Herkes akıl verme yarışı içine girdi

, , Sende yorum yap

Bürokratlar firsat buldukça isadamlarina, islerin yönetilmesi gerektigi konusunda tavsiyelerde bulunuyor. Çalisma hayatlarinda devleti yönetmek disinda hiçbir tecrübesi bulunmayanlarin sanayi yatirimlar ve üretim ile ilgili müdahaleleri olumsuz sonuçlar veriyor.
Bürokrasiden ve hükümet adamlarindan gelen müdahaleye karsi isadamlari da, karsi taaruza geçti. Isadamlan sorunlanni unutup, devletin yönetimi iç ve dis politika, uluslararasi iliskiler konulannda bürokratlara ve hükümet adamlarina tavsiyede bulunmaya basladi.
“Bak, ben sana anlatayim…”
Bugünlerde bizim insanlarimiza bir hal oldu.. Herkes birini yakalayip;
“Bak, ben sana anlatayim…” diyerek, her konuda, neler yapilmasi gerektigini uzun uzun anlatiyor. Ama ne yazik ki, gene de isler yürümüyor…
Güç durumda oldugu ve hatta battigi gazete sayfalarinda uzun uzun yazilan bir firma var ya… Geçen gün bir davette bu firmanin sahibi ile ayak üzeri sohbet ediyorduk. Yanimiza emekli pasalarimizdan biri yaklasti. Firmanin sahibini tanimisligi var ki, hemen söze girdi:
“… Ne o yahu… Gazetelerde firmayi batirdigin yaziyor. Batirirsin tabii… Insan dara düstü mü gelip akil danisir… Bak, ben sana anlatayim…”
Ve basladi, bir sanayi kurulusu nasil yönetilir ise batmaz, batan kurulus nasil düze çikar… Hem de uzun uzun… Ben usulca o gruptan uzaklastim.
Hocalara akil
Bir baska kösede, iki-üç gazetenin yöneticisi biraraya gelmis. Son günlerde düsen tirajlari tartisiyorlardi. Elinde viski kadehi ile dolasmakta olan ünlü müteahhit gruba katildi. Tartismanin konusunu farkeder etmez, hemen söze girdi:
“…Kardesim sen gazete çikarmayi bilmiyorsun, tabii ki tiraj düser… Gazete çikarmanin, bir yolu yordami vardir. Tiraj artirmak çok kolaydir,.. Bak, ben sana anlatayim…”
Baktim, müteahhidin tirajin nasil artirilacagi hakkindaki anlatimi uzun sürecek. O gruptan ayrilip bizim hocalarin yanma yaklastim.
Onlar da aralarinda üniversitenin son durumunu, YÖK sorununu konusuyorlar. Grupta bir de zarif hanim var. Hani ismi ve resmi sosyete sayfalarinda her hafta çikan su meshur hanim… Hocalari susturmus durumda:
“…Hoca, hoca ben üniversiteye, müniversiteye gitmedim ama, dünyanin her yanini dolastim. Kaç ülkede bulundum. Üniversitenin sorunu YÖK, mök degil. Önemli olan hocalarin ilgisizligi, bilgisizligi.. Bu isi düzeltmek o kadar kolay ki… Bak, ben sana anlatayim…”
Oradan da uzaklastim… Baktim, biraz önce batan isadamina bir sanayi kurulusunun nasil yönetilecegini anlatan emekli pasamiz, diger genç emekli subaylarla askeri konulari tartisiyor. Neler konusuyorlar diye kulak misafiri olayim dedim…
Ordunun modernizasyonu
Ordunun modernizasyon ihtiyacindan, komsu ülkelerdeki modern silahlara sahip olamadigimizdan sö-zediyorlar. Tek eli pantolonunun cebinde, öbür elinde viski bardagi, taninmis turizmcimiz gruba yaklasti, pat diye söze girdi:
“…Pasa, pasa… Askeri konulari açiklikla tartismanin zamani geldi. Bugüne kadar çok yanlis yapildi. Ne
lüzum var milletin paralarini silaha, cephaneye harcamaya… Yeni bir askeri strateji gerekli… Bak, ben sana anlatayim…”
Aaaa… Ciddi konulardan bayagi sikildim.
Bak ben sana anlatayim…
Son günlerdeki modaya uygun olarak, ünlü renkli hanimlarimiz da toplantiya davet edilmis. Kendi aralannda gruplasmislar. Erkeklerin cani gitse de, yanlarina yaklasmaya kimse cesaret edemiyor. Ben onlara dogru ilerlerken, firsat bekleyen taninmis nakliyeci de bana katildi. Ben güzelliklerinden, giyimlerinden övgü ile sözedip ilgilerini çekmeye çalisiyorum. Taninmis
nakliyecimiz en güzelini kolundan yakalayip, hemen söze girdi:
“… Bak cicim… Sen önce terzini degistir. Sonra saçini baska berbere yaptir. Açtigin butigi kapa… Daha fazla müzik çalismalarina vakit ayir. Müzikte yapacagin çooook seyler var. Bak, ben sana anlatayim…”
O grupta bize is kalmadigini anlayip usulca sivisiyordum ki, meshur gazeteci agabeyimle burun buruna geldim:
“Aman agabey… Neredesin?.. Gel söyle tenha bir köseye gidip iki laf edelim” dedim.
Meshur gazeteci agabeyim hergün okuyuculari ilgilendirecek cazip konulari bulup, onlari okuyucularin hosuna gidecek bir sekilde yaziya dökmede bir tanedir.
Üzerinde durdugu birkaç konudan sözedecek oldu… Birden daha önce yasadiklarimin etkisinde:
“Agabey, halk dogru dürüst yazi bekliyor” diye söze girmisim… Agabeyim hayretle dinliyor:
“…Ben senin yerinde olsam, halkin hosuna gidecek farkli konulari seçer, her konuya göre bir yazi yazar, bu yazilari masaya dizer, en begendigime öncelik veririm. Bence bu isin püf noktasi bu… Bak, ben sana anlatayim…”
Agabeyim:
“…Aman dikkat et… Çizmeden yukari çikma… Sen otuz yildir hergün yazi yazdin mi ki, bana meslegimi anlatmaya kalkiyorsun?” deyince aklim basima geldi.
Ben kime anlatayim?
Iyi de… Acaba diger “bak, ben sana anlatayim”cilara ayni tepkiyi baskalari neden göstermiyor?
Baksaniza, Basbakanimiz, bankacilara, sanayicilere neler yapacaklarini anlatiyor.
Sanayicilerimiz, tüccarlarimiz devlet adamlarina memleketin nasil yönetilecegini anlatiyor.
Karim kime selam verip, kime selam vermeyecegimi bana anlatiyor.
Kizim ne giyip, ne yiyecegimi anlatiyor.
Peki iyi de, ben kime ne anlatacagim?…
p>

 

Sende yorum yap