Türk iktisat hocalarına,iktisat yazarlarına Türkler değil yabancılar madalya takıyor

, , Sende yorum yap

Geçen Cuma, ögle saatlerinde Istanbul’da Japon Konsoloslugu’ nda yapilan bir törende Prof.Dr. Haluk Cillov, bir iktisat hocasi ve bir iktisat yazari olarak yaptigi çalismalar nedeniyle Japon imparatoru tarafindan, Japonya’nin “Order of the Secret Treasure, Gold and Silver Star” madalyasi’ile onurlandirildi.
Prof.Dr. Haluk Cillov’un kim oldugunu anlatmadan önce basili ürünlerini özetleyeyim: Türkçe yayinlanmis 13 kitap, 21 ilmi etüd ve yabanci dilde yayinlanmis 15 etüd. Bunlarin yaninda ekonomi konularinda iki bin makale.
Prof.Dr. Haluk Cillov bundan 50 yil önce Istanbul Üniversitesi Iktisat Fakültesi’nden mezun olmus ve mezun oldugu fakülteye asistan olarak girmis. Fakültede “Türkiye Ekonomisi” ve “Istatistik” dersleri okutmaya baslamis. Sonra “Nüfus” meseleleriyle ilgilenmis. Sekiz yil “Gazetecilik Enstitüsü”nün müdürlügünü yapmis. 1987 yilinda yas haddi dolayisiyla emekli olmus.
Bizim nesil Haluk Cillov’u yazilarindan tanir… Bizim dönemimizde gazetelerde ekonomi sayfalari yoktu. Belli gazetelerde ekonomi sütunu bulunurdu. Ekonomi sütunlarinda da Fasih Inal, Haluk Cillov ve Selahattin Tuncer imzali yazilar yayinlanirdi.
Bu yazilarda ekonominin temel kavramlari, ithalat ihracat, tarim üretiminin nasil gelistigi, bugday ithalati, seker kitligi gibi konular islenirdi. Allah uzun ömür ve de kalemlerine güç versin, bu üç yazar da yazilarini sürdürüyor.
Bana verilen bilgiye göre Haluk Cillov 1953 yilinda haftalik “iktisat ve ticaret” yazilarina baslamis hiç aksatmadan 1993 Eylül ayina kadar ayni sütunda yazilan yayinlanmis. 1978-1979 yilinda “Yilin Gazetecisi” olarak ödüllendirilmis.
Haluk Cillov’un bir özelligi, üniversite disinda da bir “iktisat hocasi” olarak gösterdigi faaliyet. 1974-1975 yillarinda bir süre Ticaret Bakani olarak hükümette bulundu.
1964-1984 arasinda yirmi yil Istanbul Ticaret Odasi’nin iktisat danismanligi görevini yapti. 1975 yilindan bu yana Yapi ve Kredi Bankasi, Türk-Ho-echst Ilaç Sanayii, Oyak-Renault otomobil fabrikalari, Koç Yatirim Holding, Halk Sigorta yönetim kurullarinda görev aldi.
Haluk Cillov’a Japon Imparatorunun madalyasinin verilmesi vesilesiyle düzenlenen törende konusan Iktisat Fakültesi Dekani Esfendar Korkmaz, “1936 yilinda kurulan Iktisat Fakültesi’nden bugüne kadar mezun olan 16 bin kisinin tamami Haluk Cil-lov’u tanir, sever” dedi. Prof.Dr. Erdogan Alkin ise Haluk Cillov’un çok önemli özelliklerini saydi: “Haluk Cillov isini seven, ciddiye alan bir bilim adamidir. Bakan olarak Ankara’ya gittigi dönem dahil, üniversite hayati boyunca her dersine, her imtihana zamaninda girmis, hiç birini kaçinmamistir. Bu bakimdan örnek bir hocadir” diyerek Haluk Cillov’u Övdü.
Oyak-Renault otomobil fabrikalan yönetim kurulunda birlikte çalistiklari Cavit Çitak ise Haluk Cillov’un baska özelliklerini anlatti. “Haluk Cillov en zor
sorunlarin ortaya çiktigi anlarda bile telasa kapilmaz, yüzünden gülümseme gitmez, sorunlari tartisacak yerde ileriye dönük çözüm arayislarina baslar. Her soruna evrensel yaklasir” dedi.
Haluk Cillov bir Türk üniversite ögretim üyesi… Ama sayin okuyucularima özetledigim “meziyetleri” ni Türkiye’de çok az kimse biliyor, takdir ediyor…
Buna karsi yabancilar “Yavuuu… Bu adamda da is varmis… Bu adam ülkesi için birseyler yapmis… Bir aferinimiz olsun…” diye gönül aliyor…
Japon imparatoru adina konsolosun Haluk Cillov’un gögsüne taktigi madalyadan önce de Fransiz Hükümeti, “Legion d’Honneur” nisaninin “Officier” rütbesini vermis. Fransizlar Haluk Cillov’u “Acede-mie des Sciences Commerciales”e üye seçmis. Alman Hükümeti “Federal Almanya Yüksek Liyakat Nisani” ile taltif etmis…
Açik anlatimiyla “baskalari” bizim hocaya “aferin” çekmis…
Sadece Haluk Cillov’a degil, baska Türk hocalarina da “baskalari” aferin çekiyor…
Geçenlerde sermaye çevrelerinin “Köprüye Hayir” dedigi gerekçesiyle “kara listelerinden bir türlü çikaramadiklari” sempatik hocam Besim Üstünel’i de gene Japon imparatoru madalyalandirmisti.
Basarilari, iyilikleri ödüllendiremez, takdir etmez isek, o zaman insanlar basarili olma yansina girmiyor…
Iyi ki, bizim yapamadiklarimizi yabancilar yapiyor… Belki bu örnekleri göre göre, biz de basarililan ödüllendirme, iyi seyler yapanlara “aferin” deme aliskanligini ediniriz.
(Bu yaziyi yayinlamadan önce okuyan bir arkadasim uyardi: “Türkiye’de liyakat degil sadakat esastir. Eger madalya verilmeye kalkilirsa liyakat madalyasi yerine sadakat madalyasi verilir” dedi… Galiba da dogru söyledi…)

 

Sende yorum yap