Ne olacak halimiz?

, , Sende yorum yap

Aaaaa… Herkese bir hal oldu. Sanki baska hiçbir konu yok… Ekonomi… Enflasyon… Faiz… Bono… Borsa… Döviz… Dolar… Mark…
“- Nasilsin Yavuuuu? Çoluk çocuk ne yapiyor? Karin ile aran iyi mi? Sevgilin, metresin var mi? Sen bir dansöze asik olmayi düsler durursun… Bulabildin mi hayalindeki dansözü?” gibi seyleri soran yok.
Ilgisiz birine rastliyorum. Merhaba demeden soruyor:
“- Bu ekonomi hakkinda görüsün ne karde-sim?”
“Saf ve bakir bir Anadolu çocugu” olarak bildigim kadariyla basliyorum anlatmaya…
Biraz sonra bir arkadasima rastliyorum. Eskiden her görüsmemizde çapkinlik konulari konusulurdu. Merhaba demeden soruyor:
“- Sonbaharda dolarin fiyati kaç lira olur dersin?”
Bilmisligimi ispat etmek için basliyorum anlatmaya… Hocalarima rastliyorum. Bekliyorum ki, isimden gücümden sorgu sual eylesinler ki, içimi dökeyim. Merhaba demeden soruyorlar:
“- Sonbaharda enflasyon gene patlar mi acaba?”
Hocalarima mahcup olmamak için, basliyorum anlatmaya…
“Ben ekonomiyi çok iyi biliyorum da, her rastladigim bana bu sorulan soruyor” sanarak önceleri isi ciddiye aliyordum. Her soruyu bogazimi kurutup, girtlagimi parçalayarak, kan-ter içinde ciddi ciddi cevaplamaya çalisiyordum. Sonra farkettim ki, bu adet olmus… Sadece bana sormuyorlar ki… Önüne gelen, önüne gelene ayni seyleri soruyor… Ayni cevabi alsa bile sormaya devam ediyor.
Ilginç bir nokta da, soru soranlarin mutlaka “felaketi teyit edici” bir cevap bekleyisinde olmalari.
Mesela,
“Birkaç ay içinde çok firma iflas eder. Degil mi?” diye soruldugunda, karsinizdakinin söyle bir cevap bekledigini anlamak zorundasin.
“- Tabii… Tabiii… Bittabiii. Çok firma iflas e-der. Hem de bir kaç aya kalmaz… Yakinda iflaslar baslar…”
Ben bunu farkedince bana soru yöneltilmesini caydiracak bir denemeye giristim:
Birisine rastliyorum. Mutad sorular basliyor:
“- Dolar üç ay içinde 50 bin lira olur. Degil mi?”
Ben hiç beklemedigi sekilde cevabi yapistiriyorum:
“- Dolar yil sonuna kadar 32 bin lirada kalacak. Bu konuda yetkililerle konustum.”
Bir baskasina rastliyorum. Mutad sorular basliyor:
“- Bu Hükümet iki aya kalmaz dagilir degil mi? Ardindan mutlaka erken seçim yapilir degil mi?”
Ben hiç beklemedigi sekilde cevabi yapistiriyorum:
“- Ohooo… Tansu Hanim’in isi is… En az iki yil iktidarda. Seçim zamaninda yapilir. Onu da Tansu Hanim alir… Hem de tek basina…”
Ama bu isi tutturamadim. Çünkü soruyu soran o-lumsuz bekleyisinin tersine cevap alinca, basliyor o-lumsuzlugunu kanitlamak için konusmaya… Uzattikça, uzatiyor… Içimi karartiyor.
Ama baska bir kurtulus yolu buldum. Buldugum:
“- Bana ne yavuuu…” yöntemi.
“Gümrük Birligi’ne katilma isini geciktire-ccklermis…”
“- Bana ne yavuuuuu…”
“- Merkez Bankasi’nda döviz kalmamis diyorlar.”
“- Bana neee… Yavuuu…”
“- Ciddi ciddi firmalar sapir sapir dökülüyor.”
“- Bana neeee… Yavuu…”
“- Gazetelerin tiraji…”
“-Bana neeee… Yavuu…”
“- Bu faizlerle yatirim, matirim yapilmaz. Üç-bes yil sonra üretimde, istihdamda ciddi sorunlar belirince…”
“- Bana neee… Yavuuu…”
“-Gelir dagilimi giderek bozuluyor.”
“- Bana neeee… Yavuuu…”
“- Bu pahalilik…”
“- Bana neeee… Yavuu…”
“Adamlar devleti soymus sogana çevirmis.”
“- Bana neee… Yavuu…”
Ben bu “Bana neee… Yavuuu” isini pek begendim. Buna pek alistim… Benim için kurtulus yolu oldu diye seviniyordum. Gelin görün ki geçen gün basima neler geldi.
Uzun zamandir patron ile konusmayi düsünüyordum. Benim ücretim kaç aydir “Allah için” bir zam görmedi. Patrona birkaç defa dolayli haberler gönderdim. Bir ses çiktigi yok. Geçen gün yüzümü kizartip, odasina girdim, “lisan-i münasip” ile durumu anlatmaya çalistim. Ne cevap verse begenirsiniz:
“Bana neee… Yavuuu..”
Iyi de, ben derdimi kime anlatacagim?

 

Sende yorum yap