Londra’daki ünlü Simpson mağazasını Japonlar aldı

, , Sende yorum yap

Londra’da Piccadilly Caddesi’nin hemen arkasindaki sokagin ismi “Jenmyn Street”dir. Bu sokagin tarihi 1664’le-re gider. Kral II. Charles düklerinden Henry Jermyn’e bu yörede konut ve dükkan yapma izni verir. Yörenin özelligi Saray’a yakin kimselerin yasadigi sokaklarin yakininda olmasidir.
Dük Henry Jermyn bu yörede konutlar, pansiyonlar, oteller, çarsi, tavernalar, okullar ve de güzel bir kilise yaptirir. Bu kilisenin bahçesi Pica-dily ve Jermyn’i birbirine baglar.
Jermyn Street, zamanla Londra’nin en güzel magazalarinin bulundugu bir sokak haline gelir, özellikle gömlek, elbise, ayakkabi, tütün ve yiyecek maddeleri satan dükkanlariyla ün kazanir.
Bugün Jermyn Street’de faaliyetini sürdüren “Edwin R Cooper” isimli eczanenin kapisinda 1751 tarihi yazilidir. 93 Numaradaki “Paxton and Whitfield” peynirci dükkani 1797 yilindan bu yana peynir satmaktadir. Ingiltere’nin en iyi erkek gömlegini diken “Hilditch and Key” 1836 yilindan bu yana ayni dükkandadir.
Simpson isimli bir Ingiliz bir yüzü Jermyn Street’e öbür yüzü Picadily’e bakan 6 katli magazayi açinca Londra’da olay olmus… Simpson sadece gömlek, kravat, elbise, ayakkabi üzerinde ihtisas-lasmamis, bunlarin herbirini yaptirip, ayni dükkanda satmaya baslamis. Ve de erkek pantalonunun rahatligiyla ün kazanmis.
Simpson’in yasli babasi, dapdaracik pantalonlardan sikayet edermis. Panto-lonlarin rahatsizligi onu üzermis. Simpson, babasi için rahat bir pantalon kalibi çikarttirmis. Özel bir pantalon yaptirmis.
Babasi bu pantalonu çok begenmis. Pantalonun giyimi çok rahatmis. Onun üzerine Simpson ayni kaliptan pantolon yaptirip satmaya baslamis. Bu pantolon-lar rahat kesimleri ile beklenenin üzerinde ilgi görmüs. Ingilizler “O rahat panto-londan yok mu?” diye sormaya baslayinca Simpson pantalona “Babamin Pantolonu” (ingiliz dilinde: Dedy’s Slacks) adini koymus. Ingiliz dilinde baba kelimesinin ilk iki harfi ile pantalon kelimesinin son iki harfini birlestirip, “Daks” markasini olusturmus.
Daks markasi, Simpson magazasinin kendi kalibi ile üretilen giyim esyalarinin markasi olarak yasiyor. Saygin ve biraz da “pahali bir marka”… Fakat kumasi, dikimi kaliteli ve de giyimi çok rahat
Simpson magazasinin kapisinda ne bir muhafiz ne bir kapici durur. Isteyen döner kapidan içeri dalabilir. Ama, magazanin anlatilmasi güç bir havasi vardir… Bu nedenle kapidan içer her insan girmez. Girmeye çekinir. Magazanin her katinda seçme esyalar satilir. Fiyatlar normal fiyatlarin üzerindedir ama, iki misli üzerinde degildir… örnegin baska yerde 100 liraya alacaginiz bir mali Simpson kalitesi ile 120 liraya alabilirsiniz.
Param oldugu zaman, ihtiyacim oldugu zaman Daks pantalonu satin alirim. Modelini vererek Türkiye’de benzerini diktirmeye çalistim. Olmadi… Giymeyen, rahat pantolon ne imis anlayamaz… Daks’in yelekli (üç parça) erkek elbiseleri de pek rahat ve kalitelidir. Simdilerde fi-yatlari 400, 500 ingiliz Lirasi dolayinda. Yaklasik 40-45 milyon Türk Lirasi. (Bu
