Bir cuma akşamı

, , Sende yorum yap

Efendim cuma aksamlari “kari kocalarin basbasa birseyler yapmalari çok iyi olurmus”.
Kim bu icadi veya söylentiyi çikarmis ise..
Demek ki böyleimis(!). Karim daha önce Gülsen Hanimla sözlesmisler. Saat 18.00’de isinden çikip, benim isyeri-me geldi. Beraberce Tak-sim’e çiktik. Atatürk Kültür Merkezi’nin önü isik içinde. Bir kalabalik, bir kalabalik.. Büyük salonda klasik müzik konseri var. Arkadaki küçük sahnede tiyatro. Üst katta iki sergi. Biz üst kattaki DYO sergisine gidiyoruz..
Yasar Grubu bundan 25 yil önce ilk resim yarismasini düzenlediginde sanat çevreleri “özel sektöre sempati ile bakamiyordu” (Simdi bu hikaye gibi geliyor..) Bir çok sanatçi izmirli holdingin düzenledigi yarismayi boykot etmis, baskalarini da katilmamaya zorlamisti.
Bu yil DYO’nun 25’inci Resim Yarismasi’na 331 sanatçi 577 eser ile katilmis. Ödül alan eserler ve elemeden geçenler bes sehirde düzenlenen sergilerde teshir olunuyor..
Karim ile ben Ankara’dan Mehmet Yilmaz’in “Tercihli Kareler” isimli çalismasini begendik. Yagliboya tablolarin fiyatlari da çok makul idi. Iki-üç milyon liraya güzel tablolar vardi.. Resim meraklilarina duyururum.
Sergi salonunda Hasan Bey ve Gülsen Hanimla bulustuk. Yildiz Sarayi Silahhane Bina-si’ndaki (simdi kapandi) Antika Fuari’na gittik. Paydos saati olmus.. Ama gene de fuari düzenleyen vakfin baskani Çigdem Simayi Hanimefendi bize çok nazik bir evsahipligi yapti.
Birer kadeh sarap ikram etti. Antikaci Vicdan Öztaç ve Yagmur Kayabek’in reyonlarina baktik.. Yagmur’un babasi Mustafa Kayabek benim dostumdur.
Dükkani Beyoglu’nda Tünel’in karsisindaki geçitte, 10 numaradadir. Istanbul’un en ilginç, en bilgili antikacilarindan biridir. Oglu Yagmur, Çukur-cuma’da Altipatlar sokak, 18 numarada (Telefonu: 144 88 89) güzel bir dükkan açti. Fuarda bu dükkandaki esyalarin bazil-larini teshir eîdiyordu. Örnegin, Ürgüp- Kayseri yöresinden tas sömineler (10 milyon lira dolayinda), ahsap üzerine yazili duvar levhalari (15 milyon dolayinda) ve Selçuklu samdanlari (5 milyon lira dolayinda)..
Antika Fuari bu yil öncekilerden çok çok güzeldi. Çigdem Simavi Hanimefendiyi kutla-yip ayrildik.
FONDUE- Hasan Bey ve Gülsen Hanim müzikten hoslanirlar. Bizim niyetimiz Eser No-yan, Engin Noyan’i ve Ali Ko-catepe’yi dinlemek. Üçü de Fondüe lokantasinin altindaki ve üstündeki katlarda söylüyormus. Ben Fondüe lokantasina geçen yil da gitmistim. Eti-ler’de, Nispetiye caddesi üzerinde köse basinda üç katli bir bina. Giris kati kafeterya, disko, restoran.. O katta belli geceler Ali Kocatepe söylüyor..
Orta katta Fondüe lokantasi. Orada Arel Tangör piyano çaliyor. Bir üstteki çati katini bu yil Ertekin bar olarak açmis. Orada da Eser Noyan müzik yapiyor..
Biz cuma gecemizi bu binanin üç katinda geçirmeye niyetliyiz.. Geceye orta katta basladik.
Fondüe lokantasinin sefi
Fuat Özyer bizi bir masaya oturttu. Garsonumuz Bilal Fidan yemek listesini sundu. Bu lokantanin özelligi “Fondüe”.. Masanin üzerinde, alti ispirto ile isitilan içi et suyu veya yag dolu bir tencere konuyor. Sonra bir baska tabak içinde peynir veya et parçalari getiriliyor. Siz bunlari sapi uzun çatallara bati-rip, tencereye daldiriyorsunuz. Peynir eriyor, et pisiyor.. Sonra degisik soslara batirip yiyorsunuz. Isviçre dag köylülerinin yemegi imis.
Listede 3 çesit fondüe yazili Bourguignonne, Chinoise ve Fromage.. Hepsinin fiyati ayni 80 bin lira. Salata 15 bin, normal et yemekleri 35 bin, piliç 30 bin, levrek baligi 40 bin, domuz pirzolasi 35 bin lira..
Sarabin sisesi 50 bin, rakinin bardagi 15 bin, viskinin bardagi 25 bin lira.
