Gorbi’nin işi-işlevi

, , Sende yorum yap

Halide Edip, bir dostuna sunlari söylenmis:
“Kitaplarimi önceden düsünür, planlarim. Kisilerin çocukluklarini nasil geçirecegini, neler yapacagini hayal ederim. Bir senaryo hazirlar, yazmaya baslarim.
Olaylar ilerledikçe kendi yarattigim tipler canlanir, beni etkisi altina alir, konu düsündügüm gibi gitmez. Öldürmeyi istediklerim yasar; “Hayatta kalacak” dediklerim ölür. Roman benim planladigim gibi degil, canlanan kisilerin diledigi biçimde sona erer. Ben hiçbir sey yapamam.”
Onun gibi Gorbaçov da düzeni degistirmek istedi. Onun yerine kim gelseydi, glas-nost ve perestroika yine olacaktir. Ne var ki Gorbaçov olup bitenlere kendi mizacini ve ustaligini da katti.
Çünkü o yetenekli bir uygulayici ve icatçiydi. Fakat Halide Edip gibi kendi baslattigina kendisi hakim olamadi. Degisim, giderek iradeyi eline aldi. Ülke, baslayanin degil, baslatilanin dogrultusuna sürüklendi.
Sovyet Rusya, çesitli dinlerden ve milletlerden olusan bir mozayiktir. Bu devlet, Ruslar’in kurdugu bir imparatorlukça yönetilmek istenmektedir. Yirminci yüzyilda hiçbir imparatorluk uzun süre ayakta kala-miyor.
Ipin ucu kaçtiktan sonra Sovyet Rusya da ne yaptiysa olmadi. Dünyanin üstün güçlerinden biri olan bu ülkede, önce Bal-tik memleketleri sonra da onlari örnek alan Azerbaycan ve Ermenistan gibileri bagimsizlik hevesine kapildilar.
Kisisel kanima göre glasnost ve perestroika gereginden fazla çalisti. Özerklik ve demokrasi arayislari mukadder akibetin alternatifleri gibi göründü. Sovyetler simdi o sancili dönemi yasiyor. Dengeler bozuldu. Dünyanin rahatsizligi oradan geliyor.”
Bunlari Rahmetli Ihsan Sabri Caglayan-gil’in 1990 yili Haziran ayinin ilk günlerinde Günes Gazetesi’nde yayinladigi ve kesip sakladigim makalesinden aktariyorum.
Rahmetli ihsan Sabri Çaglayangil ilerlemis yasinda yazdigi makalelerde dünya olaylarini tecrübesinin süzgecinden geçirerek degerlendirirdi.
Bu makaleleri okuyanlar “Devlet Adamligi”nin ne oldugunu, “Devlet Adami” kalitesindeki degisimi açiklikla görebilirdi.
Rahmetli Ihsan Sabri Çaglayangil Gorbi’nin isinin, islevinin bitisini söyle hikaye ediyordu.
“Bu büyük devlet, onbes cumhuriyetten kurulu federasyondur. Cumhuriyetlerin en büyügü Rusya’dir. Sovyet topraklarinda yasayan 1989 istatistikleri 287 milyon insandan 144 milyonu orada oturur. Nüfus bakimindan yandan fazladir. Toprak olarak da tüm yüzölçümünün yüzde yetmisbesine sahiptir.
Seçim, açik bulunan “Rusya” Cumhuri-yeti’nin baskanligi için Sovyetler’in federal parlamentosu dernek olan Halk Temsilciler Meclisi’nde yapilacakti. Bu kurul 1060 üyeliydi. Baskanliga seçilmek için salt çogunluk, yani 531 oy lazimdi. Hak Temsilciler Meclisi’nin çogunlugu Gorbaçov’u destekliyor, tüm kanunlarini yürürlüge koyuyor, ne dilerse onayliyordu.
Onun istemedigi birisinin baskanliga seçilmesi zordu. Böyle önemli bir seçim varken Gorbaçov’un Washington ziyaretine çikmasi parlamentoya olan güvenindendi. Adettir, iktidarlar içerde zayiflayinca, dis politikada kuvvet ararlar. Tarihi evvelden saptanmis basarili bir zirve kendisini güçlendirecekti. Bu emniyet ve inançla yola çikti.
