Helal Olsun Kahveci’ye

, , Sende yorum yap

Helal Olsun Kahveci'ye

İstanbul’da Amerikalılar tarafından kurulan ve yabana şirketlerin yöneticilerinin hemen tamamının üye oldukları Propeller Club (Pervane Kulübü) isminde bir teşkilat vardır. Buradaki (Pervane), geminin pervanesidir. Pervana Klikleri, liman şehirlerinde, gemiciler tarafından kurulduğundan, hem isim hem de sembol olarak "gemi ile ilgili bir şey olan pervane" seçilmiştir.

İstanbul’daki Pervana Kulübü hemen her ay İstanbul Sheraton Oteli'nde bir konuşmacının davet edildiği yemekli toplantılar düzenler. Bu toplantıya katılanlar girişte 15 bin lira öder.

Yuvarlak masalarda oturup yemeğini yer. İngilizce olarak yapılan konuşmayı dinler. Sorusu var ise sorar. Sonra kalkıp evine döner. Bütün bunlar saat 12.30 İle 14.15 arasında olup biter. 'Cuma günü Pervane Kulübü yemeğine belde de gittim.

Duydum ki, Devlet Bakanı Adnan Kahveci İngilizce konuşma yapacak "Aman kaçırmayayım. Bakalım yabancılara neler anlatacak?" diye, geçen Cuma günü ben de Pervane Kulübünün yemeğine katıldım.

Adnan Kahveci'yi dinlemek için cebimden 15 bin lira ödedim. Cuma namazını kaçırdım. Üstelik yemekte yanımda oturan yabancılara ayıp( olmasın diye ikram edilen şarabı içip günaha da girdim.

Ama Adnan Kahveci’den öğrendiklerim, bütün bunlara değerdi.

Kahveci neler anlattı? Kahveci salonu dolduran 249 dinleyiciye (ki bunların yaklaşık İki yüzü yabancılar idi) üç ayrı konuda bilgiler verdi:

1} Enflasyonun sebebini "veciz bir şekilde" izah etti. Yabancılar bir kere daha öğrenmiş oldular ki, bugünkü enflasyonda, 1980 yılından buyana başına gelmiş, hükümetlerin hiç bir suçu yoktur. Bütün suç 1980 yılı öncesi alınan DCM'lerdedir. (Adnan Kahveci'nin bu konuda anlattıkları biraz karışık hesaplar. Onları bir başka yazıda güzel güzel anlatırız. Hafta sonu bu hesaplar ile kafa karıştırmaya gerek yok.)

2)  Çevre Kirliliği Çöp işini anlattı.

3)  TRT hakkında şimdiye kadar söylenmemiş laflar etti,

Kahveci çöpleri nasıl yok edecek?

Kahveci çöpler ili ilgili olarak şunları anlatıyor:

"- Önce sanayi çöpü ile şehir çöpünü ayıracağız. Sanayi çöpü dünyanın hiç bir yerinde ise yaramaz. Fırında yakılıp kül haline getirilmesi şart.           

Şehir çöpü dünyanın her yerinde gübre olur. Ama bizde olmaz. Çünkü içine karışan deterjanlar çöpü zehirliyor.

PETKİM’e emir verdim, Çöpü zehirlemeleri deterjan yapacak, O zaman biz de bu çöpleri Öğütüp, gübre diye köylüye dağıtacağız,"

Kahveci sanayicilere de su akili veriyor:

"- Fabrikalarımız şehirlerin içinde kaldı. Yaşadınız, zengin oldunuz. Arsalarınız dünya kadar para ediyor. Akliniz var ise, uzakta ucuz bir arsa alin. Fabrikayı söküp oraya taşıyın. Cebinize bol bol para girer…"

Kahveci TRT için duyulmamış neler söylüyor?

Kahveci TRT hakkında şimdiye kadar söylenenlerin dışında yeni şey " Demokrasinin kaideleri vardır. Oyunu kaideye göre oynayacaksın. Bugüne kadar TRT kaide dışı kullanıldı. Türkiye'de başına hürriyet verilirken, TRT'ye verilmedi. Öncelikle TRT de basın kadar hür olacak.

