“Üç günlük huzur”dan huzursuz olanlar ortaya çıktı

, , Sende yorum yap

Taksim’den taksiye bindim. Soförün yanma oturdum. Soför “Beyim, üç günlük huzurdan huzursuzluk duyanlar, huzuru bozmak için çirpinmaya basladi…” diyerek söze girdi. Bu arada siyasi konumu hakkinda isaret vermeyi de ihmal etmedi: “Beyim ben bu vatanin evladiyim. Allah bu vatandan bayragi da eksik etmesin, ezani da eksik etmesin… Ama huzursuzluktan bunalmistik beyim…” Ben sözü nereye götürecegini bekliyorum. O devam ediyor: “Beyim, cumartesiden pazartesiye ne degisir ki… Hersey ayni… Sadece hükümet degisti. Huzursuzluk birden yok oldu. Millet sakinlesti. Demek ki, huzursuzlugu yaratanlar o hükümettekilermis. Tamam. Kabul ettik. Onlar gitti, bunlar geldi. Millet biraz sakinlesti. insanlar bu hafta daha mutlu. Daha ümitli. Isler normale dönüyor saniyorduk ki. Aaaa. O da nesi? Öbür hükümeti düsürenlerden, bu hükümete omuz verenlerden bir bölümü, omuz verdikleri hükümet daha güvenoyu almadan hirçinlasmaya basladi. “Biz öbürünü düsürdük, bunu da düsürürüz” diyorlar. Öbürünü düsürdünüz. Bu daha kurulmadi ki.
Bazilari milleti huzursuz etmeyi görev biliyor…” Soför anlatiyor.
Ben sadece dinliyorum.
Findikli’ya geldik. Taksimetre 200 bin lira yaziyor. Parayi öderken soför: “Beyim politika yapmayi kavga yapmak sanan hirçinlari uyarmak sizin göreviniz. Siz ise tersini yapiyor, onlara arka çikiyorsunuz” demez mi!..
“Biz kimiz?” diye sordum. Soför: “Ben Sabah gazetesi okuyorum. Sizi resminizden tanidim. Gazeteci olarak bekleyislerinizi degil, biz halkin isteklerini de yazin. Hadi bana eyvallah!..” dedi ve gaza basip uzaklasti.
Soförün söyledikleri beni etkiledi. Prof. Dr. Merih Cela-sun’dan dinledigim, Turgut Özal ile ilgili bir hikayeyi hatirladim. Prof. Dr. Merih Celasun Ortadogu Teknik Üniversitesi ögretim üyesidir. Yillar önce DPT’de birlikte çalistik. Turgut Özal müstesarimizdi. Sonra Prof. Dr. Merih Celasun Dünya Bankasi Arastirma Bölümü’ne gitti. Geri
döndügünde tekrar özal’la çalisti. Ünlü serbest piyasa ekonomisine geçis tedbirlerinin mimarla-rindandir. Bir gezide Özal sunlari söylemis: “italya daki politikacilari begeniyorum. Kavgada nerede durulacagini, nerede geri çekilmek gerektigini biliyorlar. Uzlasmadan kaçinmiyorlar. Iste bu nedenle yillar süren siyasi istikrarsizliga ragmen italya’da ekonomi gelisiyor.
Politikacilarin hedefi toplumda huzursuzluk belirdiginde, ortaligi yumusatmak olmali. Ülkesini seven bir politikaci gerektiginde geri plana çekilip, toplumu yumusatmayi bilmeli.”
Bunlar Prof. Dr. Merih Cela-sun’dan dinlediklerim.
Kissadan hisse
Türkiye’de toplum bugüne kadar görülmemis biçimde gerilmisti. Birkaç politikacinin geri çekilmesi ile bu gerginligin ortadan kalktigi görüldü.
Politikacilarin görevi, sorumlulugu halka huzur getirmektir. Bunun tam tersi bir misyona soyunan politikaci alkislanabilir mi? Varligini, basarisini, huzursuzlugu tirmandirmakta, gerginligi artirmakta gören, hirçinligi, kavgayi marifet sanan, devamli yikip, yakmaktan sözeden politikacilarla bu ülke nereye gider?
Ege Cansen Türkiye’deki politik yaklasimlari hicvetmek için “Bu hükümet yikilmalidir, gitmelidir. Bundan sonraki hükümet de gitmelidir. Ondan sonra gelecek hükümetin de bir seye yaramayacagi bugünden bellidir…” der.
Halk bu “gerginlik, huzursuzluk nereye kadar tirmanacak, bu is ne zaman patlayacak?” diye endise içinde yasarken yumusak bir geçis oldu. Halk gevsedi, iyimserlik ve ümit rüzgarlari esmeye basladi. Ama benim taksi soförü okuyucumun deyimi ile “üç günlük huzurdan huzursuz olanlar” ortaya döküldü.
Ne yaparsiniz. Bazi politikacilar için “can çikar, huy çikmaz”. Bu yaziyi Hasan Pulur ustamiz yazsa idi (ünlü beyiti çogul hale getirerek) söyle bitirirdi:
“Ne kendileri eyledi rahat / ne aleme verdiler huzur / yikilip gidecekler cihandan / dayansin ehl-i kubur.”

 

Sende yorum yap