Minik Serçe” bir gecede 5 bin kişiye şarkı söylüyor

, , Sende yorum yap

Sezen Aksu 22 yildir sahnede. “Minik Serçe” olarak sahneye çikmisti. Giderek “yaptigi iste devlesti”, ama “Minik Serçe” imajini korudu. Herhalde “yaptigi is” çok begeniliyor ki, bir gecede “5 bin Istanbullu’yu, Açik Hava Tiyatrosu’na toplayabiliyor.”
Geçen Cumartesi 4 gece tekrarlanacak Sezen Aksu halk konserleri basladi. Bu 4 gecede 20 bin kisiye sarki söyleyecek demek. 16 Eylül’den sonra 4 gece daha sahne alacak. Böylece kisi basi bir milyon veya birbuçuk milyon lira ödeyen 40 bin kisi “Minik Serçe”yi üçbuçuk saat sahnede izlemek firsatini bulacak.
Ses sanatçisi için plak-disk önemli. Halk sanatçiyi böyle taniyor. TV programlan önemli. Halk sanatçinin yüzünü böyle görüyor. Fakat halkin ses sanatçisini sahnede izlemesinin bir ayricaligi var… Sanatçiyi halkin karsisinda sahneye çikarmak bir organizasyon isi. Sanatçiyi bulacaksiniz, razi edeceksiniz. Müzik ekibini tutacaksiniz. Konser için yer ayarlayacaksiniz. Ses düzeni kuracaksiniz. Bilet basacaksiniz. Ilan vereceksiniz. Halki toplayacaksiniz. Sanatçilarin parasini, ses düzeni, aydinlatma ve de yer kirasini ödeyeceksiniz. Sonra da bu isten zarar etmeyeceksiniz.
Bu dünyanin her yerinde önemli bir is. “Carreras, Domingo ve Ravarotti” üç ünlü opera sanatçisi idi. Fakat sadece belli çevrede taniniyordu. Belli çevreye söylüyordu. Tibor Rudas isminde bir “organizatör”, büyük bir proje hazirladi. Büyük bir riske girdi. Bu üç opera sanatçisini 7 Temmuz 1990 tarihinde Roma’da Cara-calla Hamami’nin yikintilari önündeki bahçede birlikte sahneye çikardi. Konseri 6 bin kisi dinledi. Bu organizasyon o kadar begenildi ki, alti yildir Tubor Rudas 3 opera sanatçisi için dünyanin degisik ülkelerinde benzer konserler düzenliyor.
Mustafa Oguz’un “Most”u…
Mustafa Oguz, yirmi yildir Türkiye’de Türk müzigi, bati müzigi ve gösteri sanatçilarina sahneye çikma imkani sagliyor. Bu isi bir zamanlar çok iyi yapan rahmetli Egemen Bostanci ile çalismisti. On-bes yildir “Most Production” isimli kurulusun semsiyesi altinda sanatçilarla, halk bulusturuyor. Halka belli bir bilet ücreti karsiligi sevdigi sanatçiyi dinleme sansi yaratiyor. Yaz aylari Istanbul Rumeli Hi-sari’nda, kis aylari Bostanci Gösteri Mer-kezi’nde sürekli programlar düzenliyor. Diger aylar yurtiçinde ve yurtdisinda konserler verdiriyor.
Sezen Aksu’nun istanbul Açikhava Tiyatrosu’ndaki konserlerini de Mustafa Oguz’un “Most Production” kurulusu düzenlemis. Most düzenlemesiyle Sezen Aksu, Açikhava Tiyatrosu’nda sahneye çikarken, Rumeli Hisari’nda da Ugur Yücel halkla bulusuyor. Bu yil Rumeli Hisan’nda 65 gösteri düzenlenmis. Her gece 1 200-1.500 kisiden yilda 80-100 bin ki-
si, Rumeli Hisari’nda sevdigi sarkicilari izliyor. Dikkat buyurunuz, bu tip gösterilere bilet ile giriliyor. Belediye, Hazine, bilet üzerinden vergisini tam olarak aliyor. “Most”un düzenledigi programlarla yurtiçinde ve disinda her yd 500 bin kisi canli
