Marmaris’te dağ taş beton

, , Sende yorum yap

Marmaris’de ormanlar yaranca haber oluyor. Ormanlar kesilip yerine bina yapilinca kimseden ses çikmiyor. Karayolu ormanlar içinden geçerek Marmaris’e ulasir. Tepeden sehire dik bir inis vardir. Bu inisin basindan sehir çanak gibi görülür. Görünümü süsleyen, çanagi çeviren tepelerin yesilligidir. Daha dogrusu “yesilligi idi!..” Çünkü bu yesillik giderek yok oldu. Tepeden inerken bakiyorsunuz… Dagin yamacini kapsayan ormanin göbeginde iki delik… Koskoca iki delik… Hani çocuklarin basina “saçkiran girer” de, kafada kocaman iki delik açilir ya… Iste o biçim… Birisi “yolunu bulmus”. Ormanin o bölümünü traslamis… Bina doldurmus… Ama kaç bina?.. Ben diyeyim her delikte bin bina, siz deyiniz her delikte üç bin bina… Yesilin yerini beton ve tugla almis… Marmaris ormanlari yaniyor diye aglayanlarin “Kör gözüm parmagina” orman tras edilince acep içleri neden sizlamaz?
Armutalan’da armut kalmamis
Turizm Bakanligi tarafindan yaptirilan, daha sonra Turban’a ve simdi de Toprak Holding’in mülkiyetine geçen Marmaris Tatil Köyü, Türkiye’deki tatil köylerinin ilklerindendi. Daha önce insa edilen Lidya Oteli disinda Marmaris körfezinde baska tesis yoktu. Sahil cam agaçlan ile kapliydi. Lidya’dan sonra yol çok bozuk oldugundan tatil köyüne tekne ile ulasmak daha kolaydi.
Tatil köyünün “entel gazete bayii” Muharrem, Ankara’dan ve istanbul’dan gelip yilin belli döneminde tatil yapanlara çevreyi gezdirirdi. Rahmetli Haldun Taner, Mülkiye’den hocamiz Seha Meray, Tarhan Erdem, Osman Olcay, Özdemir Benler ile bulundugumuz günlerde Muharrem bizi “Armutalan” isminde kesfedilmemis yemyesil bir köye götürdü. Rahmetli Seha Hoca, Tarhan Erdem ve daha sonra Büyükelçi Özdemir Benler muhtarin israri ile birer parça satin aldi. Fiyatlar memurlarin ödeyebilecegi ölçüde idi. özdemir Benler ilk binayi yapti. Seha Hocamiz hayalindeki çiftligini ta-mamlayamadan öldü. Vasiyeti üzerine Armutalan’a gömüldü. Tarhan Erdem arsasini sath. Pasalarimiz ev yapinca Armutalan ünlendi… Armutalan’da bugün yesillik diye birsey kalmamis, insanlar “dana fazla bina, daha fazla bina, daha fazla bina” diyerek bir karis toprak birakma-macasina, ecis-bücüs rezil binalarla topragi örtmüs.
Gecekondu’dan çirkin yapilasma
Gecekondu’nun bile bir zarafeti vardir. Marmaris’in içinde metrekaresi 3 milyon liraya satilan arazilerin üzerine dikilen beton binalarin görüntüsü insani boguyor. Sehir tatil kenti degil de zorunlu iskandan ortaya çikmis bir göçmen kampi gibi. Bir metrekare toprak 3 milyon liraya satilinca tabii ki kimse bir karis bos toprak birak-
maz. Bir küçük daire 100 bin marka satilinca tabii ki yap-satçilar bos durmaz… Acep bu ecis-bücüs, denizden uzak, denizi-yesili görmeyen birbirinin içine bakan daireleri kimler alir? Neden alir?
Bodrum’daki kibrit kutusu tipi betonlasmaya üzülenler, Marmaris’i görünce Bodrum’un durumuna dua edecek… Yapilacak birsey var: Bodrumlular’i Marmaris’e götürmeli “Bakin haaa… Iste kötü betonlasmanin bir sehri nasil öldürdügünü görün. Buna göre iki kattan çok bina yapmayin, Bakin… Biraz özen ile sehir özelligini nasil koruyabilir… Görün…”diye ders vermeli.
“Küfran-i nimet…”
Hine geçen nimetin degerini bilmeyenleri Anadolu’da “küfran-i nimet” etme diye uyarirlar. Marmaris’in yesil örtüsü, mavi denizi bir nimet. Marinasi bir nimet… Marina’ya üst gelir grubundan kisa sürede çok para harcama potansiyeli olan yabanci turist geliyor. Sehirdeki kaliteli otellere Dalaman yolu ile yabanci ülkeden toplu turist geliyor… Fakat bu imkanlardan Marmaris yararlanamiyor.
Çarpik yapilasma, çarpik sehirlesme, Belediye’nin yanlis politikasi sonucu (1) Sehirin yabanci için cazibesi kalmamis (2) Lokantalar, egelence yerleri ve alis veris düzeni bozulmus.
Yillar önce bir dostum Marmaris’de yaz mevsimi dükkan kiralar, deri esya satardi. Sonra dükkani satin aldi. Kendi isyerinde deri esya satti. Birkaç yil önce sa-tislar durdu. Dükkani kapadi… “Abicim… Marmaris’te esnaf agliyor…” diye yakinir.
Gerçekten de, yat limani yabanci yatlarla dolu. Oteller yabanci turist dolu… Yat limanindaki ve sehir içindeki lokantalar, magazalar sinek avliyor.
Marmaris’de olan biteni iyi izleyen bir turizm isletmecisi anlatti: “Marmaris’e gelen yat sayisi, turist sayisi bes yil öncenin iki misli… Ama lokantalar, magazalar is yapmiyor… Olur mu böyle sey?… Ama Marmaris’de olur. Belediye, her binanin altinda dükkan açilmasina izin verdi. Her binanin altinda üç dükkan, iki lokanta açildi… Turist sayisi iki kah artarken, dükkan ve lokanta sayisi yirmi-otuz kat artti. Dükkan ve lokanta sahipleri kapi önünde duruyor. Kollarindan çekerek müsteri avlamaya bakiyor. Içeri giren müsterinden, issizligin acisini çikarmaya çalisiyor. Yabanci turist Türkiye’ye gelirken bir deri esyanin bir halinin kaç para ettigini biliyor. Bir yemege kaç para ödenecegini ögreniyor. Marmaris’teki dükkanda satilan bir deri ceketi, bir haliyi üçte bir fiyatina ülkesinde alabiliyor. Neden Marmaris’ten alisveris yapsin? Neden kalitesiz bir servis ile sunulan kalitesiz bir baligin çilgin faturasini ödesin… Belediyenin hesapsiz kitapsiz politikasi, esnafin hatasi Marmaris’te piyasayi öldürdü. Gelen turist “uyarilmis”… Alis veris etmiyor. Lokantaya gitmiyor. Kolundan çekistirmesinler diye sokak aralarina girmiyor…”
Iste pasam Marmaris!..

 

Sende yorum yap