Biz, "aptal dostun olacak yerde, akıllı düşmanın olsun" kaidesiyle yola çıkıyoruz. Aptal bir TRT yerine, akıllı, bağımsız TRT yaratacağız.

Bundan hem hükümet hem ANAP yarar görecek," Gelelim sorulara…

Sheraton Oteli'nin Müdürü Bauer Kahveci'ye su soruyu yöneltti:

"Sayın Bakanım. Ben dokuz yıldır İstanbul’dayım. Bu dönemde çevre kirliliği konusunda çok yol alındı. Haliç temizlendi. Kanal inşaatları başladı… Ama gel gelelim kentin havası da rezil oldu, İstanbul’un üzerinde petrol artıklarından, dumandan oluşan ağır bir bulut var. Bu kirlilik endişe veriyor. Bize bir şey olmaz da Türkiye'de doğan bir küçük çocuğumuz var…"

Adnan Kahveci bu soruya gayet sakin su cevabi verdi;

"- Bay Bauer, merak etmeyin Türkiye'de doğduğu için çocuğa da bir şey olmaz. O şerbetli doğmuştur…"

"Şerbetli doğan çocuğun hikâyesini" herhalde salondaki yabancılar biliyordu ki bu cevap kahkahalar ve alkışlarla karşılandı. (Bilmeyenlere, duymayanlara şerbetli doğan çocuk hikâyesini yandaki sütunda anlatıyoruz…)

Bu hükümet özel TV'ye izin vermeyecek

Türkiye'de özel TV'ye ne zaman izin verileceği sorusunu Kahveci söyle cevapladı:

"- Bir ülkedeki basın ve TV, ilan gelirleri ile yasar. Türkiye'deki ilan potansiyeli diğer ülkelere göre çok düşüktür.

BU yüzden basın sektörü sıkıntı içindedir. TRT yanında bir özel TV'ye izin verilir ise, başında olduğu gibi televizyonda da reklam geliri paylaşılacağından, hem TRT hem de özel TV zarar edecektir.

Bugün hükümetimiz TRT'ye cebinden beş kuruş ödemiyor. TRT'nin tüm masrafının:

Yüzde 85'i ilan gelirlerinden, yüzde 15'i bandrol gelirlerinden sağlanıyor.

Türkiye'de reklam gelirleri Gayri Safi Milli Hasıla'nın yüzde biri oranına yükselmeden özel TV kurulmasına izin verilemez,"

Görüyorsunuz 15 bin lira ödedim ama ne çok şey öğrendim,                     

Pervane Kulübü yöneticilerine helâl olsun.

Çelikli doğan çocuk

Memurun biri Doğu’ya tayin olmuş. Köyleri gezerken Bir şey dikkatini çekmiş. Çocuklan hepsi turp gibi. Üstlerinde baslarında yok.

Yedikleri bir kuru ekmek. Yanaklından kan damlıyor.

Ne soğuktan korkuyorlar, ne hasta oluyorlar.

Muhtarın biri ile dertleşmiş:

"- Bizim çocuklara o kadar ilgi gösteriyoruz. Hepsi sıska sıska, hastalıklı. Havadan nem kapıp yatağa düşüyor… Sizinkiler ise…"

Muhtar cevaplamış:

"- Tabii bizim çocuklar Çelikli’dir. Çocuk doğar doğmaz, ebe kadın bacaklarından tutar, dere boyuna götürür. Derenin buzunu kırar. Bebeği suya sokup iki üç dakika bekletir. Böylece bebek çeliklenmiş olur. Ömür boyu onu ne mikrop etkiler, ne de soğuk…"

Memur duyduklarını karısına anlatmış. Karar vermişler bu yörede bir çocuk yapıp, onu yöre usulünde çelikleşecekler…

Çocuk doğmuş. Muhtardan öğrenilen biçimde "çeliklenmiş". Ve de iki gün içinde zatürreden ölüp gitmiş… Memur bu ise şaşmış. Köye gidip muhtarı bulmuş. Olup biteni anlatmış. Muhtar:

"- Memur bey," demiş "unuttuğun bir şey var, bizim çeliklediğimiz bebeklerin babaları da çelikli idi…"

 

Sende yorum yap