Türkiye’de “bildiğine” değil, “bildiklerine” güveneceksin

, , Sende yorum yap

Malümu aliniz, bazi kimseler ortaya çikiyor, ben bu isi “bilirim” diyor… Abicim burasi Türkiye… Bizim “bilmis” adama ihtiyacimiz yok!.. Sen bana “bildiklerinden haber ver, kimleri taniyorsun, kimleri biliyorsun onlari söyle…”
Bakiniz abicim… Rahmetli Dr.Nejat Eczacibasi… Amerika’da okumustu ya… Sik sik tekrarlardi. “Not know how, but know who…” derdi. Bunun Türkçe-si, Ege Cansen kardesimizin anlatimiyla “Türkiye’de bildigine degil, bildiklerine güveneceksin” seklindedir.
Abicim ingiliz dilinde “know how” patent-dir, bilimdir, ilimdir, teknolojidir. Bu üretilir, ögrenilir, yaratilir veya satin alinir. Her sey buna dayanir. “Know how” yok ise ilerleme olmaz…
Ama abicim bir de “know who” kelimesi vardir. Bu ise, “sen kimi taniyorsun” sorusunun Ingilizce’sidir… Türkiye’de “know how” ise yaramaz, “know who” ise yarar abicim.
Sen simdi ukalaligi birakacaksin abicim… Amerika’da MIT’de, Yale’de, Harvard’da, Columbia’da okumussun… Doktora almissin… Iyi yapmissin… Iyi yapmissin da “bizde ise yaramaz abicim”. Bizim memleket gerçeklerini bilmeyen, kafasi kitap dolu adama ihtiyacimiz yok abicim…
Al bunlari gönder Ankara’ya… Yol bilmezler, yordam bilmezler? Bunlar hangi bakani tanir? Bunlar hangi müstesari tanir? Bunlar hangi ihale dosyasini önceden haber alir?.. Bunlar bakanlikdaki çaycilarla dostluk etmeyi bile beceremezler ki? Bize bakanlikta kapiciyi, odaciyi taniyan, onlarla köfte ekmek yiyecek, onlardan dosya alacak adam lazim abicim…
Amerika’da okumus… Iyi etmis… Üç kaz ver bunlara. Ankara’ya götür, getir de… Yolda ikisini kaybederler… Nah… Iste ben buraya yaziyorum abicim…
Bunlar “bobstil” abicim… Bunlar “bilgisayar” çocugu…
Adam kalkmis tras yapiyor… Dünya üzerinde en iyi köprü çizimini o bilirmis… Fabrikalarda verimi üç katina çikarirmis… Elektronik teknolojisinde harikalar yaratilmis… Kardesim bunlar ne ise yarar? Sen tesvik mevzuati hazirlanirken, oraya kiyak bir madde ekletebiliyor musun? Sen bakanlikta bekleyen müteahhit alacagini biran önce tahsil edebiliyor musun?
Abicim adam göndermis kizini Amerika’ya… Hukuk okutuyor… Adamin suratina “ulan sen enayisin…” diye bagiracagim… Utaniyorum abicim… Ama biliyorum. Herif enayi… Kizini bos yere yurt disinda okutuyor… Kiz Türkiye’ye dönecek… Issiz… Aç… Abicim Amerika’da hukuk okumak ne ise yarar? Bu kiz okuyup geldi… Hangi mahkemede hangi davayi ayarlayacak?.. Hangi davayi kilifina uyduracak da mahkemeden
adam kurtaracak… Abicim bu memlekete hukuk bilen degil, mahkemelerde bildikleri olan insan lazim…
Abicim, bankaci olmak için okuyanlara da aciyorum… Bunlar da saf…
Ey saf genç… Okuyup da ne “bileceksin”… Kafana dünyanin en koccaman bankacilik lügatini soksan ne ise yarar? Senin bankacilar arasinda bildigin var mi? Ondan haber ver… Bildiklerin sana nasil olsa yolu açar… Alirsin paralari… Atarsin cebe… Sen ödemedin diye banka mi batacak? Bankalar devlet güvencesinde… Onun için alacaksin alabildigin kadar krediyi… On milyon dolar, yüz milyon dolar… Yat üstüne… Uyu…
Abicim, memleket gerçeklerini bilmeyenler isi ellerine yüzlerine bulastiriyorlar… Ortaligi karistiriyorlar. Devlete güveni yok ediyorlar. Bak simdi abicim… Herseyin bir yolu yordami var… Rüsvetsiz is olmaz… Tamam… Ama sen git, isyerinde zarfin içine koyup adama para vermeye kalk… Yok. Yok… Daha büyük enayilik yap.
Adamin Isviçre’deki banka hesabina para yatir… Böyle usul adap bilmeyen adamlari asacaksin… Türkiye’de isleri rezil edenler bunlar… Her isin bir usulü-adabi var. Rüsvet vereceksin, vereceksin de… Usulü ile-adabi ile vereceksin… Bu is, iki kisi arasinda kalacak… Söyle bakalim bu yeni yetmeler, bu “okumus ukalalar” bunlari yapabilir mi?
Adam almis eline diplomalarini geçmis karsima anlatiyor “Ben dünyayi bilirim… Ben üretimi bilirim… Ben bu isi çok iyi bilirim…” Ben ona diyorum ki “Birak masal anlatmayi evladim. Senin bildiklerin burada ise yaramaz. Sen Maliye’den kimi bilirsin? Sen savcilik’tan kimi tanirsin? Senin temyizde, tapuda, belediyede, Hazine’de bildigin var mi? Yol ihalesine dosya hazirlayanlari bilir misin? Ihale dosyasi hazirlanmadan içine kagit ekletmeyi becerebilir misin? Basina bela geldiginde mahkum olmadan kurtulmayi bilir misin? Sen bana bunlardan söz et…
Abicim, bu memleket adam olmaz… Bizim insanlarimiz bos seyle vakit geçiriyor.
Su üniversite kapisinda, içeri girmek için, içeri girdikden sonra diploma kagidi almak için çirpinanlari gördükçe içim sizliyor. Üniversite ne abicim… Hayat üniversite… Türkiye üniversite… Bu ülkede adamini bi-lecekin… Madamini bileceksin… Bu ülke firsatlar ülkesi… Bu firsatlari degerlendirip köseyi dönemeyen enayidir abicim… Bak abicim bos lafla vakit geçiyor… Vakit paradir… Sen simdi tanidiklarini say da abicim, seninle söyle küçük bir is yapalim… Bu günler kaçirilmaz… Böyle tatli dönem bir daha gelmez… Aç gözünü… Burasi Türkiye abicim…

 

Sende yorum yap