Menfaat çelişkileri

, , Sende yorum yap

Her kisinin, her kurulusun, toplumdaki her kesimin kendilerine göre bir bekleyisi var. Bu bekleyis “en iyiye ulasmaya dönük” bir bekleyis. Buna yabancilar “rasyonel” diyorlar. Bizim dilimizde bu kelimenin karsiligi sözcüklerde “akilci, akla dayanan” olarak belirtiliyor. Ortadogu Teknik Üniversi-tesi’nde ders veren merhum Fuat Çobanoglu, “Rasyonel kelimesinin gerçek karsiligi iktisadi demektir. Bir seyi rasyonellestirmek, verimli hale getirmek, kârini artirmaktir…” dermis.
Herkesin, her kurulusun kendine göre bir rasyoneli vardir.
– Isçinin rasyoneli, daha az emek harcayip, daha fazla para kazanmaktir.
– Isverenin rasyoneli, isçisini daha fazla çalistirip, daha az ücret ödemektir.
– Çiftçinin rasyoneli ürününü en pahali satmaktir.
– Tüketicinin rasyoneli, ekmegi, sebzeyi daha ucuza yemektir.
Bu saydigim örnekler kisiler arasindaki menfaat çeliskisini ortaya koyuyor.
Bir de kisilerle toplum arasinda menfaat çatismasi var. örnegin:
– Köyden kente göç edenin rasyoneli istedigi yere bir gecekondu dikmektir. Birini diktikten sonra bir gecekondu daha yapip satmaktir.
– Orman köylüsünün rasyoneli agaçlan kesip, ormanda tarla açmaktir.
– Tütün, findik, çay üreticisinin rasyoneli üretebildigi kadar mali, yüksek ve pesin fiyattan devlete satmaktir.
– Müteahhidin, isadaminin rasyoneli devletle is yapip çok para kazanmaktir.
Bütün bunlar normaldir. Her kisinin, her kurulusun
kendi durumunun iktisaden daha güçlü olmasi için çaba göstermesi hakkidir.
Ama bunlarin tepesinde bir de ülkenin rasyonelinin olmasi gerekir. Ülkenin rasyoneli, kisi ve kuruluslarin rasyonellerini, ülkenin, toplumun menfaatleri ile çelismeyecek biçime getirmek, dengelemektir.
Iste en zor olan da budur. Rasyonelden ayrilmadan, farkli rasyoneller nasil dengelenecek? Ülke nasil rasyonalize edilecek? Çünkü dogal olarak kisi ve kuruluslar çikarlarinin, menfaatlerinin sinirlanmasini kabul etmeye hazir degil… Tersine daha fazla çikar ve menfaat arayisinda. Bunlar ise rasyonal düsünüs ve bekleyisin dogal sonucu.
Politikacinin “eline baltayi alarak” kisi ve kuruluslarin siniri asan ve toplumun rasyoneli ile çelisen menfaatlerini budamasina imkan yok. Tersine politikaci güçlü alt kesimlerin çeliskiyi artirici girisimlerine seyirci kaliyor, hatta yardimci oluyor.
Halbuki ekonomide istikrarin, sosyal barisin ve huzurun temini menfaat dengesine bagli.
Baska ülkelerde saglanan
ve bozulmayan bu denge bizde acaba neden saglanamiyor ve neden giderek bozuluyor.
1) Türk halki dünyayi izlemiyor. Dünyadan koptuk. Toplum olma, toplum olmanin gereklerine uyma zorunlulugundan haberimiz yok. Kisi ve kuruluslar sadece kendi çikarlarini düsünür oldu.
2) Türkiye’de, toplumsal dengelerin kurulmasi, genel bir rasyonalizasyon için insanlari ve kuruluslari “özveri”ye yöneltmek imkani yok. Özveri denilen sey unutuldu.
3) Medya kisi ve kuruluslari “yanlis yönlendirdi, yanlis yönlendiriyor”. Dikkat buyurunuz “eksik” degil, “yanlis yönlendirme” sözko-nusu. Böyle bir ortamda, toplumun ve ülkenin yararina ekonomi politikalari, sosyal politikalar olusturmak ve uygulamak imkansiz.
Demek ki herseyden önce bir genel egitim seferberligine ihtiyacimiz var. Halka neyin ne oldugunu anlatacagiz.
Bunu yapamadikça ne IMF formülü ile ne de silah zoruyla ekonomide ve sosyal hayatta yeni dengeler kurmak sansi olmadigini bilelim.

 

Sende yorum yap