacagiz, sizin aranizda dolanacagiz, her konuda karar alirken bizim reyimizi de alacaksiniz” diye israra gerek yok.
Görüldü ki, Gümrük Birligi, bizim ekonomimizi yikmiyor. Perisan etmiyor. Türk ekonomisi “Gümrük Birligi”nin faturasini hazmedebiliyor. Birakalim bu kapi islesin.
Baktik ki Gümrük Birligi’nin olumsuz etkileri olumlu etkilerinden fazla o zaman “sirtimizda yumurta küfesi yok ya…” vazgeçtik deriz.
Önce kapimizin önünü temizleyelim
Türkiye’de neyin ne oldugunu, ekonomiyi, hazineyi, siyaseti, cemiyeti ögrenmek için illa hükümetlerin degisip kirli çamasirlarin ortaya çikmasi mi lazim…
Son aylarda Türkiye’de olan bitenler “serbetlendigimiz için” bize olagan geliyor. Bir de aralarina katilmak için çirpindigimiz Avrupa Birligi üyeleri gözü ile olan bitene bakalim… Nasil bir Türkiye tam üyelik için kapiyi çaliyor: “Öyle bir Türkiye ki, ordu ipin ucunu biraksa Iran olacak. Çocuklarin tamami din okuluna devam ediyor. Sariklilar sokaklarda geziyor. Radikal dinciler devleti ele geçiriyor. Seçimlerde en çok rey alan parti Bati’nin düsmani Libya, Iran, Irak, Suriye ile yakin iliski içinde. Ülkede demokrasi denilen sey yok. Hapishaneler fikir suçlusu dolu. Polis iskenceci. Devleti yönetenler CIA ajani. Ülke batinin uyusturucu trafigini yönetiyor. Kara parasini akliyor. Çeteler ve mafya duruma hakim. Normal hukuk sistemi çalisamadigindan olaganüstü mahkemeler insanlari ve partileri yargilamak, insanlari hapse atmak, partileri kapatmak zorunda kaliyor. Bütçe açik veriyor. Enflasyon yirmiiki yildir yüzde 70’lerde dolaniyor. Kisi basi gelir bakimindan ülke Avrupa’nin en fakiri. Gelir dagilimi rezil. On milyon insan sefalet siniri altinda…”
Böyle bir Türkiye’yi Avrupa Birligi içine neden alsinlar? Geliniz Avrupa Birligi’ni unutalim… Ekonomide, iç ve dis politikada, hukuk sisteminde, egitim sisteminde ne düzenlemeler yapacak isek, bu ülke için, bu ülkenin insanlari için yapalim. Avrupa Birligi ile Türkiye arasindaki uçurumu kapatalim.
“-Biz bunu yapamayiz… Biz adam olamayiz… Onlar gelsin de bizi adam etsin” diye düsünenler var ise, daha çoook beklerler… Sonra unutmayin bu gibi düsünce tarzinin, 1900’lü yillarda ülkenin adam olmasini “Ingiliz Mandasi”na baglayanlarinkinden farki da yok..
Güngör URAS^

 

Sende yorum yap