Türkiye’yi İyi Yönleriyle Anlatalım

, , Sende yorum yap

Türkiye'yi İyi Yönleriyle Anlatalım

Günümüzde ülkelerin uluslararası kredi notunu belli uzman kuruluşlar belirtiyor. Bu uzman kuruluşlar ülkelerin uluslararası piyasalardan borçlanacakları paralan geri ödeme güçleri olup olmadığını inceliyor. Bu incelemeler sonucunda ülkelere not veriyor. Bu nota İngilizce "rating" deniyor…

Eskiden Türkiye'nin kredi notunu Dünya Bankası ve IMF uzmanları belirlerdi. O zaman "nottan değil de, isikdan söz edilirdi". "IMF yeşil ışık yaktı… Dünya Bankası kırmızı ışık yaktı…" denirdi. Çünkü o zamanlar Türkiye genellikle hükümetlerden ve uluslararası finansman kuruluşlarından kredi bulurdu.

Günümüzde durum değişti. Türkiye simdi uluslararası para piyasalarından, yabancı bankalardan kredi alıyor…

Bu kuruluşlar sadece Türkiye'ye değil, başka ülkelere de kredi veriyor. Kredi verdikleri her ülkenin durumunu ayrı ayrı inceleyecek yerde, taninmiş bir "kredi gücünü de değerlendirme kurulusunun o ülke için verdiği nota bakarak" hareket ediyor.

Dış kredi kullanan ülke, uluslararası piyasalarda kabul gören bir "kredi gücünü de değerlendirme kurulusunu seçip", bu kuruluştan kendilerine not vermesini istiyor. Bu is için o kuruluşa para ödüyor… O kuruluş uzmanlarına ülkenin durumunu inceletiyor. Bir not veriyor. Bu nota itiraz etme şansı yok. Bu not ülkenin uluslararası piyasadan borçlanma imkânını belirliyor.

Standard and Poor

Standard and Poor, ülkelerin kredi notunu beklemede uzman, dünyanın en önde gelen kuruluşlarından biri. ABD asıllı bir kuruluş. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin başvuru ile isteği üzerine 1991 yılında ANAP hükümeti döneminde Türkiye’nin kredi itibarini değerlendirip Türkiye'ye "BBB Notu" vermişti. Bu not, Türkiye'nin dışarıdan kolaylıkla kredi bulmasına yardımcı olacak bir not idi.

1991 yılından bu yana zaman geçti. Simdi iktidardaki Koalisyon Hükümeti Standard and Poor kurulusuna tekrar müracaat etti. Türkiye'nin 1993 yılındaki kredi notunun belirlenmesini istedi. Bizim için önemli olan BBB notunun altına düşmemektir. Bunun üzerine çıkmak büyük bir başarıdır ama… Altına düşmeyelim yeter… Bir haftadır Standart and Poor kurulusunun üç uzmanı Türkiye'de… Özel sektör ve kamu yetkilileriyle görüşüyorlar… Bilgi topluyorlar.

Bunun politika yani yok… Bu ülke sorunu…

Bu isin politik yani yok. Bu is ülke sorunu… Bizim iç politik çekişmelerimiz, tartışmalarımız, ülkenin kredi itibarini düşürmemeli… Ancaaaaakkkkk… Bizim bir kötü huyumuz vardır… Karşımızda bir yabancı gördük mü dilimiz açılır. Başlarız onu bunu ve de durumu kötülemeye… "İşler çok kötü… Bu ülke batıyor… Yolsuzluk diz boyu… Enflasyon önlenemiyor…"

Standard and Poor ‘un bir bayan bir bay iki genç müfettişi benimle de görüştü… Baktım ki benim onlara anlatacak bir şeyim kalmamış… Benden önce konuşan vatandaşlarım onları iyice doldurmuşlar. Onların, durumu sakin ve tarafsız bir kafa ile değerlendirme imkânları yok. Onlar bana ekonominin durumunu sormuyor. Bana ekonominin ne feci durumda olduğunu anlatıyor. Şaştım kaldım… Bu çok kötü bir durum…

Kredi itibarinin 1991'den iyi olması gerekir

Sayın okuyucularım… Bizim iç sorunlarımız, ekonominin iç durumu, gelir dağılımı bozukluğu ve saire ve saire…

Türkiye'nin dış kredi ödeme gücü itibari farklı şey…

Standard and Poor ‘un ölçmesi gereken, bakması gereken şeyler şunlar:

– Türkiye genel olarak kalkmıyor mu? (Cevap: Bu yıl milli gelir yüzde 5 dolayında arttı).

