Hükümetler banka batıramaz

, , Sende yorum yap

Türkiye’de 72 banka var. Kamu bankalarini, yatirim bankalarini ve yabanci bankalari çikariniz. Kalir 44 özel ticaret
bankasi. Bunlardan da on büyügü ve de özellestirme kapsaminda “yikanip-temizlenip” tabelasi satilanlari
çikariniz. Rakam nerede ise yariya düser.
Iste böyle bir tabloda 29 Mayis 1998 Cuma sabahi saat 10.33’de ünlü Reuters haber ajansi, bülteninde dosta düsmana, yerliye yabanciya mesaj veriyor:
“Yüksek ve kronik enflasyon bankacilik sektörünü zayiflatmistir. 12 banka, Bankalar Kanunu’nun 64’üncü maddesinin kapsaminda, devlet destegi ile faaliyetini sürdürebilmektedir. Bu bankalari Hazine uzun süredir ayakta tutmaya çalisiyor. Bu böyle sürüp gidemez. Bankalar Kanunu degistirilecek. Devlet bu bankalari en çok 2 yil destekleyecek. Iki yilda düzelmeyenlerin kapisina kilit vurulacak.”
Sayin okuyucularima önce Bankalar Kanunu’nun 64’üncü maddesinin ne oldugunu özetleyeyim. Bu maddeye göre, bankalari denetlemekten sorumlu Hazine Müstesarligi ve bu müstesarligin bagli oldugu Devlet Bakanligi, bir bankanin durumunun kötüye gittigini tespit ettiginde, bir anlamda bankanin yönetimine el koyar. Sermaye artirimi isteyebilir. Kredilerin dagilimina müdahale edebilir. Bankayi kötü yönetenleri isten uzaklastirabilir. Yönetime istenilen kisileri getirebilir. Bankanin yükünü hafifletmek için, diger bankalar için geçerli bazi mali yükümlülükleri hafifletebilir. Fakat “olan-biten”, Devlet Bakanligi/Hazine ve 64’üncü maddeye tabi banka arasinda “kalir”. Disariya yansimaz. Bankalar Kanunu’na göre bu islemler “bankacilik sirri” sayilir. Bu sirlari açiklayanlar hapis ve para cezasi ile cezalandirilir.
Türkiye’de on dolayinda bankanin 64′-üncü madde kapsaminda “çürük” banka oldugu kulaktan kulaga fisildanir. Hatta bazi bankalarin ismi bile tekrarlanir. Ama dost-düsman, yerli-yabanci kimse kaç bankanin çürük oldugunu ve bunlarin isimlerini tam olarak bilmez. Bu konuya fazla deginilmez.
Her genel müdür degistikçe gazete sütunlarina yansiyan, fakat sermayeleri devlete ait oldugundan 64’üncü madde kapsamina hiç mi hiç girmeyen “Kamu Ban-kalari”na ek olarak 12 özel ticaret bankasinin “sallanmakta oldugunun” Hükümet’in yetkili bir bakani tarafindan açiklanmasi hiç mi hiç iyi olmamistir.
– Bu açiklama 64’üncü madde kapsaminda çürük bankalar için degil, 64’üncü madde kapsaminda olmayan “saglam” bankalar için kötü olmustur. Bunlar sonra “Vallahi biz 64’üncü madde kapsaminda olmayan bankayiz!..” seklinde ilân mi verecek? Veya hükümetin kapisini çalip “Çürük bankalarin 12 tane oldugunu açiklayip kafalari karistirdiniz. Namusumuzu temizlemek istiyoruz. Isimlerini de açiklayin ki, kimse bizden süphelenmesin…” mi diyecek?
– Tasarruf sahipleri paralarini bankaya yatirirken “Acaba bu banka çürük 12 bankadan biri mi, yoksa degil mi?” diye “zar mi atacak?” Veya Bakani telefon ile arayip ona mi soracak?
– Küresellesmeden en fazla etkilenen sektör bankacilik sektörüdür. Bankalar disaridan para aliyor, disariya teminat veriyor. Banka kagitlari dünyada sinir tanimayacak biçimde dolaniyor. Devlet Bakani’-nin açiklamasi ile Cuma sabahi Reuters kanaliyla bütün dünya finans çevreleri ögrendi ki, Türkiye’de bazi kamu bankalarina ilave olarak durumu iflah olmaz 12 banka var. Ama bunlarin hangi bankalar oldugu belli degil. Finans dünyasi böyle bir tabloda Türk bankalarina nasil kredi açar, onlarin kagitlarina, imzalarina nasil güvenir?
Bakan, “Bankacilik sistemini salliyor, bazi bankalari batirmak istiyor” diye düsünmeye imkân yok… Çünkü ne bu hükümet ne bir baska hükümet Türkiye’de küçücük bir bankayi bile batirmayi göze alamaz. Bunu yapan hükümet de banka ile birlikte batar.
Hükümetlerin sorumlulugu bankalari batirmak degil, bankalarin batacak duruma düsmelerini önlemek, batacak duruma gelmis bankalarin durumuna seyirci kalmak degil, bir an önce bataktan çikmalarini saglamaktir.

 

Sende yorum yap