Kopan elleri, ayakları diken Cerrah Oya Bayrı kol derisinden de “penis” yapıyor

, , Sende yorum yap

Su veya bu sebep ile, parmak, el, kol, ayak koptu… Ilk ya-pilacak is kopan parçayi temiz bir plastik torbaya koymak, sonra o plastik torbayi, içinde buz olan bir baska plastik torbanin içine yerlestirip, en hizli yoldan hastaneye kosmak… Aman dikkat. Kopan parça buza, suya deymeyecek.
En hizli sekilde “ne demek?” Onu da anlatayim… Önemli olan parçanin nereden, ne büyüklükte koptugu ve de parçada adale olup olmadigi. Çünkü kopan parçadaki adale hizli ölüyor. Parmak koptu: 12 saat içinde cerraha yetistirilir ise yerine dikmek mümkün. Kol koptu. Kolda adele var. Adale 5-6 saat içinde kansizliktan ölüyor. Daha kisa sürede cerraha ulasmak sart. Türkiye’de her yil sadece is kazalarinda 6 bin-7 bin el ayak kopuyor. Bunun disindaki kazalarda kopanlarin sayisi bilinmiyor. Kopan el ayaktan pek azi “uzman bir cerrah eliyle” dikilebiliyor.
Karadenizli’nin parmagi kopar ise ne olur?
Bugün anlatacagim seyler “kanli ve heyecanli”… Bu ciddi konuya girmeden konu ile ilgili bir fikra ile Sayin okuyucularimi biraz rahatlatayim. Hikayeyi Okay Gönensin kardesim nakletti. Karadeniz’den parmak dikme uzmani Cerrah Oya Hanima bir telefon geliyor. “Doktor hanim, bizim Temel’in parmagi koptu ne yapalim?” Oya Hanim: “Parmagi temiz bir plastik torbaya koyun, onu da buzlu bir torba içine yerlestirin. Hemen gelin dikelim” diyor. Telefon eden soruyor: “Parmagi kopan Temel’i de getirelim mi?”
Bu parmak dikme, el dikme isi nereden çikti? Bu isin esasi nedir? Ise bastan baslayayim. Efendim, Istanbul’da Paste-ur adinda bir Fransiz Hastanesi vardi. Bu hastane 7.200 m2 arsa içinde yüz yillik bir müessese idi. Fransizlar cimrilik etti. Hastaneyi yasatmak için paradan kaçti. 1991 yilinda burayi 9.5 milyon dolara Tekfen’e satti. Hastane bosaltildi. Bu hastanede son onbes yil Dr. Atilla Oymak bashekimlik yapmisti. Onun zamaninda, bu hastanede “Mikrocerrahi” denilen bir bölüm olusmus, bu bölümde çalisan güçlü bir ekip ortaya çikmisti.
Mikrocerrahi ne dernek?
Mikrocerrahi, mikroskopla ve alet kullanilarak yapilan çok küçük cerrahi operasyonlar. Burada damar bilgisi, damarlari kesip dikme çok önemli. Plastik cerrahi, estetik cerrahi, rekonstriktof cerrahi bu dala giriyor. Bu isin uzmanlari, kopan eli, kolu dikiyor. Çene yapisini düzeltiyor. Burunu kesiyor. Felçli gözü açiyor. Yanik yere parça yapistiriyor. Fransiz Hastanesi’nde Dr. Ayan Gülgönen baskanliginda bu isi baslatan ilk ekipte Dr. Oya Bayri, Dr. Türker Özkan, Dr. Ahmet Karaoguz, Dr. Oguz Potalik ve Anestezi Uzmani Dr. özer Dursun vardi. 1980’li yillarda basinin “insan terzileri” diye adlandirdigi bu ekip kopan par-
maklari, kollari, ayaklari dikmekle isim yapiyordu. 1989 yilinda iki kolu birden kopan bir matbaa isçisinin bir kolunu bir doktor, öbür kolunu bir baska doktor 5 saatte dikti. Derken 1991 Ekim ayinda Fransiz Hastanesi bosaltilinca bu ekip “sokakta” kaldi. Bu ekibi bir arada tutmak için kurulan Mikrocerrahi Vakfi’nin Maslak’ta yaptirmakta oldugu Mikrocerrahi Merkezi insaati parasizliktan yillardir tamamlanamadigindan simdi ekip üçe dagilmis durumda.
Dr. Ayan Gülgönen Koç Vakfi Amerikan Hastanesi’nde cerrahi faaliyetini sürdürüyor. Göztepe Vatan Hastanesi’nde Ahmet Karaoguz ve Fatih Parmaksiz, Aksaray Vatan Hastanesi’nde Oya Bayri acil operasyonlari sürdürüyor. Oya Bayri ayni zamanda Italyan Hastanesi’nde “El cerrahisi ve mikrocerrahi” bölümünün sorumlusu. Burada Dr. Oguz Polat-kan, Dr. Can Gürbüz, Dr. Ümit Kantarci ve Cerrahi Teknisyen Kemal Yüce ile bir ekip olarak çalisiyor.
Dr. Oya Bayri Istanbul Tip Fakültesi mezunu, Ingiltere’de ihtisas yapmis. Bugüne kadar yüzlerce el, kol dikmis. Burun kesmis. Çene düzeltmis. Herkes bunlari normal karsilamis da “koldan penis” yapinca, “penis yapan doktor hanim” diye adi çikmis. Hikayeyi 22 Subat 1994 tarihli Günaydin gazetesinde okudum. Evli 32 yasinda bir erkegin penisi kangren olmus. Dr. Oya Bayri, hastanin kolundan 14×12 cm.lik bir deri kesmis. Onu yuvarlamis. Dikmis. Teslislerinden aldigi deriyi penise dönüstürmüs. Ve de hastanin derdine çare bulmus.
Benim derdim “ben”
Bu hikayeleri okuyan Sayin okuyucularim “Senin derdin ne idi de italyan Hastanesi’ne gittin? Dr. Oya Bayri sana ne dikti?” diye soracaklar. Efendim Dr. Oya Bayri benim için birsey “dikmedi”. Tersine “kesti”. Kesti ve de beni dertten kurtardi… Anamin anasi hamile iken komsu bahçeden bir adet siyah erik çalmis. O siyah erik yüzünden anam dogdugunda vücudunda siyah bir ben çikmis. O ben, bana geçmis. Benden de kizima geçti. Dr. Murat Do-gantan bu ben alinmali dedi…
Yillardir Dr. Oya Bayri ile çalisan dostumuz Ayla Aruoba araciligi ile Dr. Oya Bayri’ya ulasabildik ve de gün alabildik. Acil müdahaleler ve 5-6 saat süren ciddi ameliyatlar nedeniyle bu tip cerrahlarin “ben” gibi küçük seylerle ugrasmaya vakitleri yok. Iste bu ahval ve sarait altinda, italyan Hastanesi ameliyathanesinde Dr. Tekin Gümüsoglu beni uyusturdu. Rahibe Hemsire Sör Jovanne elimi tuttu. Hemsire Zeliha Binerbay ve Dervis Simsek yardim etti. Dr. Oya Bayri benim “benimi” çikardi.
(Özel açiklama: Dr. Oya Bayri’yi yeni tanidim. Baskaca isim yoktur-Allah onu eksik etmesin. Beni muhtaç etmesin-. Sakin ola ki, bu adamin ne menfaati, ne borcu var da bu yaziyi yazdi diye kimsenin aklina süphe düsmesin.)

 

Sende yorum yap