Üretim tıkanınca kavga başlıyor

, , Sende yorum yap

Esas olan üretimdir. Ü-retim insanlarin karnini doyurur. Insanlik haysiyetine yarasir bir yasam sürmelerini, mutlu olmalarini saglar. Üreten insan üretim disindaki zamanim “hayatin nimetlerinden yararlanmak için, çocuklarina daha mutlu bir dünya yaratmak için” harcar. Sanat, resim, e-debiyat denen seylerle ruhunu zenginlestirir.
Üretim tikandiginda insanlar aç kalir… Aç kalan insan karnini doyurmak için her yola bas vurur… Insan bile yer… Tek hedef karin doyurmak oldugundan bütün manevi degerler ortadan kalkar…
* * *
1 Türkiye’de nüfus artiyor. Üretim artmiyor. Avrupa’daki insanlar yilda kisi basina 20 bin dolarin üzerinde üretim gerçeklestirirken Türkiye’de insanlar yilda kisi basina 2 bin dolarlik üretimin üzerine çikamiyor. Ama Türkiye’deki insanlar Avrupa’da yilda 20 bin dolar üretim yapan insanlar gibi yasamak istiyor. Türkiye’de “üretim tikandi”… Bugün bu tikanikligin ortaya çikardigi sorunlarla bogusuyoruz.
* * *
Örf, adet diye bir sey vardi… Bugün yok.
Aile baglari çok önemli idi… Bugün gevsedi.
Dostiuk diye bir sey kalmadi…
Bu ülkede yasayanlarin yüzde doksan dokuzu müs-lüman… Fakat insanlari “çok müslüman-orta müslü-man-az müslüman” diyerek parçaladik.
“Bayrak-vatan sevgisi” unutuldu.
Hukuk diye bir sey yok.
Adliye’ye, polise güven kalmadi…
Türk insani yarinindan emin degil…
Iyi de… Bu Türk insani ne yapiyor acaba?
Kimse kitap okumuyor… Roman, siir denilen seyler “demode”…
Insanlar birbirine “sevgi” bagi ile degil “para-men-faat” bagi ile yaklasiyor.
Ahlak, fazilet denilen seyler “deger tasimiyor”, ö-nemli olan “para-çok para…”
Kitabina uyduranin soygun yapmasi da, irza geçmesi de, adam öldürmesi de hosgörülüyor.
Suçlularin ceza görmeyecegine toplum inanmis durumda.
Insanlar saadeti “baskalarinin felaketinde” anyor…
Insanlar yakinmdakinin durumunun kötü olmasindan zevk aliyor.
Türkiye dünyaya kapilarini kapamis. Kendi içinde kendi “hayal dünyasinda”, “hayal içinde” yasiyor,
* * *
Böyle bir ortamda “ne bekliyorsunuz?” Böyle basa, böyle tras…
* * *
Su hikayeyi sizlere mutlaka hatirlatmam gerekiyor: “Köylü, pazardan evine dönerken, iki inegin çektigi
kagni arabasina arkadasim da bindirmis… Sohbet e-
derek köylerine dönüyorlar…
Arabayi çeken ineklerden biri pislemis. Arabanin sahibi köylü, “laf olsun” diye arkadasina dönmüs:
– Su inegin pisligini ye… Sana o inegi hediye edeyim… demis.
Arkadasi biraz düsündükten sonra, arabayi dur-durtturmus. Asagi inmis. Pisligi yemis… Tekrar arabaya binmis… Yan yana oturarak gidiyorlar… Fakat pisligi yemek, hem midesini, hem kafasini bozmus… Pisligi ne midesine, ne kafasina sindirememis…
Bu arada inegini kaybedenin de içi, içini yiyormus. Ne enayilik edip de inegi kaybettim, diye…
Bir süre daha yol almislar…
Pisligi yiyip, inege sahip olan, arkadasina dönmüs:
– Bak bana… demis… Öbür inek pisledigi zaman, sen de onun pisligini ye… Sana inegini iade edeyim…
Adamin içinde inegini kaybetme pismanligi var ya… Öbür inek pislediginde, hemen arabasini durdurmus. Asagi inmis. Pisligi yemis…
Arkadasi:
– Helal olsun… Al bakalim, inek tekrar senin oldu, diyerek onu alkislamis…
Ikisi de pislige bulasmis olmanin çöküntüsü içinde, kagni arabasinin üzerinde yan yana yola devam ediyorlar…
Köye yaklasirken, kagni arabasinin sahibi olan ve arkadasina ilk defa pislik yediren köylü:
-Yahu… Bir seyi anlayamadim… demis… Bu inekbe-nimdi… Gene benim… iyi de bu arada sen o pisligi neden yedin, ben bu pisligi neden yedim? * * *
Istanbul’da Besiktas’da Yildiz Parki’nin girisinde Yahya Efendi Camii, Dergahi ve Türbesi vardir. Cami 1550 yilinda Yahya Efendi tarafindan yaptirilmistir. Türbe II Selim tarafindan Mimar Sinan’a insa ettirilmistir. Benim baba tarafindan aile kabristanim bu Türbenin sag duvarinin dibindedir. Dergah, bir dönem Istanbul’un en önemli Mevlevi tekkesi olarak kullanilmistir.
Rahmetli babam, dergahin kapisinda asili duran eski yazi ile yazilmis nefis bir levhayi bana okumustu… Ben o levhayi yillarca orada gördüm… Sonra o levhayi “yürüttüler!..” Belki de onun içindir ki, bugün kimse o levhada yazili olani bilmiyor…
Yahya Efendi Dergahi’nin kapisindaki levhada sunlar yazili idi:
“Edeb, ya hu…”

 

Sende yorum yap