Sömürü bitmedikçe “sosyalizm” bitmez

, , Sende yorum yap

Türkiye Isçi Partisi (TIP) Genel Baskani Mehmet Ali Aybar “inanmis-gerçek bir sosyalist” idi. Dün topraga verdik. Allah rahmet eylesin.
Demokrasi olmadan sosyalizm olamayacagini savunan Mehmet Ali Aybar ile Ugur Mumcu’nun bir söylesisi 12 Agustos 1990 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayinlanmisti.
“Güler yüzlü, insancil sosyalizm” görüsünü ortaya atarak, Leninist parti modeline karsi çikan, sömürüye ve kapitalizme karsi demokratik sosyalizm ile mücadele edebilecegine inanan Mehmet Ali Aybar’in Ugur Mumcu’ya anlattiklarinin önemli bölümlerini Sayin okuyucularima aktarmak istiyorum.
Mehmet Ali Aybar diyor ki: “Pek çok kimse sosyalizm bitti mi” diye soruyor. Bu soruyu soranlara, sunu sormak lazim: insanin insani sömürmesi bitti mi? Bir emekçinin, bir isçinin, bir köylünün ürettigi arti degerin tamamina o sanayi isletmesine, o tarim isletmesine sahip olan elkoyuyor. O arti degeri üretene, uygun gördügü miktarda bir ücret veriyor. Iste sömürü denilen sey de bu. Bir insanin baska insanlari sömürmesi olayi bu. Bu dünyada bitti ise, sosyalizm de bitti demektir.
Sömürüyü ortadan kaldirmamiz gerekir. Insanlar, kendi emeklerine baskalarinin elkoyma-sina riza göstererek yasayamaz.
Tüm isletmelerin devlete ait olmasi sömürüyü ortadan kaldirmaz. Örnegin Sovyetler Birligi’ndeki koyu devletçilik uygulamasi döneminde sömürü ortadan kaldirilamadi.
Konuya sömürülen insan, üretim yapan insan açisindan bakmak gerekir. Arti degeri yaratan isçi için patronun “devlet” olmasi ile “özel kisi” olmasi arasinda fark yoktur. Önemli olan onun emeginin gerçek karsiligini alabilmesidir. Devlet, arti degerden daha fazla pay alsa bile onu isçi için harcar diyemezsiniz. Devlet, arti degerden aldigi paylan üreticinin yarari disinda alanlara kaydirabilir.
Burada “Leninist parti modeli”nin sakatligi ortaya çikiyor. Leninist parti modeli “öncülerin” modelidir. Öncüler, fedakardir, namusludur, dürüsttür. Ama, “halkin kendisi” degildir. Sovyetler Birligi’nde yasananlardan alinacak dersler vardir. Devrimde halk dislandi. Bazi liderler ortaya çikti. “Devrim budur. Sosyalizmi kurduk. Çarligi yiktik” dedi.
Fakat halk için degisen birsey olmadi. Halk bakti ki, “Bir takim adamlar ortaya çikti. Çarla-ri kovdu. Idareyi ele aldi. Halk için çalistiklarini, halkin çikarlarini savunduklarini söylüyorlar. Ama halka birsey sorduklari yok. Halki yönetime karistirmiyorlar…”
“Sosyalizmin gerçek devrimi”, halkin yönetimi eline geçirmesiyle olacaktir. Bütün mesele “gerçek anlamda demokrasinin uygulanmasi”dir. Sosyalizm demokrasisiz olmaz. Sosyalizm, demokrasi ile birlikte olacaktir. Sömürü, demokrasi olursa ortadan kalkar. Millet Mecli-
si’nde çogunlukta emekçiler olacaktir. Sosyalizm budur.
Bu görüse karsilik “Bütün bunlar hayal. Fukara emekçi, maliye, iktisat, dis politika mi bilir? Bütçe mi yapabilir?” diyenler olacak. Baslangiçta emekçiler maliyeden anlamayacak. Ekonomiyi bilmeyecek. Fakat emekçiler zamanla daha iyi egitim imkanlarina kavusacak. Geçis döneminde ise sosyalist uzmanlar, bürokratlar onlara yardimci olacak. Inanmis, sosyalist uzmanlar, bürokratlar Millet Meclisi’ne giren isçi ve köylü emekçilere neyin ne oldugunu basitlestirerek anlatacak. Yol gösterecek.
Burada ortaya konulan modeldeki farki dikkatten kaçirmayiniz: Aydinlarin “sosyalist öncülügü” yerine, “isçilerin öncülügü” esas oluyor. Sosyalist aydin, “öncü isçiler”in yaninda yer aliyor.
Sosyalizm uygulandiginda, halk gerçekten iktidar oldugunda ve de herkes nüfus içindeki çogunlugu oraninda parlamentoda temsil edildiginde din, dil, irk farkliligi, çatismasi ve de bölücü hareketler de ortadan kalkacak. Ermeni, Kürt, Azeriler, nüfus içindeki payina göre parlamentoda temsil olunacak.
Marksizm, genel hatlariyla bilimsel bir teoridir. Bilimsel teoriler icat edildigi zamanki kosullarin içinde kalamaz. Mutlaka onu asmasi gerekir ki, gerçekleri daha derinden kavrasin. Sovyetler Birligi’nin basindan geçenlere bakarak yeni bir atilim sarttir. Leninizm teorisiyle, “öncüler teorisiyle” sosyalizm olamayacagi görüldü.
Öncüler, sömürüyü önlemek için devleti ele geçirecek. Sömürüyü kaldirmak için arti degeri paylastiracak. Fakat bu modelde de arh degeri yaratan bölüstürmüyor. Onun seçtigi temsilcinin katildigi meclis yapmiyor.
Öncü oldugunu söyleyen bir baskasi yapiyor. Sistemi düzeltmek için mutlaka sömürülen insanin söz ve karar sahibi olmasi gerekir. Üreticinin iktidar olmasi ve Milli Geliri bölüstürmede söz sahibi olmasi gerekir.
Bunlari söyleyen Mehmet Ali Aybar, istanbul çocugu idi. Varlikli bir aileye mensuptu. Galatasaray Lisesi’ni ve Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmisti. Hukuk Fakültesi’nde devletler hukuku doçentligi yaparken Vatan ve Gün gazetelerinde yayinlanan yazilari nedeniyle üniversiteden uzaklastirildi.
1962 yilinda sosyalist egilimli Türkiye Isçi Partisi’ni kurdu. 1965-1969 yillari arasinda partisini Istanbul Milletvekili olarak TBMM’de temsil etti. Kültürlü, çaliskan, ülkesini seven, medeni ve savundugu fikirlere inanmis bir Türk aydini idi.
Savundugu görüslere inanabilirsiniz, inanmayabilirsiniz… Türkiye’de Mehmet Ali Aybar gibi ülkesinin ve halkinin iyiligi için “inandigi çizgide” mücadelesini dengeli biçimde sürdürebilmis, sayginligini hayat boyu korumus o kadar az insan var ki…

 

Sende yorum yap