Kıbrıs, Türk Lirası yardım alır ABD Doları kullanır

, , Sende yorum yap

Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) nüfusu 154 bin. Bagimsiz bir devlet statüsünde. Cumhurbaskani, basbakani, 10 bakani, 50 milletvekili var… Bakanlik teskilati, müstesarlari, danismanlari, memurlari var. Güvenlik teskilati, adalet, egitim, saglik teskilati var. Ve de Maliye Bakanligi Müstesari Yücel Zeka’nin açiklamasina göre KKTC Mali-ye’si 13 bin isçi ve memura, 9 bin emekliye, 5 bin muhtaca, 7 bin sigortaliya, toplam 34 bin kisiye her ay maas ödüyor.
Kibris’ta Maliye tarafindan ödenen maaslar fiyat artislarina endekslenmis durumda. Iki ayda bir enflasyona göre ayarlaniyor. Yilda bir defa da sendikalarla yapilan toplu sözlesmelerde kök maas ayarlaniyor.
Necati Dogru’nun 5 Ocak 1996 tarihli yazisinda genis bilgi vardi. Emeklilerin çogu 30 yas dolayindaki genç nüfus. Devlet görevlilerinin çogu hem emekli maasi, hem sözlesme maasi aliyor. Mücahit emeklilerin maaslari ayda 90 milyon liraya kadar yükselebiliyor.
Bütün bunlar güzel seyler… Ancak, 154 bin nüfuslu bir bagimsiz toplumda, 34 bin kisiye maas ödeyebilmek, Cum-hurbaskani’na, basbakan’a, bakanlara Mercedes makam otomobili, ikiser koruma araci satin alabilmek, emirlerine koruma görevlileri verebilmek, meclisin, bakanliklarin, müsavirlerin masraflarini karsilayabilmek için geri kalan 120 bin kisinin cebinden bir paranin çikmasi gerekiyor… 120 bin KKTC vatandasinin bu paralan ödeme gücü yok… Çünkü onla-
rin kazanci yok. Çünkü KKTC’de üretim yok. Eskiden olan üretim “kurumus”!..
“Allah baba bana – Ben sana” misali, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Kibris’a – Kibris Maliyesi memura” bir çark içine girilmis. Memur maasini zamaninda alamaz ise kiyamet kopuyor. Kalan 120 bin KKTC vatandasi “ne yapar ise yapiyor!..”
KKTC’de para bitti. Hükümet Ocak ayi basinda maas ödeyemez duruma düstü. Denktas Ankara’ya kostu. Baha’yi buldu. Baba’ya derdini anlatti. Baba MGK’yi topladi. Milli Güvenlik Kurulu “Kibris Türkleri’nin direnme gücünün kirilmamasi” için memur maaslarinin Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi’nden gönderilmesini uygun gördü. Ne var ki, bu isler gecikti. Ocak ayi maaslarini üç gün gecikme ile alabileceklerini ögrenen memur, ögretmen, isçi ve emekliler 3 Ocak 1996 Çarsamba günü 3 saatlik uyari grevinde bulundular. Eylemciler Basbakanlik binasina yürüdü.
Ocak ayi kurtuldu. Subat, Mart aylarinda maaslari ödeyecek para var mi? Yok… Çünkü KKTC’de üretim yok. Üretemeyen 120 bin kisi 34 bin kisiye nasil maas parasi bulsun? Geçen ay, Genç isadamlari Dernegi toplantisinda yaptigi konusmada Serdar Denktas “Bu Devlet batti” demisti. Bu sözlere bozulan Denktas simdi kendi “Göç-
tük…” diyor. Türkiye Cumhuriyeti “KKTC’yi ayakta tutabilmek için” parasal destegini de sürdürmeye mecburdur.
Buna karsilik acaba “KKTC’nin özyönetimi ne yapiyor?” KKTC Hükümeti Türkiye’yi seviyor. Türkiye’den Türk Lirasi yardim almadan maas ödeyemiyor. Ama Türk Lirasi’ni sevmiyor. KKTC Hükümeti ABD’yi sevmiyor. ABD’den yardim alamiyor. Ama “ABD Dolari”na “tapiyor”. ABD Dolarini çok, pek çok seviyor.
Bu da nereden çikti diye sormayiniz: Bu hafta Meclis, KKTC’deki resmi muhasebe birimini ve tüm ödemeleri ABD Do-lari’na endeksleme kararini aliyor. Bundan sonra Türkiye’den Türk Lirasi gönderilen yardimlarla maaslar ABD Dolari olarak ödenecek.
Ben Kibris’i ve Kibnslilar’i çok seviyorum. Kibris ile ilgili iyi haberler veremeyince üzülüyorum. Kötü haberleri yazarken de korkuyorum. Çünkü Kibris’ta olan biten olumsuzluktan sergilemek “Kibris Türk Cumhuriyeti halkini kendi yönetimine karsi, açikçasi Denktas’a karsi kiskirtmak” olarak kabul ediliyor. Türkiye’nin yeterince para göndermemesi, gönderdigi paranin hesabini sormasi ise “KKTC ekonomisini perisan etmeyi amaçlayan, yetti artik ne olacaksa olsun havasi içinde halkin Denktas’tan destegini çekmesini amaçlayan, sonuçta Rumlar’la birlikte Avrupa Birligi’ne katilma konusunda halk destegi saglamayi amaçlayan” oyunlar olarak nitelendiriliyor.
Sayin okuyucularim gerçekçi olalim. Üretemeyen 154 bin kisilik bir toplumun kardes devletin para yardimi ile ve de tüm dünyayi karsisina almis durumda, cumhurbaskaniyla, parlamentosuyla, bakanlariyla tam tesekküllü bir devlet olarak varligini sürdürmesi kolay mi? Mühim olan Türkiye’den giden paranin miktari degil. Keske daha çok gönderilmis olsa, gönderilse de sorun çözülse…
Biz 21 yil önce Kibris’i Atilla hatti ile ikiye ayirdiktan sonra Türk kesiminde üretimi kuruttuk. Rum kesiminde üretim costu. Rum kesimi turizm, montaj sanayi ve üçüncü ülkelerle transit ticaret alanlarinda gelisme gösterdi. Enflasyonu yüzde 5’in altina indirdiler. Kisi basi geliri 17 bin dolarlara yükselttiler. Bunlar ayni adada olup bitenler. Güney’de olanlari, olabilenleri biz Kuzey’de yapamamis isek, suç bizim… Enosis’e yol açmak baska sey, Kibris Türkleri’nin can ve mal güvenligini Rumlar’in insafina terketmek baska sey, Kibris Türkleri’ni üreten, kazanan, refah içinde hür insanlar haline getirmek baska sey.
Kibris’i 21 yilda “ne oldurduk-ne öldürdük!..” Parmagimizin arkasina saklanmaya, karanlikta islik çalarak korkumuzu gizlemeye, gerçeklerden kaçmaya gerek yok… Yol ayrimina gelindi. Önü-müzdeki dönemde biz istesek de istemesek de Kibris sorunu gündemin bas sirasina tirmanacak.

 

Sende yorum yap