Hazine tekrar tıkanırsa bu defa fatura büyük olacak

, , Sende yorum yap

Çekirge bir defa siçradi. Ikinci defa da siçradi. Ama üçüncü defa siçrayabilir mi? Çok güç!.
Hazine bundan önce iki defa tikandi. Etkili ve yetkili Büyük Türk Büyükleri faizleri siçratarak tikanikligi açtilar. Ama ne yazik ki, Hazine gene tikanmak üzere.
-1974 Nisan ayinda Hazine tikandi. Hazine içeriden borçlanamaz hale geldi. Hazineciler 3 ay vadeli yüzde 200 net faizle tasarruflari toplamak mecburiyetinde kadi. Çarki döndürdü. Ama bu yüksek faizin faturasini bu halk ödedi. Ödüyor.
– 1975 Nisan ayinda Hazine gene tikandi. Yüzde yüzler altina inmek üzere olan bono faizlerini mecburen yüzde 130’lara tirmandiran Hazineciler çarkin durmasini önledi. Faturayi bu halk ödedi. Ödüyor.
– Aradan çok zaman geçmedi. Merkez Bankasi ve Hazine isbirligi yaparak faizi yüzde 100’ün altina çekmeye çalisiyordu ki. Pattttt. Hükümet krizi ortaya çikti.
– Hükümet krizinden bu yana Hazine normal faizin üzerine en az 20 puan ekleyerek borçlanabiliyor. Önümüzdeki günlerde ne olur? Bilen yok. Bu 20 puanlik ek yük azalmaz. Artar. Ne kadar artar? Bunu da kimse tahmin edemez.
Bu ne demek biliyor musunuz? Geçmisten gelen pahali faturalarin üzerine, yil sonuna kadar en az, 100 trilyon lira havadan inmis yüktür bu. Bu da halkin cebinden çikacak. Vergi olarak çikamayacagina göre, “enflasyon olarak” çikacak.
Nedir 100 trilyon liralik yük? Onu anlatayim.
– Yil sonuna kadar Hazine’nin eski borçlan çevirmek, yenilemek için en az 350 trilyon liralik bono satmasi gerekiyor.
– Bu hükümet veya baskasi, isçilere bir zam yapmaya mecbur. Ne zam yapilir ise yapilsin, yapilacak zam, yil sonuna kadar Hazine’ye en az 20 trilyon lira ek borçlanma zorunlulugu getirecek.
– Özellestirmede çok laf var. Netice: Hatice!. Yapilamayan özellestirme, gelmeyen para demektir. Özellestirmeden para gelecek diyerek bekleyenler hava alacak. Hava ile Bütçe açigi kapatilamayacagina göre, Hazine bu açigi kapatmak için bono satmak zorunda.
– Bu üç kalemi toplayiniz. Eder 500 trilyon lira. Demek ki, yil sonuna kadar Hazine 500 trilyon liralik bono satacak.
– Hükümet krizi çikmasa idi, yil sonuna kadar. Hazine yüzde 100 dolayinda bir faiz ile borçlanabilirdi. Simdi en az 20 puan daha faizi yükseltmek zorunda.
– Yil sonuna kadar satilacak 500 trilyon liralik bononun faizinin 20 puan yükselmesinin faturasi 100 trilyon liradir.
– Demek ki. Hükümet Krizi, havadan, bizim gibi saf ve bakir Anadolu çocuklarinin ödeyecegi faturayi 100 trilyon lira artirdi.
“N’ooolacak 100 trilyon liradan. Batti balik yan gider!..” Diyemezsiniz. Türk ekonomisinin dengeleri içinde 100 trilyon lira çok önemli bir rakamdir.
– Hükümet Hazine Bonosu faizi ve ana parasini ödemek için Hazine Bonosu satiyor. Ödüyor, borçlaniyor. Veriyor, aliyor. Bütün bu islemlerin sonunda elinde ne kaliyor biliyor musunuz? Agustos 1995 rakamlarina göre 8 aydaki net borçlanma 113 trilyon lira. Demek ki, 8 aylik net borçlanma kadar ek bir yük bugünden gümbür gümbür tepemize yagmaya basladi.
– Agustos ayi sonu itibariyle Hazine’nin toplam nakit açigi 109 trilyon lira. Demek ki, Hazine’nin toplam 8 aylik nakit açigi kadar bir ek fatura ödenecek.
“O’ssssunnn. N’aapalim. Kaderimiz bu ise öderiz. Vatan sagolsun. Hükümet bozulup, tekrar kurulsun. Onlar bunlar bakan Ö’sssuunn. Sevinsin garipler!..” Diyemezsiniz.
Böyle “zik-zaklar” ile ekonomi bir yere varamaz. Böyle zik zaklar zaten “istikrarsizliktan inleyen ekonomiyi rezil eder”. Para ürker. Para sasirir. Para sasirinca Hazineciler telaslanir. Yanlis isler yapar.
Bu gerçegi görelim. Bilelim. Dengesizlikler üzerine kurulu dengeler yikiliyor. Bundan sonra belli bir süre, kim olursa olsun, kini iktidara gelir ise gelsin, ne yaparsa yapsin bu dengeleri toparlamak çok güç.
Isin kötüsü su: Böyle zamanlarda sadece Hazineciler degil tüm etkili ve yetkili kisiler “telasa düser”, “Panige kapilir”. Yapilmayacak hatalar yapilir.
Böyle zamanlarda insanlar, sirketler, kurumlar paralarini “likit tutmayi tercih eder”. Bir yere baglamaz. Günlük olaylarin etkisinde paralar “hoooppp” bir o yana. Hooppp… bir bu yana dolanir durur. Böyle dolanip duran parayi “enseleyip-yakalamak” beceri ister. Insanlara olmayacak seyi yaptirir.
Ama bütün bunlarin faturasini “ekonomi” öder. Ekonomi denilen sey bir kisi, bir banka, bir sirket degildir. Halktir. Para pahalilandiginda, paranin fiyatini halk öder. Ekmek pahalilandiginda, peynir pahalilandiginda nasil halk ödüyor ise. Aslinda o pahalilanan paranin fiyatini halk dogrudan ödemez de, ekmegin, peynirin fiyatinin içinde öder.
Uzun hikayenin özeti su: Eger halk olarak biz bu bedirgeyi faize eklenen 20 puanin ek faturasini ödeyerek atlatabilir-sek, ne mutlu bize.
Hazine ek 20 puana ragmen para bulamaz bono satamaz hale gelir, çark durur ise. Iste siz esas o zaman seyreyleyin gümbürtüyü.

 

Sende yorum yap