– ihracat artıyor mu? (Cevap: Bu yıl yüzde 8 dolayında arttı)

– Ödemeler dengesinde, olumsuz gelişme var mi? (Cevap: Ödemeler dengesinin durumu 1990'lardan bu yana değişmedi.)

– Türkiye dış borçlarını aksatmadan ödeyebiliyor mu? (Cevap: Bugüne kadar ödemede hiç bir aksama olmadı. Geçen yıl 4.8 milyar dolar anapara, 3.2 milyar dolar faiz olmak üzere 8.0 milyar dolar ödeme yaptı…)

– Dış borç anapara ve faiz ödemeleri yükünün Milli Gelire oranı büyüdü mü? (Cevap: Anapara ödemelerinin Milli Gelire oranı yüzde 4.3, faizin yüzde 2.9, toplam ödemenin yükü yüzde 7.2. Bu oranlar sanayileşmiş ülkelerin ödeme oranlana göre makul ölçüde).

–  Döviz hareketlerinde sınırlamalar söz konusu mu? (Cevap: Türkiye döviz hareketlerinde sanayileşmiş Bati ülkelerinden ileri bir serbestiyi uyguluyor.

Her köse başında bir döviz büfesi… İsteyen istediği kadar döviz alıp, satıyor…)

– Rezervler ne durumda? (Cevap: 1991 yılında 12 milyar dolar rezerv vardı. Simdi 17 milyar doların üzerine rezerv var…)

Sayın okuyucularım… Dışarıdan Türkiye’ye kredi verenler için önemli olan bu göstergelerdir… Bu göstergelerin hiçbiri 1991 yılından kötü değildir…

Ama biz kredi müfettişlerinin kafalarını başka şeylerle bulandırır, esas not vermeleri gereken konular dışına onları çıkarır isek, bundan ülke zarar görür… Türkiye'nin dış kredi kapısının kapanması bu ülkede kimseye iyilik getirmez…

Merkez Bankası kamuya 85 trilyon lira kredi verdi.

Merkez Bankası kamunun finansman ihtiyacını karşılamaya devam ediyor. Yapılan hesaplamalara göre, Mart ayinin ilk iki haftasında Merkez Bankası’nın kamuya açtığı nakit krediler yüzde 13.8 artarken, bu oran bankalara açılan kredilerde yüzde 4.8 düzeyinde kaldı.

İlk kez 1990 yılında bir ara programı açıklayan ve uygulayabilen Merkez Bankası, bu tarihte kamuya açılan nakit kredileri sınırlamış ve bankaların ihtiyacını karşıladıktan sonra kamuya kredi yerme politikası izlemişti. Ancak, Merkez Bankası daha sonraki yıllarda bu politikasını yürütemedi ye artan kamu finansman ihtiyacı karşısında 1990'da 4.9 trilyon liraya kadar çekilen kamuya açılan nakit krediler, bu yıl 85 trilyon liraya kadar tırmandı. Verilere göre, 12 Mart tarihi itibariyle kamuya açılan nakit krediler 84 trilyon 961 milyar liraya ulaştı. Merkez Bankası’nın kamuya açtığı nakit krediler 26 Şubat tarihinde 74 trilyon 606 milyar lira düzeyinde bulunuyordu.

Inter bank sermayesini 800 milyara çıkaracak

Inter bank, sermayesini 450 milyardan 800 milyara çıkaracak. İnterbank'ın sermaye artırımı 16 Nisan’da yapılacak Olağanüstü Genel Kurulu'nda karara bağlanacak.

Sermaye artırımının 67 milyar liralık bölümünün nakit artırım şeklinde gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Geriye kalan 283 milyarlık bedelsiz artırımın 202 milyarının ihtiyari yedek akçelerden, 66.9 milyarının yeniden değerleme fonundan 14.1 milyar liralık kısmının da gayrimenkul satışı ile karşılanacağı belirtildi.

Bu arada Faisal Finans Kurumu'nun 16 Mayıs’ta yapılacak Olağan Genel Kurulu'nda da sermaye artırımının görüşüleceği bildirildi. Kurum'un sermayesinin 65 milyar liradan 130 milyara çıkarılması öngörülüyor. Sermaye artırımının 37 milyar liralık bölümü nakit artırım seklinde gerçekleştirilecek.

 

Sende yorum yap