“Halk “seyirci koltuğu”ndan kalkıp “oyuncu” olmayı becerdiğinde ülkenin kaderi değişecek

, , Sende yorum yap

Yeni yil ve yeni yillar, kart yazmakla, Allah’a yalvarmakla iyilik getirmez.
Yeni yilin ve yeni yillarin iyilik getirmesi sizin elinizde, benim elimde.
Türkiye’nin 1996 ve onu takip eden dönemdeki kaderi, Türk halkinin “Seyirci Kalmak veya Oyuncu Olmak” tercihine baglidir.
Seyirciler, devamli olarak “olaylarin disinda kalanlardir”. Yulari baskalarinin eline vermeyi “kader” bilenlerdir. Oyun onlarin disinda oynandigindan “hep ütülmeye, kaybetmeye” mahkumdurlar. Onlarin “yarindan ümidi” olamaz. Bugüne kadar nasil kaybetmisler ise, yarin da kaybedecekler, baskalari onlarin sirtina basarak yükselecektir. Seyirciler kötümserdir. Devamli kötümser olacaklardir.
Oyuncular, olaylari yönlendirme gücünü, degisim gücüne kendilerinde görenler, yarinlarin çizgisini çizebileceklerine inananlardir.
Gelecege hakim olacaklar, hiç degilse, hakim olmaya çalisacaklardir. Onun için oyuncular iyimserdir. Iyimser kalacaklardir.
Türkiye’de “kaderciligin” yayginlasmasi, toplumun “kötümser”lige itilmesi önümüzdeki yillarda ileri kosmanin önündeki en büyük engeli teskil edecektir.
Bugün Türk toplumuna devamli olarak “anlatilan su”:
– Kötümserlik, gerçekçiliktir.
– Iyimserlik, isbirlikçiliktir, yagciliktir. Sonuçta “olan su”:
Kötümserler, dünyadaki gelismelerin, egilimlerin farkinda olamiyor. Bunlari yakalama firsatim kaçiriyor. Gelecege hakim olamiyor. (Seyirci onun için kötümserdir.)
– Iyimserler, egilimleri yakalayabilme sansina sahipler. Gelecege onlar hakim olacak. Iktidarlar bundan sonra iyimserlerin eline geçecek. (Oyuncu onun için iyimserdir.)
Burada bir açiklamaya gerek var, iyimserlik “rüya görmek-masal anlat-mak-yalan ile yanlis ile insanlari uyutmak” demek degildir. Iyimserlik “var olan ve fakat yeterince görünmeyen egilimleri halka anlasilir bir dil ile sunabilmektir.”
Entelektüeller diye bilinen kesimde ve is dünyasinda 1996 yilinda ve daha sonraki yillarda “ideolojilerin yerini” “vizyonlar” alacak.
Artik “dava adami” olmak, “isbitirici olmak” dönemi geçiyor. “Vizyonu olan” ilgi görecek… Basan kazanacak…
Simdi bazi okuyucularim: “Bosver… Bunlar palavra… Böyle gelmis, böyle gider… Bizde olmaz böyle seyler…” diyecek…
Olur… Olur… Bal gibi olur… Çünkü bundan sonra, kimse bizi tek basimiza burada istedigimiz sekilde, istedigimizi yapacak biçimde birakmaz…
Herseyden önce “dis dinamik” denilen birsey var…
Bu “dis dinamik” Rusya’daki kurulu düzeni yikti. Bu dis dinamik Dogu Avrupa’yi sarsti, israil’de, Yugoslavya’da barisi sagladi.
Siz saniyorsunuz ki, “Birakin bu garip Türkleri… istedikleri gibi yasasinlar… istediklerini yapsinlar…” diyerek, bizim durumumuzu görmezden gelecekler.
Artik halk sadece radyo-TV ile uyutmanin imkâni yok. “iletisim Çagi”. Uydu ile muydu ile Türk insanina “Çagdas dünyada neler olup bittigini ögretiyor…” Çagdas dünyada olup biteni gören Türk insani “iç dinamigi” olusturacak… Dikkat ediniz. Eskiden “iç güçler” denildiginde, Mülkiyeliler, Harbiyeliler, gazeteciler akla gelirdi… Artik iç güç “halk”tir. Siz saniyor musunuz, “iç dinamik”, Türkiye’nin “kara bahtim, kem talihim…” yasamini sürdürmesine sesini çikarmamaya devam edecek…?
Ben yerimi bilirdim… “Ben oyunculardan yana olacagim…” Ve ben suna inaniyorum… Geçmis olaylarin sonuçlarini gelecege uzatarak, projeksiyon yaparak trend çizerek 1996 yili ve gelecek on yil için tahminde bulunanlar yanilacak.
Çünkü, “bu böyle gidemez, gitmeyecek”.
Her yil basi ben bu yaziya benzer yazilar yazarim… Her yil basi, halkin “seyirci koltugundan o yil içinde kalkmasini beklerim”…
Bekleyislerimin bugüne kadar gerçeklesmemesi ümidimi yok etmiyor. 1996 yilinda bu olacak… Veya bir sonraki yilda…
Türk halki “seyirci koltugundan” kalkip oyuncu olmanin geregini anladiginda ve bunu becerdiginde Türkiye büyük bir patlama ile yolun önündeki kayalari açacak. Çagdas dünya ile çagdas toplum ile bütünlesecek…

 

Sende yorum yap