Piyasalar kıpırdıyor

, , Sende yorum yap

Piyasalarda bir kipirdanma var. “Çok etkili tedbirler alindi. Tedbirler basari ile uygulandi. Bunun sonucu kriz atlatildi” demek imkansiz.
“Eski hamam, eski tas. Üstelik tellaklar da degismedi”. Ve de birçok alanda sorunlar çözülmedi. Artti. özellestirme yapilamadi. Özellestirme kapsamina alinan KIT’ler ve de özellestirme kapsami disindaki KIT’ler verimli çalisamiyor. Borçlari, zararlari artiyor. Parasizlik nedeniyle kamu yatirimlari durdu. Özel sektör yatirim yapmiyor. Üretim geriledi. Bütün bunlar nedeniyle Milli Gelir yüzde 6 oraninda düstü. Nüfus artisini da buna ekleyiniz, Türk halki bir yil önceye göre yüzde 8 fakirlesti demektir, issizlik azalmiyor, artiyor. Ve de iste böyle bir çerçeve içinde, “piyasa kipirdamaya basliyor!”
Normal olarak “piyasanin kipirdamasi”, yatirim, üretim ve istihdam artisi sonucu halkin gelirinin artmasi ve geliri artan halkin daha fazla harcamasi ile mümkün olabilir. Devlet de “piyasayi kipirdatabilir”. Vergileri kisar. Halkin harcayabilecegi para miktarini artirir. Daha çok kamu yatirimi yapar. Bu yatirimlar nedeniyle daha çok kamyon, daha çok çimento kullanilir. Piyasaya hareket gelir. Veya uzun dönemdeki zararina aldirmadan Devlet para basip, enflasyonu artirarak piyaya hareket getirir. Daha olmadi, disaridan dolarla borçlanip, bu dolarlari maas ücret artisi olarak halka dagitir. Talebi canlandirir.
Devlet bu sayilanlari yapmiyor. Tam tersi bir politika izliyor. Açik anlatimiyla bugün için devletin uygulamalari da piyasayi kipirdatacak degil, daraltacak uygulamalar.
Fakat ortada bir gerçek var: “Piyasa kipirdar gibi.” Acaba piyasa nasil “fikirdamaya basladi?”
Piyasayi “fikirdatmaya baslayan” üç önemli kaynak var: (1) Ertelenen tüketim ihtiyaçlarinda “tahammül sinirina gelinmesi”. (2) Bono faizlerine bagli olarak faizlerin düsmesi. (3) Enflasyon ve buna bagli olarak Dolar ve Mark fiyatlari hakkindaki iyimser bekleyisler.
Simdi ben Sayin Okuyucularima bunlari teker teker anlatayim.
(1) Ekonomide kriz ortaya çiktiginda, insanlarin gelir artisi durdugunda ve hatta gerileme basladiginda, insanlar gelecekleri hakkinda “endise duymaya” baslarlar. En zorunlu tüketimlerini bile “ertelerler”, örnegin elbise, ayakkabi ihtiyaçlari var ise, “mevcut ile idare edelim” diye düsünürler. Örnegin evlerini badana ettirecek, evlerine koltuk kana-pe koyduracak ise “bir süre kalsin” derler. Hele hele, ek bir televizyon almayi, buzdolabini degistirmeyi, otomobile para yatirmayi hiç düsünmezler. Fakat “tüketim ertelemenin” bir tahammül siniri vardir. En zorunlu ihtiyaçlarindan baslayarak bir süre sonra harcama-lari açmak zorunda kalirlar. Gelir artmadigi halde harcama nereden yapilacak? Herkesin kendine göre, kendi ölçüsünde bir birikimi veya bir borçlanma kaynagi vardir. Bu azdir, çoktur. Ama bu damlalar ortaya çikinca, damlar damlar, kovalar dolar.
(2) Simdi gelelim faiz oranlarindaki gerilemenin “fazileti”ne. Bugün yatinm ve üretim artmiyor geriliyor. Tüketici kredi kullanmaya istekli degil. Yatirimci, üretici, tüketici para pesinde kosmuyor, Para pesinde kosan “Hazine”. Kaba anlatimiyla paranin “tek alicisi var: O da Hazine.” Halk da, bankalar da, kuruluslar da ellerindeki fazla parayi Hazi-ne’den baskasina satamiyorlar.
Iste bu durum Hazine’ye paranin fiyatini (faizini) istedigi rakkamda belirleme sansini veriyor. Hazine uzun süre dolara ve marka hücumu önleme arayisinda faizi yüksek tuttu. Simdi de “hizla asagiya indiriyor”. (Insallah bu kadar hizli inis sonucu faiz bir yere çarpmaz. Bir kaza bela ortaya çikmaz!..) Hazine faizi indirince, bankalar da indiriyor. Daha önce yüksek faizin cazibesine kapilip, ellerindeki, ceplerindeki paranin tamamini faize yatiranlar simdi gevsemeye basladi. Alternatif yatirim alani olarak Borsa’ya gidenler var, arsaya gidenler var. Bu arada faizdeki paralarin bir kismi da tüketime gitmeye basladi.
(3) En sonunda geldik piyasayi kipir-tadan veya fikirdatan üçüncü “kaynaga”. Bu kaynak, enflasyon ve buna bagli olarak dolar ve mark fiyatlari hakkindaki iyimser bekleyis sonucu dövizden çözülen paralar. Bir süre önce enflasyonun yukariya tirmanacagi konusunda yaygin bir bekleyis vardi. Bugün bekleyis tersine dönmüs durumda. Halk enflasyonun asagiya inebilecegini düsünüyor. Enflasyon asagi iner ise, dolar ve mark fiyattan da geçmis yillardaki kadar artmayacak demektir. Türkiye’de çok kisi dolar ve mark fiyatlarindaki hizli tir-manisin cazibesinde parasini dövize bagliyordu. Bunlarin net getirisi olup olmadigini düsünmüyordu bile. Çok kisi için de dolar ve mark almak, çilgin enflasyon karsisinda Türk Lirasi tasarruflarinin erimesini önleme tedbiriydi. Enflasyon “asagiya iner gibi”… dolar ve mark fiyattan asagiya iner gibi olan “enflasyonun da altinda seyreder gibi”… Eeeee… Bu durumda halkimiz Türk Lirasi’na dönüp, biraz da para harcayabilir demektir.
Görüyorsunuz ki, Sayin Okuyucularim, piyasalari “yapisal degisimin gerçeklesmesi, istikrar tedbirlerinin basarisi veya sorunlarin sona ermesi” kipirdatmiyor. Eger kipirdama var ise, bu kipirdamanin kaynaklan baska seylerdir.

 

Sende yorum yap