iki genç kızın farklı çizgisi, farklı kaderi

, , Sende yorum yap

Özdemir Sabanci, Haluk Görgün ve Nilgün Hasefe’nin katil zanlilarindan “çayci kiz” diye ün yapan Fehriye Erdal, Nilgün Hasefe’nin çok sevdigi, ilgilendigi bir görevli idi.
Nilgün Hasefe’yi 1980 yilindan beri tanirdim. Çok severdim. Çalistigi yere gönderilen yerli ve yabanci yayinlardan fazla olanlarin ve atilacak olanlarin arasinda isime yarayabilecegini düsündügü yayinlan benim için bir zarf içinde saklardi… Yilbaslarinda bana “Pirelli” takvimi “temin ederdi”.
Yolum düstükçe Nilgün Hasefe’nin odasina ugrardim. Günlük yogun telefon, faks trafigi, mektup yazma, bilgisayar kullanma ve odalara girip çikma telasi içinde konusma imkâni kisitli oldugundan “N’ooolur size bir çay ismarlayayim…” derdi.
“Çayci kiz”i Nilgün Hasefe’nin odasinda tanidim. Daha sonra Nilgün Hasefe’nin odasina ugradigimda (isminin Fehriye Erdal oldugunu su günlerde ögrendigim) genç, eli yüzü düzgün, sakin, terbiyeli, muntazam giyinmis genç kiz, Nilgün Hanim hiçbir sey söylemeden, çayimi getirip kapinin yaninda bekler oldu…
Nilgün Hasefe, genç kizin yaninda onu bana övdü… Çok terbiyeli, çaliskan oldugunu, çok sevdigini söyledi…
Öldürülmesinden sonra yakin arkadaslarinin anlattigina göre Nilgün Hasefe, Fehriye Erdal’a parasal yardimda bulunurmus. Çayci kiz için bavul içinde “ölçüsü uymadigindan hiç kullanilmamis veya az kullanilmis” giyim esyalari getirir verirmis.
Geçen sali günü iki randevu arasi Nilgün Hasefe’ye ugramak için saat 11:00’de Sabanci Çen-ter’in girisinde idim… “Birikmis yayinlari ve 1996 Pirelli Takvi-mi’mi alir bir de çayini içerim” diyordum. Giristeki görevliye Nilgün Hanim’in yanina çikacagimi söyledigimde “Simdi bir haber geldi. Birisi silahla yaralamis… Herhalde bir yanlislik var.” dedi. O sirada asansörden inen bir baska görevli “Özdemir Sabanci, Haluk Görgün ve Nilgün Hasefe’yi vurmuslar. Üçü de ölmüs, giris ve çikis kapilarini kapayin” diye bagiriyordu.
Bir süre sonra emniyet görevlileri binaya ulasti. Duyuldu ki, “çayci kizin karti odada bulunmus, çayci kiz ortalikta yokmus…” “Eyvah” dedim… “Zavalli kizcagiz Nilgün Hanim’in yaninda idi… Teröristler onu rehin aldilar. Binanin bir yerinde vurup öldürmüs olmasinlar?”
Daha sonra gazetelerde resimleri yayinlaninca, teröristlerle isbirligi yaptigi haberleri çikinca ve de
katil zanlisi olarak aranmaya baslaninca sasirdim. “Olamaz böyle bir sey!” diye düsünüyorum. Bir genç kiz, bunca yakinlik, ilgi, yardim ve sevgi gördügü bir baska genç kizi nasil öldürür veya öldür-tür? Bir isadaminin, bir yöneticinin öldürülmesi olayinin içinde nasil olabilir?
Bana anlatildigina göre, Fehriye Erdal bos kaldiginda Nilgün Hasefe’nin odasina ugrar, onunla sohbet eder, “Herhangi bir sey yapabilir miyim?” diyerek yardim teklifinde bulunurmus. Bu nedenle Nilgün Hanim da onu sever ve himaye eder olmus.
YARDIMI SEVERDI
Nilgün Hasefe kisiligi itibariyle baskalarina yardim etmekten baskalarini mutlu etmekten zevk olan bir genç kizdi.
Hiçbir zaman kendi sorunlarindan, sikintilarindan, üzüntülerinden söz etmez, yüzünden tebessüm eksik olmazdi.
Isyerini, çalistigi kisileri severdi. Yönetici sekreterleri bir yöneticiye hizmet eder. Nilgün Hasefe yillardir birden fazla yöneticiye ayni anda hizmet etme aliskanligi edinmisti. Çok yönlü, her isi tek basina götürebilen bir sekreterdi. Birden fazla üst yönneticinin telefon baglantilarini saglar, mektuplarini yazar, idari isteklerini yerine getirir, özel sorunlarini çözerdi.
Türkiye’de kisisel iliski, haberlesme trafiginin en yogun oldugu
bir holdingde sirket içi ve sirket disi iliskileri yirmi yil aksatmadan yürütebilmek büyük bir beceri ister. Nilgün Hasefe bu beceriye sahipti.
Ben tanidigimdan bu yana Nilgün Hanim’in kimseyi kirdigini, gücendirdigini görmedim, duymadim. Her görüsmemizde bir sey isterdi. Bu isteklerin hiçbiri kendi ile ilgili degildi. Birisinin bir sorununun çözümüne yardim istegiydi. Tanidiklarinin “dert anasi” idi. Dertleri kendinde saklamaz, çözümü için aracilik ederdi. Sonra da eklerdi: “N’oolur… Bunlari size söyledigimden haberi olmasin. Yardim edebilirsek, kimin yaptigini bilmesin.”
Güzel seylerden hoslanirdi. Güzel giysilerden, güzel yerleri gezmekten, güzel haberlerden…
Türkiye’nin önde gelen isadamlari ve yöneticilerinin isleri ve aile hayatlariyla ilgili çok seyi duydu, ögrendi, çok olayin içinde oldu. Dedikodudan hoslanmayan, sir saklamayi iyi bilen gerçek bir profesyonel sekreter olarak bütün bildikleri, duyduklari onda kaldi.
Özdemir Sabanci ve Haluk Görgün kadar Nilgün Hasefe’nin ölümü de beni etkiledi.
Ve Nilgün Hasefe’nin çok sevdigi, himaye ettigi bir genç kiz tarafindan öldürülmesini veya bu genç kizin öldürme olayinin içinde bulunmasini aklim almiyor. Alamiyor… Iki genç kizin farkli çizgisi, farkli kaderi birbiriyle “kesisiyor.”

 

Sende yorum yap