“Gazi Kadınlar Sokağı “nda “Kemal’in Yeri”

, , Sende yorum yap

Bu hafta sonu sayin okuyucularima izmir’i anlatacagim. Gecen Cumartesi ve Pazar günleri yegenimin dügün törenine katilmak için izmir’e gittik, izmir’e “bayildik”. Daha dogrusu “Izmir’in görebildigimiz” köselerine bayildik.
Cumartesi aksam üzeri bavulu otele koyar koymaz “Kordon” boyu yürüyüse çiktik. Hava “limonota gibi” derler ya. Iste öyle. Kordon boyu kaldirima dizilen masalarda “gençlik oturuyor”. Genç, güzel, güler yüzlü insanlar. Iki kiz, üç kiz, dört kiz oturmus.
Iki kiz, iki erkek oturmus. Kizlarin sayisi erkeklerden az degil. Kordon’un sonuna kadar gidip arka yollara daldik. Alsancak’ta Kibris Sehitleri Caddesi’ni trafige kapamislar. Yaya yolu olarak düzenlemisler. Cadde genç insan dolu. Güler yüzlü, kanli-canli genç erkekler kizlar. Cadde yasiyor.
Caddeye açilan sokaklardaki eski Rum evleri korumaya alinmis. Sokaklarin bazilari numarali, bazilarina bir sanatçinin ismi verilmis. 1448 nolu sokagi nefis Rum evleri süslüyor. Bir bir binanin altinda dar bir girisi olan ve girisinde demir kapisi bulunan 1449 nolu sokak ilgimizi çekti. Baska ülkelerde olsa, “turistleri getirip bu dar ve ilginç sokagi gezdirirler”. Içeri girdik. Sonra sasirdik. Acaba bu sokak “o biçim bir sokak mi?” diye süpheye düstük. Soracak kimse bulamayip, istemeye geri döndük.
1453 nolu sokak bizi büyüledi. Bu sokagin çok ilginç bir ismi var: “Gazi Kadinlar Sokagi”. Ününü duydugumuz Kemal’in Lokantasi bu sokakta imis. Lokantanin önüne dizilen masalardan birine oturduk. Kemal’in hikayesini dinledik. Kemal Demi-rok aslen Mengenli. 1940 yilmda 13 yasm-da Izmir’de komi olarak çalismaya baslamis, önce Bornova Sokak’ta sonra Kor-don’da lokanta isletmis. Bugün Izmir’in ünlü lokantalarinin çogunun isletmecileri ve elemanlari Kemal’in yaninda yetismis. Deniz, Simina, Ismet’in yeri, “Kemal” kaynakli lokantalarmis. Gazi Kadinlar sokagindaki bugünkü yerini 1984 yilmda açmis. Simdi isin basinda ve mutfakta oglu Muammer Demirok duruyor. Muammer Dernirok 11 yasindan bu yana 30 yildir mutfakta. Simdi damadini yanina almis. Yetistiriyor. Kemal’in yerinde Cengiz Onur müdürlük yapiyor. Sef Asim Kayan. Garsonumuz Bartinli Hüseyin Topal idi. Kemal’in Yeri’nin “ara sicaklari” ünlü imis. Kasar köfte, cevizli balik köfte, ahtapotlu balik köfte, midye tava, izgara izmir tulumu. Birer parça tadiyorsunuz. Sonra ilginç bir özel ikramla karsilasiyorsunuz. Küçücük, minnacik istiridyeler. Buna “Kidonya istiridye izgara” denili-yormus. Ardindan izmir’in özel “otlari”: Turp otu, cives. Sonra gene küçücük, birer parça ikramlar: Karides izgara, kalamar izgara, uskumrudan çöp balik köftesi, sütlü kalamar yumurtasi.
Ana yemekler… istege göre: Tuzda balik, süÜü balik, izgara balik, balik bugulama.
Tertemiz, muntazam bir servis. Ögle yemeklerinde 750 bin lira dolayinda, aksamlan (içkili) l milyon 200 bin lira dolayinda bir fatura.
(Restoran Kemal’in Yeri, 1453 Sokak No:20, Telefon (232) 422 31 90, Izmir)
Biz Kemal’in lokantasinin önünde sokak üzerindeki masada otururken sadece yemeklere hayran kalmadik. Sokaktaki eski yapilardan büyülendik. Karsimda duran 17 kapi numarali tas binaya tam anlamiyla “asik” oldum. 1887 yilinda yapilmis, hâlâ “tas gibi” duran bir bina. Kapisi, demir parmakliklari, cumbasi ile beni etkiledi, imkânim olsa, tüm imkanimi ortaya
