İç borçları “ellemenin” zamanıdır

, , Sende yorum yap

Bu hükümet ne ise mesgul olsun? Neyi düsünsün? Vakti mi var? Imkani mi var?.. Her hafta bir ay önce, üç ay önce, alti ay önce, bir yil önce çikarilmis bononun, tahvilin vadesi geliyor. Onlari ödeyebilmek için ya Merkez Banka-si’ndan para bulacaksiniz, ya da daha yüksek faizle bono veya tahvil çikaracaksiniz. Çikaracaksiniz da onlari kime satacaksiniz? An-kara’daki bizim “A Takimimiz” bundan baska sey düsünemiyor… “A Takimi” oyunculari, gece yatiyorlar “iç borç derdi”, sabah kalkiyorlar “iç borç” derdi…
Bu derdi gündemden çikarmadikça, baska bir is yapmalarina, baska islere vakit ayirmalarina, ekonomiyi istikrara kavusturmalarina dogru dürüst bir para, kredi politikasi izlemelerine, faizleri düsürmelerine, kamuya çektikleri paralarin yönünü degistirip, üretimi canlandirmalarina” imkan ve ihtimal yok.
* * *
Sayin Okuyuculanm iste bunun içindir ki, bu Hükümetin veya baska bir hükümetin is yapabilmesi için temel sart, ilk yapilacak is iç borç isini “ellemektir.”
Burada bir konuya açiklik getirmek-te yarar var. Iç borç derdinden kurtulmak için iç borçlan “ellemek” konusu gündeme geldiginde hemen bir süphe ortaya çikar: “Acaba devlet iç borçlan, bonolan, tahvilleri ödemeyecek mi? Acaba, faizlerini donduracak mi? Acaba zorunlu olarak vadeleri uzatacak mi?” Ben “altini çizerek yazayim”… Böyle bir seyi Türkiye’de hiç bir hükümet yapmamalidir… Normal sartlarda da “zaten yapamaz”. Çünkü o zaman “devlete güven kalmaz”. E-konomi uzun yillar “toparlana-maz”.
* * *
Iste bu temel ilkeleri bilenler, bunlara inananlar da ümitsizlik içindedir: “Hazine bu kadar büyük iç borcu ödeyemez… Bunlari inkar da edemez… O halde yüksek faizle, giderek tirmanan faizle borçlanip, bu durumu sürdürmekten baska çare yok!..”
* * *
Sayin Okuyuculanm… Her derdin çaresi vardir… Özellikle ekonomik sorunlarin çözümleri bellidir. Bütün dünyada uygulanan belli reçeteler vardir. Yeter ki, sorunlari dogru teshis edeceksiniz, baskalan bu sorunlardan nasil kurtulmus ise, siz de benzerini yapacaksiniz.
* * *
Biz önce sorunun gerçek boyutunu anlayamiyoruz… Diyoruz ki, iç borç stoku 1992 yikim sonunda 191 trilyon lira idi, 1993 yilinin sonunda 356 trilyon lira oldu. Simdi 450 trilyon dolayinda. Bu parayi Hükümet ödeyemez. Bu büyüklükte bir borcu elleyemez… Yanliii-iiiissssssss!… Önce “iç borç rak-kaminin tahlilini yapacaksiniz”. Iç borç toplami 4 kalemden olusur: (1) Hazine bonolari (2) Tahviller (3) Merkez Bankasi’ndan alinan avanslar (4) Kur farklari ve tahkim edilmis kamu borçlan…
Dikkat buyurunuz… Ö-nemli olan 2 kalem var.
(1) Hazine Bonolari ve
(2) Devlet tahvilleri… Merkez Bankasi’na avanslar ve kur farklari ile tahkim edil-
