Faiz vergi gelirinin yüzde 80’ini yutar hale geldi

, , Sende yorum yap

Iç ve dis borçlarin faizleri 1991 yilinda toplam vergi gelirlerinin yüzde 30’unu yutuyordu. 1995 yilinda bu oran yüzde 50’ye ulasti. Açik anlatimiyla Devlet Baba topladigi her 100 lira verginin 50 lirasini faizciye ödedi.
Geldik 1996 yilina. 1996 yilinda ilk 6 aylik Bütçe rakkamlari endise verici. Toplam vergi gelirinin yüzde 80’i faize gitmis.
Devletin her yandan topladigi paralarin yüzde 65’i faizciye ödenmis.
Isin kötü yani su… Faiz yükü dur durak bilmiyor. Devamli artiyor. Yakinda bir de bakacagiz, vergi gelirlerinin tamami faizi karsilamayacak?
Borcumuz çok degil Faiz yükü agir
Her ülke borçlanir. Zengin ülkeler de borçlanir. Borcun azinin çogunun bir ölçüsü vardir. Bu ölçü ülkenin toplam borçlarinin milli gelirine (bir yilda ürettigi mal ve hizmetlerin parasal degerine) oranlanarak bulunur. Milli gelir rakami dolara dönüstürülür. Tüm iç ve dis borçlar dolara dönüstürülür. Iki rakam birbirine oranlanir. Ülkenin az veya çok borçlandigi anlasilir.
Türkiye’nin toplam kamu borçlarinin milli gelire (Gayrisafi Yurt içi Hasila rakamina) orani yüzde 62’dir.
Halbuki Avrupa Birligi’ne üye ülkelerin kamu borçlan ortalamasinin ortalama milli gelirlerine orani yüzde 71’dir. Avrupa Birligi’nin kamu borçlanmasi için getirdigi tavan, ülkenin milli gelirinin en fazla yüzde 60’ina kadar borçlanabilme imkanidir.
Yunanistan’in kamu borçlarinin milli gelirine orani yüzde 115’dir.
Ispanya’nin yüzde 65, Fransa’nin yüzde 51, Ingiltere’nin yüzde 50, Belçika’nin yüzde 134’dür.
Vade kisa Faiz agir
Gelelim en önemli noktaya: “Borç
yigidin kamçisi” ama, kamçi yigidi acitir ise, yigit hapi yutar… Bizim borç da bizi acitiyor. Hem iç borcun, hem dis borcun vadesi kisa, faizi yüksek. Özellikle iç borcun vadesi çok kisa, faizi çok yüksek…
Vade kisaliginin ne demek oldugunu genelde tüm okuyucularim biliyor. Fakat faiz yüksekliginin ölçüsü nedir ki?
Kisaca anlatayim: Iç borç faizinde faizinin yüksek olup olmadiginin ölçüsü yillik enflasyon ile, devletin ödedigi net faiz arasindaki farktir. Enflasyon yilda yüzde 80 iken, net faiz yüzde 86 ise, bu faiz yüksek degildir. Fakat enflasyon yüzde 80 iken, devlet yüzde 120-yüzde 130 faiz öder ise, her yil yüz liralik borç, reel olarak 40 lira-50 lira artmis olur. Devlet ertesi yil, bu reel artan miktarin da faizinin yükü altinda kalir. Iste, Türkiye’de olan budur… Sayin okuyucularim, kamu borçlanmasinda bir kaide vardir: Eger para degeri enflasyon ölçüsünde degisir ise, devlet dis borcun sadece reel faizini ve ana parasini öder. Para degeri enflasyondan hizli degisir ise (devalüasyon yükü ortaya çikar ise) devletin dis borç için bulmak zorunda oldugu Türk Lirasi yükü de artar.
Iç borçta, faiz enflasyon dolayinda ise, enflasyon iç borcu öder. Fakat iç borcun reel faizi enflasyonun üzerinde ise, devlet bu borç yükü altinda ezilir. Iste simdi karsimizdaki durum budur. Devlet bu yil faiz ödemelerine 1.142 trilyon lira iç borç, 202 trilyon lira dis borç faizi olmak üzere toplam 1.344 trilyon lira para ayirmisti. Ocak-Haziran aylarini kapsayan 6 ayda Bütçe’den 633 trilyon lirasi iç, 67 trilyon lirasi dis borç faizi olmak üzere 700 trilyon lira faiz ödendi. Bu ödeme rakkaminin Agustos ayi sonunda 1.000 trilyon lirayi asmasi bekleniyor. Ve de bu gidis 1997 yilinda tüm vergi gelirlerinin faiz ödemelerini karsilayamayacagini gösteriyor.
Iç ve dis borçlarin faizi toplam bütçe gelirlerini ve vergi
gelirlerini yutuyr(Trilyon TL)

1991 1992 1993 1994 1995 Ocak-Haziran 1996
Faiz ödemeleri 00000024………..40……..116…….298……576……………………….700
Toplam Bütçe geliri00099………178……..357…….745….1.377……………………..1.073
Vergi gelirleri 0000000078……141……..264…….588….1.085……………………….880
Faiz/Bütçe geliri (%) 024.2…..22.5…….32.5……40.0…..41.8………………………65.0
Faiz/Vergi geliri (%) 030.8…..28.4…….44.0……50.7…..53.1………………………80.0
Yavuz Firkateyni’nin kazasi ile ilgili açiklama
Yavuz Firkateyni’nin Kos (Istanköy) Adasi önünde karaya oturmasina üzüldüm. Üzüntümü 16 Agustos 1996 tarihinde bu sütunda yaziya döktüm. Yazimdaki ifadeler Deniz Kuvvetlerimiz’de görev yapanlari üzmüs.
Bana kazanin olus sekli ve kurtarma konusunda ortaya çikan sorunlar ve bu sorunlarin nasil çözüldügü anlatildi. Bana anlatilanlar daha önce Genelkurmay Baskanligimizin bir açiklamasi ile halka duyurulsa idi, ne ben üzülürdüm, ne de baskalarini üzerdim. Bana anlatildigina göre Yavuz Firkateyni normal bir görev yeri degisimi sirasinda isten-
meyen biçimde Yunan karasularina girmis ve karaya oturdugunda iki pervanesi birden kuma saplanmis. Bu durumda kendi imkanlariyla kurtulma sansi yokmus.
Baska ülke karasularina bizim kurtarma araçlarimizi sokma imkani da bulunmadigindan, Yunan Denizkuvvetle-ri’nin yardimina ihtiyaç duyulmus. Denizcilerimiz bu beklenmeyen kazadan çok üzülmüsler.
Donanmamizin kendi usul ve kaideleri çerçevesinde sorumlularin tesbiti yapilip gerekli disiplin cezalan uygulanacakmis.

 

Sende yorum yap