Okuyup üflemekle enflasyon düşmez

, , Sende yorum yap

Enflasyon, pahalilik, fiyat artisi, fakirlik farkli seylerdir. Bunlarin arasindaki farki bilmeyenler “ekonomide olup biteni” anlayamaz.
(1) Enflasyon para arzindaki artisin, Milli Gelir’deki artisin üzerine çikmasidir. Parasal talebin, piyasaya arz edilen mal ve hizmetten daha fazla artmasidir.
Basitlestirerek anlatayim: Firindan 100 ekmek çikiyor. Halkin elinde 100 lira var. Her ekmek l liraya satilir. Firindan 100 ekmek çiktikça ve piyasada 100 liradan fazla para olmadikça ekmek l lira olarak kalir. Enflasyon olmaz. Firindan 50 ekmek çikarken, piyasada gene 100 lira varsa, ekmek 2 liraya satilir. Çünkü, para miktari ayni iken ekmek arzi düsmüstür. Firindan 100 ekmek çikarken, halkin elindeki para 100 liradan 150 liraya yükselir ise, ekmek de yüzde 50 artar. Yüzde 50 enflasyon olur. Ekmek 1.5 liraya satilmaya baslar.
Firindan 150 ekmek çikarken, halkin elindeki parayi gene 100 lira olarak sinirlarsaniz ekmek fiyaü l liradan 60 kurusa düser. Firindan 150 ekmek çikmaya baslayinca, halkin elindeki parayi da 100 liradan 150 liraya yükseltirseniz, bir ekmek gene l liradan satilir. Para arzi arttigi halde fiyat degismez. Çünkü para arzi, mal arzina esit miktarda artirilmistir.
Bir ülkede mal ve hizmet miktarindaki degisim Milli Gelir’deki artis oranini gösterir. 1997’de, Milli Gelir yüzde 8 oraninda artmistir. 1997’de parasal talep de yüzde 8 artsa idi, fiyatlar sabit kalir, enflasyon olmazdi.
Günümüzde parasal talebin göstergeleri çesitlendi. Banknot disinda araçlarla da parasal talep yaratiliyor. Bakiniz 1997 yilinda Milli Gelir yüzde 8 oraninda artarken, parasal talebi yaratan baslica büyüklükler nasil artmis:
– Rezerv Para denilen büyüklük 1997 yilinda yüzde 90 oraninda, 1998 yilinin ilk 3 ayinda yüzde 17 oraninda artmis.
– Merkez Bankasi Parasi denilen büyüklük 1997’de yüzde 76’lara kadar genislemis. 1998 yilinin ilk üç ayinda ulasilan rakam, 1997’de tepe rakamindan yüzde 18 daha büyük.
– Merkez Bankasi’nin Bilançosu, 1997 yilinda yüzde 75 büyümüstü. 1998 yilinin ilk üç ayindaki büyüme orani yüzde 27 dolayinda.
Enflasyon, “leblebiye narh konularak”, “is adamlarindan kârlarini düsürmeleri rica edilerek” düsürülemez. Enflasyonu düsürmenin formülü “ne kadar kadar köfte o kadar ekmektir”. Parasal talep artisi kisilir, parasal büyüme ekonomik büyümeye paralel hale getirilirse enflasyon düser.
(2) Pahalilik, belli bir dönemde mal ve hizmet fiyatlarinin gelirden fazla artmasidir.
Basitlestirerek anlatayim: Bir ayakkabi 100 lira. Bir kisinin aylik maasi 100 lira. Bir yil sonra, ayakkabi 200 lira, kisinin aylik geliri 200 lira. Fiyat artmis, ama o kisi için ayakkabi pa-halilanmamistir. Bir yil sonra ayakkabi oldu 400 lira. Kisinin geliri kaldi 300 lirada… O kisi için ayakkabi pahalilanmistir. Ayakkabi fiyati oldu 400 lira. Ama kisinin geliri çikti 600 liraya… Bu kisi için ayakkabi pahalilanmamistir. Pahalilik, kisisel, sinifsal, yöresel gelire göre nisbi bir deger yargisidir.
(3) Fiyat artisi, mal ve hizmetlerin fiyatlarinin genel çizgisinin yukan tirmanmasidir. Enflasyonun olmadigi dönemlerde belli mal ve hizmetlerin fiyatlari artabilir. Eksilebilir. Enflasyon döneminde her malin ve hizmetin fiyati farkli oranda artabilir. Eksilebilir. Veya belli bir dönemde fiyat ve gelirler ayni ölçüde artabilir.
(4) Fakirlesme, Milli Gelir’in ülkedeki genel nüfustaki artisin gerisinde kalmasidir.
Türkiye’de nüfus her yil yaklasik yüzde 2 dolayinda artiyor. Her yil Milli Gelir en az yüzde 2 dolayinda büyümeli ki, sofraya yeni oturanlar, baskalarinin lokmasini paylasmak zorunda kalmasin. Milli Gelir nüfustaki artistan ne kadar daha fazla büyür ise, ülkede yasayanlar fakirlikten zenginlige o ölçüde geçer.
Bunlari bilelim de, ekonomide “enflasyon tartismalarinda” neyi konustugumuzu, enflasyonun nasil asagi çekilebilecegini anlayalim.
Ali Riza KARDÜZ^

@

 

Sende yorum yap