yaziyi hazirlarken sordum. Kaliteli Vakko erkek elbisesi 50 milyon, Beymen erkek elbisesi 49 milyon lira imis.)
Simpson ölmüs. Müteveffa Simpson Efen-di’nin magazasina olan ilgim bir süre sonra dergilerde resmini gördügüm, hikayesini okudugum kizina yöneldi. Çünkü babasindan sonra Georgina magazayi yönetiyordu. Georgia, bizim TVlerde ve sinemalarda filmlerini izledigimiz Ingilizler’in tiyatro oyuncusu Anthony An-drews ile evli bir “fistik hatun”dur.
Ilginç bir yasam tarzi vardi… (Vardi da ne oldu… Yazinin sonunda okuyacaksiniz…) Londra disindaki malikanesinde yasardi. Sabah erken kalkar, iki çocugu ile kahvalti yapar, at biner, banyosunu yapar, saçlarini tarar, ögle yemegini yakin kiz arkadaslarindan biri ile küçük bir lokantada yedikten sonra Simpson magazasindaki odasinda çalismaya baslardi. Ögleden sonraki saatleri is temaslari alirdi. Saat 17.30’da kendisine çeki düzen verirdi. Saat 18.00’de kocasi aktör Tomy magazaya gelirdi. Kocasi ile ve çok kere magazanin üst yöneticileriyle içkilerini içerler, eve telefon edip çocuklarini ararlar, onlara iyi geceler dilerlerdi. Kocasi “sahneye çikmak” üzere ayrilir, Georgina bir baska oyuna veya sinemaya giderdi. Sonra tekrar birlikte olurlar, hafif bir yemek yer ve malikanelerine dönerlerdi… Ve de bu yasama biçimi beni çok etkilerdi. Derken Simpson ailesinin elindeki hisse senetlerinin önemli bölümü bir ingiliz bankasina geçti. Ve de sonunda Georgia elinde kalan hisseleri “Sankyo and Seiko” isimli Japon firmasina satarak aile isimlerini tasiyan magaza ile ilgisini kesti. Simdi malikanesinde kitap okuyarak vakit geçiriyor.
Ancaaaakkkkk… Eski dönemlerini hatirliyorsaniz, biliyorsaniz, bugün gittiginizde Simpson magazasinda hiçbir degisiklik göremezsiniz. Bu hikayeyi okumamis olsaniz, magazaya Japonlar’in sahip oldugunu anlayamazsiniz.
Çünkü Japonlar, “Eh artik bu magazayi biz aldik. Burasi bizim kendi malimiz. Kendi adamlarimizi yerlestirelim. Kendimize göre magazayi adam edelim!..” dememisler. Her bölümde, o bölümün yillanmis sorumlu saticilari islerinin basinda. Yilbasi öncesi pantalon saticisi ile sohbet ettim. “Müdürümüz, seflerimiz ayni kisiler. Geor-gina’nin magaza sahipliginden ayrildigini, Japon firmanin magazayi satin aldigini duyduk ama, bugüne kadar hiçbir Japon’un yüzünü görmedik. Zaten neden görelim ki? Onlar hisse senetlerinin gelirine bakarlar. Magaza basardi yönetiliyor, kâr ediyor, biz isimizi yapiyor isek, neyi degistirecekler?” diye konustu.
Magazadan çikarken düsündüm… Acaba bir “Baba Türk” bu magazayi sa-tin alsa idi ne yapardi? ismini degistirirdi. Degistirmedi diyelim. O magazanin kendisine ait oldugunu belirtmek için isime mutlaka bir ekleme yapardi. En üst katta
kendine bir patron odasi dösettirirdi. Müdürü kovar, yerine oglunu getirirdi. Saticilari degistirirdi. Bir süre sonra isler kötü gitmeye baslayinca da “Ulan kapiya da kocaman mavi boncuk asmistik. Ama bu milletin nazari öyle keskin ki… Boncuk bile çatladi… Yoksa biz zarar edecek adam miydik!” diye aglasmaya baslardi.

 

Sende yorum yap