Rusya Cumhuriyeti Devlet Baskanligi için baslica iki aday vardi: Biri Komünist Parti’nin tuttugu Aleksandr Vlasov, öbürü Gorbaçov’un en büyük ve önemli siyasi rakibi olan Liberal Reformcu Boris Yeltsin.
Yeltsin, bir süre önce Gorbaçov tarafindan Polit-büro’dan uzaklastirilmis, bütün görevleri elinden alinmisti. Sonradan ilk serbest seçimde Moskova’dan milletvekili adayi oldu. Baskentlilerin oylariyla seçildi parlamentoya girdi. Yaris bu ikili arasinda olacakti.
Beklenen gerçeklesmedi. Sürpriz sonuçlar her isi bozdu. Halk Temsilciler Meclisi, üçüncü turda 535 oyla Boris Yeltsin’i, 29 Mayis 1990 tarihinde, Rusya Cumhuriye-ti’ne devlet baskani seçti. Yeltsin, su beyanda bulundu: “Rusya’yi, içinde bulundugu kritik durumdan kurtarmak için elimden gelen her seyi yapacagim. Bu seçim, Rusya’nin sosyal, ekonomik ve moral bakimdan yeniden dogusunun baslangicidir.”
Ihsan Sabri Çaglayangil, Bush-Gorba-çov görüsmelerini bakiniz nasil degerlendiriyor:
Boris Yeltsin’in seçimi, Gorbaçov için ha-tiri sayilir bir darbe olmustur. Bereket zirve toplantisi oldukça iyi geçti. Basbasa konusmalar birbirini kovaladi. Taraflarin Disisleri Bakanlari çok çalistilar. Silahlarda indirim yapildi, anlasmalar imzalandi, liderler karsilikli memnun kaldilar.
Bush, muhatabinin zayiflayan durumundan yararlanmayi düsünmedi. Aksine ona destek ve moral verdi. Basarili olmasi için elinden geleni yapti.
Gorbaçov’un gözü Ticaret Anlasmasi’-ndaydi. Bunu basarirsa kürk, havyar, votka satistan fazlalasacak, gümrükler indirilecek, Sovyetler’in Amerika’ya ihracati artacakti. Sovyet Rusya ekonomi bakimindan en ziyade müsaadeye layik statüye kavusacakti. Fakat Amerikalilar imzaya yanasmyor-lardi. Yasal sakincalar ileri sürüyorlardi. Bu isi Rus topraklarindaki Yahudilere göç izni verilmeye karsilik elde tutuyorlardi.
Son dakikada bulunan formüle Bush razi oldu. Ruslarin göçü kabul etmelerine bagli olarak anlasmayi imzaladi.
ABD Baskani istedigi kadar ödün versin “Herseye ragmen yine de güçlü” desin; anlasmalari kayitli olarak imzalasin… Ne yaparsa yapsin, Gorbaçov’un isi islevi bitmisti.”
Sayin Okuyucularim, “Gorbi’nin isi-islevi bitti” ama “kendi bitmedi”. Bugün “Rusya Federasyonu eski Devlet Baskani” olarak degil, Mihail Gorbaçov olarak, hem kendi ülkesinde, hem de ülkesinin sinirlarinin disinda bir isim olarak, kisiligi ile bilgisi ile faaliyetleri ile ilgi görüyor. Saygi görüyor. Yaziyor, konusuyor.
Yapi Kredi Bankasi’nin Mihail Gorbaçov’u Türkiye’ye getirmesi ve az sayida da olsa Türk politikacilarina, yazarlarina ve düsünürüne Mihail Gorbaçov’u dinleme imkani yaratmasi önemli bir olaydir.
Mihail Gorbaçov gibi kisilikleri ve fikirleriyle öne çikmis devlet adamlari hergün dünyanin bir kösesinde, bir ülkesinde konferans vermekte, bu konferanslar ilgi görmektedir. Çünkü insanlar basarili devlet adamlarinin bilgi birikimlerini degerlendirme arayisindadir. Insallah Yapi Kredi’nin bu daveti baska müesseselerimize de örnek olur; imkani bulunan müesseselerimiz, degisik vesilelerle dünyanin ünlü sarkici ve çalgicilarini davet ederken arada bir dünyanin ünlü fikir adamlarini da Türk insanina dinletme firsati yaratirlar.

 

Sende yorum yap