müzik ve gösteri izleme sansina sahip oluyor.
Lütfü Kirdar vali ve belediye baskani iken, Har-biye’de yaptirdigi Spor ve Sergi Sarayi (simdi Kongre Sarayi oldu) yanina bir de açikhava tiyatrosu yaptirmayi düsünmüs. Tiyatronun yapimina 1946 yilinda baslanmis. Bir yilda ana yapi tamamlanmis. Ama açilis 1950 yilinda Sophokles’in Kral Oidipus oyunu ile yapilmis. Bugün Açikhava Tiyatrosu’nda normalde 5 bin seyirci zorlama ile 6 bin, altibin besyüz seyirci gösteri izleyebiliyor.
Sezen, seyirciyi büyülüyor
Sezen Aksu’nun ilk gecesinde Açikhava Tiyatrosu’nda bos tek bir koltuk yoktu. Güvenlik sistemi, seyirciye yardimci olacak kadro çok iyi çalisiyor. Bilet sahipleri itisip kakismadan numarali yerlerini bulabiliyor, Yapi Kredi’nin hediyesi plastik koltuklan sayesinde birbirinin üzerine çikmadan, rahat rahat sahneyi izleyebiliyor. Sahne düzenine de özen gösterilmis. Ses teknisyenleri, sahneye girip çikan gereksiz görevliler, sahne gerisine alinmis. Ve de çok güzel bir sey yapilmis. Kocaman bir perdeye, dört ayri kameradan alinan görüntüler konser boyunca yansitiliyor. Böylece 5 bin izleyici, dev perdede Sezen Aksu’nun en küçük mimiklerini, müzisyenlerin hareketlerini izleyebiliyor.
Sezen Aksu izleyenlerin ilk defa dinleyecekleri bir sarki söylemiyor. Açikhava Tiyatrosu’nu dolduran 5 bin izleyicinin hemen tamami Sezen Aksu’nun seslendirdigi sarkilari ezbere biliyor. Konserin sonuna dogru Atilla Özdemiroglu kemanini inletmeye basladiginda izleyenler Se-zen’in “Kaybolan Yillar”i seslendirecegini anlayip, sarkiya Sezen ile birlikte giriyor. Düsünebiliyor musunuz, 5 bin kisi hep bir agizdan söylüyor: “…simdi bana kaybolan yillarimi verseler/simdi bana yeniden bir ömür vaadetseler/simdi bana yeniden ister misin deseler/hiç bir sey söylemeye hakkim yok…” Sezen, susuyor… Sahnedek, basamaga ilisiyor… Agliyor. Izleyenler Atilla Özdemiroglu’nun kemani esliginde Sezen’in sarkisini söylüyor…
Böyle bir olaya ben yirmibes yil önce Washington’da (o yillarin ünlü grubu) “Peter, Paul and Mary”nin konserinde sahit olmustum. Üçlünün her sarkisina ikibin dinleyici eslik ediyordu. “Böyle bir sey olabilir mi?” diye düsünmüstüm. Yirmibes yil sonra ik misli seyirci toplulugunun Sezen’e eslik ettigine sahit oldum.
Sezen sahneye çiktigi anda seyirci ile bir gönül bagi kuruyor. Seyirciyi herhalde büyülüyor k, üçbuçuk saatlik konser boyu besbin ksiden rahatsiz edici bir ses çikmiyor. Tekrar olacak ama, anlatayim… Sarklar ayni sark, Sezen ayni Sezen ama halk bikmiyor. Demek ki, Sezen’in yorumu farkli, show’u farkli.
Bir milyon lira bilet ücreti ödeyebileceklere Sezen’in halk konserlerini tavsiye ederim. Bir milyon lira bazi “Sezensever-ler”e çok gelebilir.
Bana anlatildigina göre bu tip organizasyonlar çok masrafli imis. Bu kadar büyük mekanda düzenlenmesine ragmen büyük masraf faturasina Renault’un katkisi olmasa, biletleri bu fiyatin üstünde satmak gerekecekmis.

 

Sende yorum yap