Marmaris’te ateş ormanları yaktı şimdi güneş insanları yakıyor

, , Sende yorum yap

Ünal Toprak, Marmaris’in en büyük ve en lüks turistik tesisi, 5 yildizli Mares’in (eski Marmaris Altin Yunus Oteli’nin) müdürü.
Genç, isini seven, basarili bir turizm isletmecisi.
Ünal Toprak’a göre, son orman yangini yerli ve yabanci turist akimini engellememis. Marmaris’teki 33 bin isletme belgeli, 16 bin belediye ruhsatli yataklar günesin insanlari yaktigi su günlerde yüzde 85 doluluk orani ile çalisiyor. Halbuki Mayis-Haziran aylarinda doluluk orani yüzde 60-yüzde 65 dolayinda idi.
Marmaris’in nüfusu kis aylari 35 bin dolayinda. Yaz aylari 280 bine yükseliyor.
Ünal Toprak, “Marmaris eskiden yabancilar için tali (ikinci derece) bir tatil yöresi idi. Antalya dolduktan sonra Marmaris’e turist gelirdi. Simdi Marmaris Antalya’ya gelen turistin bir üst sinifini cezbedebiliyor” diyor. Bir baska gelisme Marmaris’e gelen yabanci turist sayisinin yerli turist sayisini asmasi. Geçen yil toplam 600 bin turist gelmis. Bu sayinin en az yüzde 80’inin yabanci turist oldugu tahmin ediliyor. Marmaris’e giden ana yolda ilerlerken ve de sehri saran daglarda, yanginin izini göremiyorsunuz. Fakat Marmaris’te tek bir konu var: Orman yangini…
Marmaris ormanlari devamli yangin tehdidi altinda
Eski Mugla Valisi (yeni milletvekili) Lale Aytaman anlatiyor:
“Orman yangininda 2 ayri konu var: (1) Her yil çikan yangin sayisini azaltmak (2) Yangin çiktiginda yanan alani sinirlamak. Mugla bölgesinde her yil 1.500-2.000 hektar orman yanar. Yangin sayisini azaltma ve yanan alani sinirlama çabasi ile 1995 yilinda yanan alan 500 hektara indi. 1996 yilinda bu son yangina kadar 260 hektar orman yanmisti. Son yanginla 4.350 hektar (halk anlatimiyla 43.500 dönüm alani kaplayan agaç yandi.”
“Basbakanlik DPT Müstesarligi Milletlerarasi ve Yurtiçi Toplanti ve Seminer Sitesi”ni isleten, “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasi Marmaris Milletlerarasi ve Yurtiçi Egitim ve Seminer Sitesi Idaresi Müdürü (Sayin okuyucularim, “mizah” yapiyorum sanmayiniz bu kelimeler yazlik tatil kampinin kapisina yazili iki tabeladaki yazilardir!…) anlatiyor: “Abicim o aksam çig köfte partimiz vardi. Çig köfte satisi 19.30’da baslayacakti. Ahçibasi bana geldi. ‘Çig köfteler hazir. Yarim saat sonra satis baslayacak. Tanesini kaça satalim?’ diye sordu. Ahçibasi gitti. Bir süre sonra ‘yangin var, ah yaniyoruz…’
feryadini duydum. Demek ki, yangin 19.00’dan sonra basladi. Gittim baktim. Çigköfte hazirlanirken otlar tutusmus… Ates yürüyüp kampin arkasindaki agaçlan sarmis. Hemen yangin ihbari yaptim.”
Lale Aytaman anlatiyor: “DPT-TCMB Kampi, ormanin en yogun oldugu bölgede deniz kiyisina kurulmus. Agaçlar ile kamp arasinda güvenlik seridi yok. Kampta yangin söndürme ile ilgili hiç bir araç gereç yok. Buna karsilik ihbarda gecikme sözkonusu ola-
maz. Kamp müdürünün çigköfte esasli beyanina göre yangin 19.00-19.30 arasinda çikmis. Orman santralinin bilgisayar kaydina göre ihbar 19.45’de yapilmis. Ihbarda büyük gecikme yok.
Yanginin büyümesinin ardinda politika ve beceriksizlik var
Türkiye’de orman yogunlugunda Rize ilk sirada. Ardindan yüzde 67 çogunlukla Mugla geliyor. Demek ki, Mugla topraklarinin yüzde 67’si ormanla kapli. Bu yaklasik 7.500 kilometre kare orman varligi demektir. Rize’de iklim sartlan nedeniyle yangin tehlikesi yok. Türkiye’de yangina en hassas bölge Mugla bölgesi. Ormanlarin sorumlulugu, Orman Genel Müdürlügüne bagli Orman Bölge Müdür-leri’ne veriliyor. Onlarin altinda Isletme Sefleri var. Bundan bir süre önce politik nedenlerle 4 Orman Bölge Müdürü ve bunlarin altindaki Isletme Sefleri görevlerinden alinmis yerleri degistirilmis. Bu makamlar politikacilar için önemli “politik makamlar”. Orman Yagmasi, agaç kesimi ve herseyin ötesinde devamli ve geçici isçi aliminda Bölge Müdürleri ve Sefleri yetkili, Mugla Böl-gesi’nde yangin çikiyor. Orman Bölge Müdürü ve Sefleri vekil. Alani tanimiyor. Teskilati tanimiyor. Teskilat ile emir-kumanda-iletisim zinciri kurulamamis. Kimin ne yapacagi belli degil.
Normal olarak yangin zamaninda ihbar edilsin edilmesin gözetleme kulesinden hemen tesbit edilmesi gerekir. Yangini baslangiçta görebilecek durumdaki kuleden hiç bir ihbar yok. Kuledeki gözcü yanginin baslangicini degil gelismesini bile göremiyor.
Bölgede bir helikopter var. Bu söndürücü degil, gözcü helikopter. Isi, havadan yanginin istikametini izlemek, söndürücülere talimat vermek.. Gerekirse söndürme için yere adam indirmek. Yangin boyu bu helikopter kayip. Muhtemelen “turistik veya politik ziyaret amaciyla birilerine tahsis edilmis.”
Acemilikten söndürücülere kimse dogru talimat veremiyor. Gündüz rüzgarli havadan yorgun düsen söndürücüler gece rüzgar durdugunda yangini kontrol altina alma firsatini kaçiriyor.
Bu son yangin degil
Bu “son yangin” degil. Fakat bu yangin olayi iyi degerlendirilmeli. Olay 3 helikopter daha alalim, 5 uçak ismarlayalim gibi “isi ticarete dökmenin, bu vesile ile 3-5 kisiyi zengin etmenin” ötesinde degerlendirilmesi gereken bir “faciadir”.
Ormani yakan atesten, insanlari yakan günese dönelim… Marmaris’de gök mavi, deniz mavi… Turistler güzelim tesislerin kumsallarina yayilmis günesin ve denizin tadini çikariyor.
Yabanci turistler bizim kendi içimizdeki düzensizlik ve rekabetin meyvasi-ni topluyor. Çok ucuz fiyatla güzelim tesislerde güneste yanma sansini elde ediyor. Ama bu durum sonuçta bizim turistik tesislerimize yatirim yapanlari ve isletenleri “yakiyor”. Bu da uzun bir konu bir baska yazida anlatirim.

 

Sende yorum yap