Rakamlar” kötü, şartlar” iyi

, , Sende yorum yap

Bana soruyorlar: “Ekonomi ne durumda?” Bu soruyu iki farkli sekilde cevapliyorum: (1) Rakamlara göre ekonominin durumu kötüdür. (2) Türkiye’de “kemiklesen yapiya” göre ekonominin durumu normaldir. Hatta iyi sayilir.
“Böyle sey olur mu?” demeyiniz. Olur efendim… Çünkü “iyilik ve kötülük” göreceli bir degerlendirmedir. “Neye göre iyi?”, “Neye göre kötü?” Türkiye’nin ekonomik durumu Avrupa Toplulugu’na dahil ülkelere göre kötü… Ama 1994 yilindaki sartlara göre iyidir. Hatta geçen yila göre de iyidir. Unutmayiniz. Türk ekonomisi için “iyilik degil”, “kötülük esastir”.
Kötülügün göstergesi halk için issizlik, fakirlik, pahaliliktir. Yirmi iki yildir yüzde 70 dolayinda enflasyon sartlarinda yasayan halk “issizlige, fakirlige ve pahaliliga” o kadar serbetlendi ki, enflasyonun “on puan” asagi inmesi, “on puan” yukari çikmasi artik halki sarsmiyor. Halkin iyilik ve kötülügü ölçme hisleri “köreldi”…
Halkin durumunu bir yana koyalim, simdi genel sartlara bakalim.
Genel ekonomik ölçüleri uygularsaniz, rakama bakarsaniz, halkin durumu kötü.
Türk ekonomisinin “can suyu” dövizdir. Türk ekonomisi her türlü sartta ayakta kalir. Dövizi bittiginde nefesi tikanir. Söyle var, böyle var… Suradan geliyor, buradan geliyor. Ama döviz geliyor ve de var. Türkiye için (halk için degil, ekonomi için) önemli olan dövizin fiyati degil bulunurlugudur. Döviz rezervi iyi. Bankalarda, büfelerde, ceplerde döviz bol. O kadar bol ki, insanlar dövizden Türk Lirasi’na kayiyor. Mevcut sartlarda ekonomide dövizin bulunmasi “bir numarali iyiliktir.”
Gelelim “Iki numarali iyilige”. Ekonominin Türk Lirasi ve döviz açigi var. Bu açik bugün ortaya çikmadi. Yillarin birikimiyle çig gibi büyüdü, büyüyor. Iç ve dis borcun büyüklügü önemlidir ama esas önemli olan vadesi gelen faizlerin ve borç ana para taksitlerinin ödenmesidir. Mevcut kötü sartlara ragmen “çark dönüyor”… Ana para taksitleri ve faizler zamaninda su veya 6u sekilde ödenebiliyor.
Iste genel olarak “devlet katinda” rakamlara göre kötü, ama sartlara göre iyi olan durum budur.
Devlet katindan inelim “piyasa” katina… Piyasa denilen sey, 63 milyon insanin soludugu bir “pazar yeridir”… Bu pazar yerinde isler durursa, 63 milyon insan bundan etkilenir. Pazar yerinde islerin nasil gittiginin göstergesi “tarimsal üretim
miktari, sinai ürünlerdeki artis, özel sektörün yatirim harcamalari, sanayinin kapasite kullanimi, otomobil satis rakamlari, beyaz esya ve kahverengi esya satisindaki canliliktir.” Bu göstergelere göre piyasa “canli”. Piyasanin canliligi nedeniyle özel kesimde firmalar, bankalar, ticarethaneler büyük sorunlarla karsi karsiya degil.
Borsa denilen “kagit pazari” 63 milyon insanin alim satim yaptigi yer degil ama, 63 milyon insanin her gün ilgisini çekiyor. Moralini yikiyor veya yükseltiyor. Borsada da “canlilik” iyi.
ithalat aksamiyor, ihracat sürüyor. Mal kitligi diye bir sey yok. Kimse çikip “Piyasada isler simdiye kadar görülmemis biçimde iyi” diyemez ama, bizim alistigimiz kemiklesmis piyasa sartlarinda bu durum “iyi bir durum”dur.
Piyasa katindan inelim “halk katina”… Halkin sesi çikmaz oldu. Nasil çiksin. Halk “iyilik bekleyisini” unuttu. “Daha kötü olmasin” diye sabah aksam dua ediyor.
Genel ekonomik ölçüleri uygularsaniz, rakama bakarsaniz, “halkin durumu kötü”. Tarim ürünleri fiyatlarini ne kadar ar-tirsaniz, kamu personeline ne kadar zam yapsaniz, emeklilerin durumunu ne kadar düzeltseniz onlari mutlu edemezsiniz. Ama Türkiye’de olusan ve alisilan “kötü sartlarda”, bu yil tarim ürünlerine iyi fiyat verilmesine çalisildi. Bu fiyati ödeyecek para bulunup, üreticiye verilse köylü sesini çikarmayacak. Kamu personeline genelde beklenenin üzerinde ödeme yapildi. Gecekonducuya göz yumuluyor. Yaz geldi, simdi meyva ve sebze ucuzluyor.”Benim halkim, benim vatandasim, benim yurttasim kanaatkardir, itaatkardir. Sesini çikarmaz!.”
Halkimizin “enflasyon karsisindaki durumunu ise, yazinin ilk bölümünde arz etmeye çalistim.”
Iste bunun içindir ki, sayin okuyucularim “rakamlara” bakarsaniz ekonominin durumu kötü, ama bizim kemiklesmis ve alisilmis sartlarimiza bakarsaniz “iyidir”… Bunlari neden yaziyorum? Türkiye’de hükümet degisikliginde iktidar koltuguna oturanlar önce kilitlenen kapilari açmak zorunda kalir: “Dövizi nereden bulacagiz, petrolü nereden getirecegiz, duran sanayiyi nasil çalistiracagiz, batan bankalari nasil toparlayacagiz…” seklinde dertlere bogulur. Bu hükümetin kurulmasi ile bakanlik koltuguna oturanlarin önünde böyle kilitli kapilar yok. Enkaz edebiyati ardina siginip, is yapmamanin, beceriksizligin mazeretini simdiden ileri sürmesinler. Türkiye’nin sartlari budur. Türkiye’nin sartlarinda “dengesizlikler üzerinde dengesini bulmus olan ekonomi”de yapacaklari her “olumlu” katki “sonuç verebilir”. Hadi bakalim görelim “yigitlerin marifetini”.

 

Sende yorum yap