Farklılıkları yönetmek becerisi

, , Sende yorum yap

IRA ve ETA ile mücadeledeki tecrübeleri sonucu Britanya ve ispanya yönetimleri, “ulusu bir topluluklar birligi, kültür kümelerinin ortakligi” olarak benimsediler. “Homojen millet” i, “milliyetçi birey”, “tek sosyal-kültürel kimlik” gibi dogal ve sosyal olmayan indirgemeciliklerden vazgeçtiler. “Merkezi iktidar” kümesinin özeliklerini yansitan “resmi” kimligi benimseyenleri veya ona sahip olmayanlari, siyasal ve ekonomik hayattan “dislama” pratigine son verdiler.
Böylece siyaseti “asli” islevi olan, “farkliliklari yönetmek” islevine kavusturdular. Kültür alani “siyasallasmaktan”, kültürel çesitlilik “siyasi kusku ve baski alani” olmaktan kurtarildi.
“Farklilik”lar birer “sapkinlik” degil, “olagan” kabul edildi. “Kültürel çogulculuk”, farkli kültürleri koruma ve kurumsallastirma politikasini baslatti.
Hukuk sistemi bu degisimi saglayacak ve güvence altina alacak yapisal esneklige ve ilke zenginligine kavusturuldu. Hukuk düzeni toplumun ihtiyacina ve çogul karakterine uygun olarak sekillenince “Devlet ile Toplum baristi”.
Bu sonuca giden yolu açan politikaya “Çok Kültürlülük” adi konuldu. Çok kültürlülük ulusal bütünlesmeyi sagladigi gibi evrensellik kapisini da açti.
Toprak bütünlügünü koruyan “ulusal bütünlük”tür. Ulusal bütünlük, tatmin edilen unsurlarin, “ulusun bir parçasi olarak kalmak isteginden” dogar. Istikrarsizliga düsen bir rejimde “ulusal bütünlük” kadar, ülkenin fiziksel bütünlügü de tartismali hale gelir.
Bunlar, Dogu Ergil’in, TOBB için hazirladigi Dogu Raporu’nun üçüncü bölümünde anlatilanlarin bir bölümünün özeti.
Dogu Ergil raporunda, Irlanda ve Ispanya tecrübelerini söyle anlatiyor.
1) Terör ile mücadelede, “terörist örgüt” ile, onun sikinti ve dileklerini dile getirdigini iddia ettigi “sosyal kesit” (dini veya etnik grup) ayri “sosyal varliklar” olarak degerlendirilmelidir.
2) Demokrasi içinde terör ile mücadele edilecek ise, sisteme sesini duyurma olanagi bulunmayan ve bu yüzden terör örgütünü bir siyasi temsil organi olarak kullanan halk kesimine (dini veya etnik gruba) “alternatif temsil olanaklari” saglanmalidir.
Kuzey Irlanda’da “Sinn Fein” ve Ispanya’nin Bask bölgesinde “Herri Batasuna” isimli siyasi partiler böyle bir yaklasimin sagladigi “hosgörü ortaminda” ortaya çikmis. Her iki parti de IRA ve ETA militanlarinin içinden çiktigi sosyal çevrenin temsilcisi olmus. Kuzey Irlanda Katolikler’i ile
Bask halkinin beklentilerini ulusal sistemlere yansitmada ve dolayisiyla iliskileri yumusatmada önemli rol oynamis.
Bu örneklerle iki ülkede su anlasilmis ki: “sorunlu huzursuzluk toplulugun yasal bir temsilcisi olursa, terör örgütlerine gerek kalmayacak. Topluluk huzursuzlugunu, siyasal ve yasal yollardan ulusal sisteme yansitabilecek, is-teklerinin gerçeklesmesi için yasal yollardan mücadele edecek.”
Toplumun istikrarini bozan “radikal muhalefet” toplam seçmen kitlesi içinde nisbi olarak ne kadar küçük olursa olsun, demokratik sistemlerde bunlarin “muhatap” olarak kabul edilmesi gerekiyor. Madem ki birlikte yasaniyor ve yasanmak isteniyor, o halde onlar da dinlenmeli ve istekleri degerlendirilmeli.
Demokratik toplumlarda, toplumun bazi gruplari “istekleri ve beklentileri çogunluktan farkli oldugu için, kendilerine özgü dini inançlari ve farkli kültürleri oldugu için ve bunlarin korunmasini istedikleri için” dislanamazlar.
Demokratik sistemin esasi, farklilik-lari yönetmek ve uzlastirmak esasina dayanir. Eger sistem dislayici tavir içine girer ise, dislanma gruplarin ulusal birlikten ayrilmak istekleri makullesebilir.
Ispanya’da “kültürel milliyetçilik” görünümünde ortaya çikan Bask hareketi, Franko yönetiminin asiri baskisi karsisinda bir “bagimsizlik hareke-ti”ne dönüstü.
Bir terör örgütü için “insan, davasina kurban edilecek araçtir.” Bir hukuk devleti için ise insan, “amaç”tir. Terör örgütü insanlan yokederek var olur. Devlet ise insanlan yasatmak ve insanlarin iyiligi için kurulmustur.
Halka yabanci ve uzak, ve dolayisiyla halkin güvenini kaybetmis güvenlik güçleriyle etnik ve dinsel gruplarin destegini almis terör eylemleriyle mücadelenin basarili olamayacagi Irlanda ve Ispanya’da görüldü. Halk desteklemedigi ve güvenmedigi durumlarda güvenlik güçlerine bilgi vermiyor. Bilgi alinmadan da terörle mücadelede basari saglanamiyor.
Bir ulusu olusturan etnik ve dini gruplar arasinda çikan ve kanli çatismalara yolaçan huzursuzluklarin mutlaka derin ve tarihi nedenleri vardir.
Çatisma kanli bir maceraya girince, çatisan taraflar birbirlerine karsi duyarliklarini yitirirler. Anlayissizlasirlar. Birbirlerinin sadece kötü yanlarini görür ve uzaklasirlar.
Bu birikimlerin kisa sürede “bosaltilmasi” mümkün degildir. Sabir, akil ve çok emek ister. Fakat öncelikle yönetimlerin bu “sosyal anlasmazliklarda” taraf olmamasi esastir. Bagimsiz bir yönetim, taraflari “önyargisiz anlayabilir”. Çözüm üretiminde inandi-nci ve güvenirli olabilir. Yönetenlerin taraf oldugu çatismalar ile sorunlar çözülemez. Sadece bastirilir. Ertelenir. Birikimler artar. Dünya tarihi bunun sayisiz örnekleriyle doludur.
IRA ve ETA, PKK’dan farkli örgütler. Onlarin terörü ile PKK terörü farkli. Irlanda’daki ve Ispanya’daki sartlar Türkiye’dekine benzemiyor. Fakat bu demek degil ki, baska ülkelerde olan bitenden alinacak dersler yok. Tam tersine, baska ülkelerin tecrübelerini degerlendirmek Türkiye’de pahali faturalarin ödenmesini önleyebilir.

 

Sende yorum yap