Rodeo

, , Sende yorum yap

Çiller henüz “çirak iken”, ustasi Demirel ögüt vermis: “Siyaset bir rodeodur. At (iktidar) seni sirtindan atmaya çalisacak. Sen üstünde kalmaya ugrasacaksin” demis. Ege Cansen, bizim memlekette siyaseti en iyi bilen ustalarin, yeni politikacilar yetistirirken onlari “rodeo”cu olmaya tesvik etmelerinin yanlisligina isaret ediyor. Politikacilarin “rodeo” ile vakit geçirmeleri yüzünden ülkenin “çemberleri kiramadigi” na dikkati çekiyor.
Bu sütunda 7 Mayis 1994 tarihinde “Rodeo” basligi ile bir yazim daha yayinlanmisti. Madem ki Ege Cansen “rodeo” konusunu tekrar gündeme getirdi, eski yazimin bas kismini tekrarlayip, sonunu bugüne baglayayim.
Efendim, “rodeo” denilen sey bir Amerikan oyunudur. At ile binici arasindaki çekismeyi sergiler. Atin amaci üzerindekini en kisa sürede yere savurmak, binicinin amaci atin üzerinde daha fazla kalabilmektir. Rodeoda basan ölçüsü zamandir. Binici at üzerinde ne kadar kalabilir ise, kendini o kadar basarili sayar. O kadar alkis toplar.
Rodeo oyunu, ufacik bir alanda gerçeklesir. Seyirciler o alanin etrafina çepeçevre dizilir… Atlar o alanin ortasinda tepisir… Rodeocular o alanin ortasinda tepisen atlarin üzerinde kalma savasi verir… Ne atlar, ne biniciler o ufacik alanin disina çikmazlar. Çikmayi düsünmezler. Çikmaya tesebbüs etmezler. Seyirciler de böyle bir bekleyis içinde degildir zaten. Çünkü onlar da “rodeo”nun raconunun bu oldugunu bilirler. At üzerindekini savurdugunda, yere düsen tekrar ata binmek için çabalar… Tek basina binemez ise etrafindan birilerinin yardimi ile atin üzerine tekrar çikmak ister… Basaramaz ise, ortalikta tepinen atin üzerine çikmaya can atan bir baska rodeocu sahada belirir. Atin pesinden kosmaya baslar… Atin üzerinde devamli kalamayacagini bile bile, atin üzerinden düserken kafasinin kolunun kirilacagini bile bile bunu yapar… Çünkü o rodeocu olarak dogmus veya rodeocu olarak yetismistir. Rodeo yapmaktan baska birsey bilmez. Hayati rodeodur… Geçimini rodeodan saglamaktadir.
Alanin etrafini çeviren insanlar ise, “rodeo seyretmenin büyüsüne kapilmis” gariplerdir… Tepinen atlari, at üzerine binenleri, at üzerinden düsenleri seyrederek vakit öldürürler…
Rodeo oyunu disinda, insanlar baska amaçla “at binerler”. At binip bir yere ulasirlar. Çabuk, hizli ulasirlar… At binip bir engeli asarlar.
Siyaset adami (veya kadini) bir yere gitmek, engelleri asmak için at biner. Basarisi gittigi yolun uzunlugu ile, engelleri asmadaki becerisi ile ölçülür.
Siyaset adami (veya kadini) için, “debelenen atin üzerinde biraz daha fazla kalmak” basan sayilamaz. Debelenen atin üzerinde daha fazla kalmak için verilen ödünlere, harcanan zamana yaziktir.
Siyaset adami (veya kadini) ileride
atin üzerinde (iktidarda) kaldiklari süreye göre degil, iktidarda ne kadar yol aldiklarina (ati ne kadar çok kosturduklarina, engel atlamadaki basarilarina) göre degerlendirilir.
Debelenen bir atin üzerinde kalmaya çalisan rodeocu “menziline varamaz”. Zaten o atin üzerine çikarken bir yere varamayacaginin bilincindedir. Rodeocu atin üzerinde biraz daha fazla kalabilmek için at ile “al gülüm-ver gülüm” devamli bir gizli pazarlik, çekisme halindedir. Çünkü atin istegi, onu bir an önce savurmak, onun istegi at üzerinde biraz daha kalabilmektir…
Bütün bunlari bugün tekrarlamamin bir nedeni var… Belki birileri okur… Belki birileri yararlanir… Belki birileri “rodeo” yaparak Türkiye’nin yönetilmeyecegini, bir yere gidemeyecegini fark eder.
Yeni bir koalisyon kurmak için “ciddi” çalismalar yapiliyor… Bu koalisyonu olusturacak partilerden, bu koalisyonun programini yazacak politikacilardan “saf ve bakir bir Anadolu çocugu” olarak, bir “sade vatandas” olarak isteklerim var…
– “Geçici hükümet”, “koalisyon hükümeti”, “seçim hükümeti” gibi yakistirmalarin etkisinde kalmayiniz. “Hükümet” gibi “hükümet” olmaya çalisiniz. Seçimi saglikli biçimde gerçeklestirecek kanuni düzenlemelere öncelik vermek, ülkenin temel ekonomik ve sosyal sorunlarina egilmenizi önlemez.
– Koalisyon hükümetinin programini hazirlarken, bir icraat takvimi yapiniz. Üç ay, bes ay… Ne kadar kalacak iseniz, bu süre içinde ülkenin tüm sorunlarini çözemezsiniz ama hiç olmazsa 3 tane, 5 tane temel sorunu çözebilirsiniz.
Sorunlar sepetinden seçiniz 3 veya 5 sorun… Ve çözünüz bunlan… Gösteriniz becerinizi… Gösteriniz bu garip halka ki, “çözümsüzlük bu ülkenin kaderi degildir…”
Tas üstüne tas koyamayacak iseniz, bu gücü kendinizde görmüyorsaniz, hiç olmazsa daha önce üst üste konulmus taslari devirmeyiniz. Yapilmisi yikmayiniz, ödedigimiz pahali faturalari, sil bastan bizim önümüze sürmeyiniz.
– Ey hükümete katilacak partilerin milletvekilleri, politikacilari, uzmanlari, taraftarlari… Sorumluluk sadece hükümet listesinde isimleri yazili olanlarin sirtina binmeyecek. Sizler de sorumluluk altina giriyorsunuz. Madem ki, hükümet sorumluluguna katilan partilerin destek-cisisiniz. “Iste at… Iste meydan…” Aliniz ati, kosturunuz… Rodeo yaparak vakit öldürmeyiniz. Eteklerinizdeki tasi dökünüz. Becerinizi ortaya koyunuz. Bu ülkenin, bu halkin iyiligi için neler düsünüyorsaniz, ne iddialariniz var ise, uygulamaya geçiriniz…
“Saf ve bakir bir Anadolu çocugu” olarak ben uyanmi “simdiden” yapayim da, “Abicim daha önce neden söylemedin. Tüh bak bunlan daha önce seyleseydin biz de gerekeni yapardik” diye “sonradan” faturayi bana yüklemeye kalkan olmasin!…

 

Sende yorum yap