Biz sefimiz Fuat Özyer’den bir tencere Bouguignonne fondüe istedik. Çiçek yagi dolu kizgin tencereye batirip batirip kizartiyorsunuz. Bir tencere de Chinoise istedik. Bu yabanci isimli seyin asli da su; içi et suyu tencereye çok ince dilimlenmis eti sarkitip pisiriyorsunuz..
Bir sise kirmizi sarap, salata ismarladik. Altlarinda ispirto ocagi, iki tencereyi masaya dizdiler. Yaninda bir sos tabagi, iki farkli et tabagi. Ince uzun çatallar. Etleri ince uzun çatallara batirip tencerelere sarkittik. Yenir hale gelince soslari bulayip, salata ile yedik..
Bu arada salon tamamen doldu. Gelenler genellikle orta yas ve altindaki hanimlar, beyler. Arel Tangör sempatik kisiligi ve güler yüzü ile insani etkileyen müzik yapar. Genellikle bilinen, sevilen parçalarini çalar. Çok hosumuza gitti.
Alt kati, üst kati da görmek istedigimizden tatli yemeden, kahve içmeden kalktik. Arel Tangör’ün elini sikip, tesekkür ettik.
ALI KOCATEPE Alt katta Ali Kocatepe müzige baslamis bile.. Alt katta açik büfeden yemek yemek veya sadece içki içerek müzik dinlemek mümkün.
Fiyat fiks. Içki hariç, serbest büfe cuma, cumartesi aksamlari 70 bin lira, çarsamba, persembe aksamlari 58 bin lira..
Sef Sevket Saglar bizi bir masaya oturttu^Yanimizda uzun bir masada, neseli kalabalik bir grup yar. Baktim bizim TRT’nin sevimli simasi Basak Dogru Hanim ve arkadaslari.. Selamlastik. Sohbet ettik.
Biz salona girdigimizde Ali Kocatepe, kendi bestelerini çaliyordu. 1979 yilinda besteledigi Sabahattin Ali’nin “Ben Gene Sana Vurgunum”u, 1977 yilinda besteledigi “Melankoli”si..
Karim ve ben çok etkilendik. Çünkü yaklasik on yil önce bir arkadasimiz bize bir kaset vermisti. Bu kasetin bir yüzünde o günlerin ünlü ikizi “Bacca-ra” kardeslerin yabanci dildeki sarkilari, öbür yüzünde Ali Ko-catepe’nin besteledigi, çogu Sabahattin Ali’nin siirlerinden esinlenen sarkilar. Bunlari Nükhet Duru seslendirmisti, inanin on yildir bu bandi devamli dinleriz.
On yil önce Sabahattin Ali’nin, Nazim’in güftelerini besteleyip seslendirmek sivrilikti. On yilda neler degisti? Ama Ali Kocatepe’nin besteleri popülaritesini kaybetmedi. Ali Kocatepe kendi bestelerini o kadar duyarak seslendiriyor ki..
Hem çaliyor, hem söylüyor. Piyanoda Özkan Turgay, Ali Kocatepe’ye eslik ediyor..
Tavsiye ederim. Ali Kocate-pe’yi mutlaka dinleyin. Çok begeneceksiniz.
Biz sadece çay, kahve içtik. Ve de erken kalktik. Çünkü çati katinda Ertekin’in barina çikmaya niyetlenmistik.. NOYAN ve NOYAN-Ertekm’in resimlerini gazetelerin magazin sayfalarinda devamli görüyorum. Sapkasini basindan çikarmayan sempatik bir kisi.. Ve herhalde renkli bir kisi. Ben renkli kisileri çok takdir ederim.. Çünkü kisilik sadece sapka giymekle renklenmez. Sapka bir simge. Dünyada sapkasi-
ni basindan çikarmayan binlerce insan var. Onlar neden renkli degil de Ertekin renkli. Neden onlarin isimleri duyulmuyor da Ertekin’i ben bile ismen biliyorum. Demek ki, bir baska farkli yani daha var.
Ne ise bu yesile ile Sayin Ertekin Bey’i de yakindan, sahsen ve de bizzatihi görmek, tanimak sansina nail olduk..
Kibar bir kisi. Bizimle ilgilendi. Yer gösterdi.
Binanin çatisi, çok bilinçli ve modern bir sekilde dekore edilmis.
Saat 23.30’dan itibaren müzik yapiyorlarmis. Eser ve Engin Noyan giyimleri, davranislari, konusmalari, sahne yetenekleri ile izleyenleri hemen etkileri altina aliyorlar.
Degisik müzik türlerinden çesitlemelerini dinledik. Pek hosumuza gitti.
Bu üç katli, her katinda bir farkli faaliyet sürdürülen müesseseyi Erol Kaynar isimli genç bir mütesebbis isletiyormus. Bu genç mütesebbis ayni zamanda Galata Kulesi’nin de isletmecisi imis.
^

 

Sende yorum yap