mis kamu borçlan öden-mese ne olur ki? Bunlari “silersiniz”… Kagit ü-zerinde tasfiye edilmis o-lur. Böyle gerçekçi olmayan rakkamlarla sorunu büyütürseniz, “Oooooo-o rakkam çok büyükmüs… Devlet bunun altindan kalkamaz…” diye ümitsizlige düsersiniz…
Simdi kala kala elimizde ödenmesi gereken tahviller ile bonolar kaldi… Burada da sisirme bir rakkam var… 1992 yili sonunda devlet tahvilleri stoku (borç yekûnu) 84 trilyon lira idi… 1993yilinda Kamu Iktisadi Tesekkülleri (Kfr) borçlari tahkimi nedeniyle çikarilan, aslinda, Kirlerin birbirine borçlarindan kaynaklanan tahvil rakkamlan da bu kaleme eklendiginden, 1993 yili sonunda Devletin tahvil borçlan stok rakkami 189 trilyon liraya yükseldi… Açik anlatimiyla Kirlerin birbirlerine olan ve hiçbir zaman ödenmeyecek borçlarini da hesaba katarak rakkami sisirp, “bu rak-kamda borç ödenemez” havasi yaratmanin geregi yok…
* * *
Simdi geldik en önemli noktaya… A-caba Devletin (Hazinenin) gerçek borcunu teskil eden ve faiz ödenen bono ve tahviller kimlerin elinde?.. Bu yazinin altinda size bir küçük tablo veriyorum. Bu tabloyu Hazine’nin rakkamla-rindan çikardim. Bu tabloyu degerlendirerek size bir (kaba-yaklasik rakkamlarla) bir “ahkam” keseyim: Resmi rak-kamlara göre bugün iç borcumuz 450 trilyon lira. Bunun 200 trilyon lirasi Merkez Bankasi avansi ve kur farkidir… Bir kalemde silseniz, (ayip olur ama) kimseye zarar gelmez… Olur böyle vakalar… Türk halki af eder… Kaldi 250 trilyon lira toplam tahvil ve bono borcu… Simdi siz bana soracaksiniz “Bu garip hazine 250 trilyon lirayi nereden bulup da bunlari tasfiye etsin?” Ben de size diyecegim ki, “Lütfen bu yazinin altindaki tabloya bakiniz. Bu toplam borç kagitlarinin yüzde 22.8’i, (yaklasik 70 trilyon lirasi) kamu sektöründe… Unutunuz bunlari. Onlari da tahkim kalemine aktariniz. Sadece yüzde 2.6’si özel sektör kuruluslarinin elinde ve de yüzde 9.8’i tasarruf sahiplerinin elinde… Bunlari hemen ödeyiniz. (Yaklasik 33 trilyon lira eder) Bir yerlerden bulup bulusturup, bu paralan son kurusuna kadar islemis faizi ile mutlaka ödeyiniz. Ne kaldi geride: Bankalarin elindeki toplam 150-160 trilyon lira degerindeki borç kagidi… Bunlar da ikiye ayrilir. (1) Bankalarin zorunlu taahhütleri nedeniyle aldiklari kagitlar (2) Bankalarin gönüllü olarak fonlarini bagladiklari kagitlar. Bankalarin mevcut mevzuat geregi, zorunlu aldiklari kagitlarin faizve vade düzenlemesini rahatça yaparsiniz. Kalir gönüllü olarak bankalarin para bagladiklari kagitlar. Bunlari da masaya oturarak, degisken bir faiz ve uzun vadeye bagladiniz mi, bu dertten kurtulursunuz. Ne sis yanar, ne kebap… Siz de kurtulursunuz, biz de kurtuluruz.
Bono ve tahvillerde kimin parasi bagli? *
Bono Tahvil Toplam
Kamu sektörü 1,3 32.5 22,8
Bankalar 64.5 64.9 64.8
Özel sektör 2,6 2.6 2,6
Tasarruf sahipleri 31.6 0,0 9.8
Toplam 100,0 100.0 100.0
*Bu dagilim 1993 Kasim ayi dagilimidir.

 

Sende yorum yap