koyar, o binaya sahip olurdum. Ve o binanin içinde yasardim. Onun yanindaki 19,21 numarali binalar da ayni güzellikle. 19 nolu binanin cumbasinin altinda ters duran, tastan oyulmus “tavus kusu destekler” birer sanat eseri. Binalarin hepsi ayni yükseklikte. Ayni hizada. Cumbalar ayni ölçüde. Arkalarinda bahçeleri varmis. Hiçbiri, öbürünün tepesine tirmanmaya, önüne çikmaya kalkmamis. Yan masadaki eski bir izmirli “O zamanlar Izmir”de sehircilik diye birsey varmis. Plan varmis. Estetik varmis. Disiplin varmis. Sokak, bahçe, baskalarinin haklarina saygi anlayisi varmis.” diye konustu.
Izmir’de onbes yirmi yil önce, köse baslarinda aksamlan çöp sis, sabahlan ekmek içi sucuk kasar satan mangalli seyyar büfeler bulunurdu. Liman’da Pasaport iskelesinin yanindaki kaldirima siralanan masalarda birine çöküp, ekmek içi sucuk-ka-sari sicak sicak dislemenin ve de demli çay içmenin zevkine doyulmazdi.
Pazar sabahi bu arayisla Liman’a indik. Pasaport iskelesi polis karakolu olmus. Deniz boyu kaldirimndaki masalar kaldirilmis. Köse baslarinda ekmek içi sucuk-ka-sar yapanlar ortadan kalkmis.
Liman önündeki yolun gerisindeki binalarin birinin önündeki Liman Çay Evi’nde sabah temizligi yapilirken bir masaya çöktük. Duvar dibinde “Hasan Amca” (Hasan Akinci) “Alsancagin Dostlar Firininin, tahanli boyozunu ve firinda yumurtasini satiyor.
Biz hayatimizda ne tahanli boyoz tatmisiz, ne sahanda yumurta.
Çaylan söyledik. Hasan amcadan tahanli boyoz ile firinda yumurtalari aldik. Tahanli boyoz katmerli bir börek. Firinda yumurta, fanda susuz pisirilmis “lop yumurta”. Firinda pisince beyazi kahveren-gimsi olmus. Tadi bir baska. Hasan amca yumurtayi soyuyor. Sonra soyulan lop yumurtayi, avucuna aliyor, yukaridan asagi sarkan bir ipi diger eliyle gerdirirken, avu-cundaki yumurtayi ipe dayiyor. Böylece yumurta dilimleniyor. Çayci Ekrem Baba, çaylari tazeliyor. Nefis bir izmir sabahi. Yandaki masalarda Izmirliler “nargile fokurdatiyor”. Hayatimda denemedim. Ekrem Baba, “Abi sana da atesleteyim. Dene 40 bin lira vereceksin. Ne ki?” dedi. Ama cesaret edemedim. Nefis çaylarin bardagina 10 bin lira ödedik.
Anlatacak çok sey var. Trafige kapatilan sokaklarda Belediye’nin izni ile kurulan tezgahlarda kitap, el sanati ürünleri satan gençler, sokaklarin temizligi, 1444 nolu sokaktaki Altinkapi lokantasinda yedigimiz karisik kebap, Kibris Sehitleri Caddesi’nde Karagöz baklavacisinda tattigimiz sicak baklava, ögle saatlerinde Sevinç Pastaha-nesi’nde kahve içtik. Reyhan Pastahane-si’nin bitisiginde oldugu söylenilen Ali Na-il’in esinin “Regal” isimli antikaci dükkanini aradik. Bir türlü bulamadik. Sabah’in, modern mimarinin zarif çizgilerini tasiyan dev tesislerini gördük. Kalbimizi izmir’de birakip, istanbul’a döndük. Yazinin sonunda bir ufak not: Hayret kihayret. Izmir hava limanina hergün yüzlerce uçak dolusu yabanci turist geliyor. Bunlar çevreye yayiliyor. Ve bunlarin hiçbiri Izmir’e ugramiyor. Bu iste bir çarpiklik var. Izmirliler’in bir yanlisi var. Bu yabanci turistlerin “izmir’i ezip de geçmesine nasil izin verildi?” Neden bu yabana turisüerin bir bölümü izmir’e çekilemez ki?
Iste sayin okuyucularima, içinde ekonomi, siyaset, “felâket müjdesi” olmayan bir hafta sonu yazisi.

 

Sende yorum yap