Herşeye rağmen ticaret bankalarımız “rekabet gücü” ve “gelişme şansına” sahip

, , Sende yorum yap

Gümrük Birligi’nin getirdigi rekabet sartlarinda ve bir adim daha ileri gidebilir ve “tam üye” olabilirsek, Avrupa Toplulugu’nda acaba bankalarimiz yasama, rekabet, gelisme sanslarina sahip olabilecek mi?
Akbank Yönetim Kurulu Baskani Yardimcisi Erol Sabanci’nin degerlendirmelerini özetleyen bir “teblig” elime geçti. Bakiniz, Erol Sabanci neler söylüyor:
Uzun yillar koruma duvari arkasinda kalmis ekonomilerin disa açildiklarinda hangi kurum, kurulus ve sektörlerinin rekabete dayanabilecekleri merak edilir.
Tabii olarak her kurum ve kurulus, her sektör sorumlusu kendi durumunu en iyi ölçebilecek mevkidedir.
Geçen on yillik dönemdeki üç önemli gelisme, Türk banka sisteminin serbest rekabete hazirlanmasina imkan sagladi.
(1) Türkiye’de yabanci bankalarin kurulmasina, sube açmalarina izin verildi. Türkiye’ye Amerika, ingiltere, Fransa, Almanya ve Japonya gibi ülkelerden 19 yabanci banka geldi. Bunlar Türk bankalariyla esit sartlarda rekabete girdiler. Hem parasal hem de insan kaynagi bakimindan sahip olduklari avantaja ragmen, iç ve dis islemlerde elde edebildikleri pazar payi çok sinirli oldu. Yüzde 3’ü geçemedi. Türk banka sistemi yabanci bankalarla kendi sahasinda rekabeti ögrendi.
(2) Sinirli ölçüde de olsa Türk parasinin konvertibilitesinin temini için atlan adimlar, Türk parasi ve dövizin sinir disina çikisi ve disaridan serbestçe girisi konusunda getirilen serbesti, dis fonlarin temini ve kullaniminin önündeki tüm engellerin kaldirilmasi, Türk bankalarinin dis piyasalarla bütünlesmesini sagladi.
(3) Bankalarda Türk vatandaslarinin döviz hesabi açmalarina izin verildi. Bu islemlerin büyümesiyle kurulan ve gelisen fon yönetim birimlerinin, döviz piyasalarina ulasma ve döviz piyasalarinda islem yeteneklerinin gelismesi Türk bankalarina Türk parasi disindaki paralarla islem yapabilme aliskanligini kazandirdi. Türk bankalarinin Avrupa Toplulugu ve diger ülke bankalariyla rekabet edebilme im-kanlan tartisilirken, bu üç önemli gelismenin dikkate alinmasi gerekir.
Bu genel çerçevede, sistemin sahip oldugu avantajlar sunlardir:
(1) Türk bankalarinda yönetim kadrolari yeterli seviyededir. AB ile rekabette yönetim konusunda sorun olmayacaktir.
(2) Türk bankalarinin iç organizasyonu, iç denetim düzenleri, ileri çizgidedir. Türk bankalari, fon yönetimi, kredi degerlendirme, personel egitimi gibi temel konularda Avrupa’ yla rekabet edebilir.
(3) Türk bankalari teknolojiye yeterli yatarim yapti. Teknoloji alaninda Avrupa
bankalarindan geri degil.
Örnegin 490 subeli Akbank haftalik olarak kar zarar hesabi çikarabiliyor.
Bu olumlu yanlara kar-sin, Türk banka sisteminin rekabet gücünü olumsuz etkileyecek sorunlar var.
(1) Türk banka sisteminin bilanço büyüklügü, yabanci para cinsinden rakiplerine göre küçük du-
rumdadir. Tüm Türk bankalarinin 1994 yili sonundaki bilanço rakamlari toplami 46 milyar dolardir. Halbuki Almanya’nin büyük bankasi Deutsche Bank’in bilanço büyüklügü 405 milyar dolardir. Fransa’nin büyük bankasi Societe General’in bilanço büyüklügü 278 milyar dolardir.
Bu çarpikligin en mühim sebeplerinden biri Türk Lirasi’nin çok süratli deger kaybetmesidir.
(2) Türk bankalarinin mali yapilan yeterince güçlü degildir. Yeterli ölçüde kar edemediklerinden özkaynaklari büyüye-miyor.
(3) Kamu maliyesindeki finansman açiklan banka sistemi kullanilarak gideriliyor. Bu nedenle Hazinemiz banka sistemini bir yanda zorunlu kaynak aktarma yükü altina sokarken öte yanda, bankalarin serbest kaynaklarinin büyük kismini emiyor. Bankalar ana islemleri olan, ekonomiyi kredilendirme alanina yeterince kaynak ayiramiyor.
(4) Seffaf bilanço hazirlanmasi, bankalarin gözetimi ve denetimi konularinda etkin uygulamanin saglanamamasi sonucu banka sisteminde haksiz rekabet sarflari olusuyor.
Netice olarak bütün bu olumlu ve olumsuz sartlar birlikte mütalaa edildiginde belli sorunlara ragmen, Türk Banka Sistemi’nin Avrupa Toplulugu bankalari ve diger bankalarla rekabet sanslarinin bulundugu görülüyor.
Bir baska anlatimla Türk Banka Sistemi dis rekabete hazir az sayidaki sektörden biri durumundadir.
Erol Sabanci’nin Türk bankalarinin Avrupa Toplulugu karsisinda yasama ve rekabet sanslari konusundaki degerlemeleri böyle “olumlu ve iyimser”. Türk bankalarinin “gelisme sansi” konusunda ise, Garanti Bankasi Genel Müdürü Akin öngör bakiniz neler söylüyor: “Türkiye’de bankalarin toplam aktifleri Milli Gelir’in (GSMH) yüzde 38’i dolayinda. Bankalarin aktiflerinin Milli Gelir’e orani Portekiz’de yüzde 200, ispanya’da yüzde 250, Fransa’da yüzde 230, Almanya’da yüzde 220 oraninda. Demek ki, Türkiye’de bankalarin toplam aktiflerinin Milli Gelir’e orani henüz Milli Gelir rakaminin yansindan az iken, Avrupa ülkelerinde Milli Gelir” in iki katinin üzerine çikmis. Bu rakamlar Türk bankaciliginin önünün acik oldugunu, bankalarin en az bes misli bir büyümeye hazir olmalarini gösteriyor.”

 

Sende yorum yap