Elindekileri satan devlet yeni baştan SEK ve EBK ile yem fabrikaları kurmaya mecbur

, , Sende yorum yap

Eldeki yem fabrikalarini, süt fabrikalarini et tesislerini sattiniz. Kina yakiniz!.. Yenilerini kurmaya hazirlaniniz. Kurmazsaniz, Türkiye’de tarim ölür. Eti, sütü ithal eder yersiniz. Aç kalan köylü de ya daga çikar, ya sehirleri basar.
Özellestirmenin ne oldugunu anlayamadan, sap ile karistirip, ülkenin temel tesislerini satarlar, “ne yaptiklarinin farkinda” degil ama ne yaparsiniz ki bu ülkede siyasi partiler, kamuoyunu olusturan, etkileyen güçler de olan bitene ilgi duymuyor.
Otellerini, kumarhanelerini satamayan devlet “gavurdan mal kaçirma telasinda”, yem fabrikalarini, süt tesislerini, et balik tesislerini satti. Simdi sira tarim arastirma gelistirme arazilerinde. (Müjde fidanliklar yap-satçilarin eline geçiyor!)
Türk halkinin yansi hala tarimdan geçiniyor. Türkiye’nin iktisaden faal nüfusun yüzde 44’ü tarim ile mesgul. Bütün bunlara karsi milli gelirde tanmsal üretimin payi yüzde 15’lerde dolaniyor.
1968 yilinda tarimda 100 olan nüfus 1993 de 178’e çikti. 1968 yilinda 100 olan tanmsal üretim 1993 yilinda 135 oldu. 1968 yilinda 100 olan hayvan üretimi 1993 yilinda 78’e düstü. Açik anlatimiyla tarimda üretim nüfus kadar artmiyor. Hayvan üretimi düsüyor. Genelde tanmda yasayanlarin milli gelirden aldiklari pay azaliyor.
“Türkiye büyük tanm ülkesi” palavra-siyla kendi kendimizi aldatiyoruz. Prof. Dr. Deniz Gökçe, Yeni Yüzyil’da üç gün süren bir yazi dizisinde uzun uzun anlatti. “Tarimda kendi kendimize yeterlikten” uzak yasiyoruz. Yagli tohumlar, ayçiçegi, misir, et ve sütte bugünkü seviyedeki talebi karsilayamaz duruma düstük. Bugünkü seviye demek, çok düsük et, süt tüketimi demek… Medeni dünyada “insanlarin kafalarinin çalismasi için tüketmeleri gereken asgari bir hayvansal besin miktari var.” Biz Türkler günde ortalama 22 gram hayvansal protein aliyoruz. Avrupa’da en düsük protein tüketimi bunun iki misli. Onun için bizim kafalarimiz “çalismiyor”.
Sayin okuyucularim, Büyük Türk Büyükleri ile Etkili ve Yetkili Kisiler anlamiyor. En iyisi ben sizlere anlatayim. Neden, yem fabrikalarini, süt ve et balik tesislerini satmak hatalidir? Neden, bunlarin yenilerini kurmak zorundayiz?
Dünyanin her ülkesinde, en sanayilesmis, en baba ülkelerde bile tarim ile ugrasanlar desteklenir. Üretim açigi olan ülkelerde bu destek “güçlü sekilde yapilir”. Üretim fazlasi olan (üretilen eti, yagi, sütü koyacak yer bulamayan) ülkelerde bile devlet tarim üreticisini destekler. Bu destek dogrudan sübvansiyon seklinde olur. Gelismis ülkelerde devlet tarim ürünleri için özel depolama, isleme, pazarlama örgütleri (yabancilar bunlara “board” diyorlar) kurar. Yasatir.
Türkiye’de EBK (Et Balik Kurumu), SEK (Süt Endüstrisi Kurumu) ve Yem Fabrikalari, hayvanciligi gelistirme politikasinin temel müesseseleri olarak projelendirilmis, kurulmus ve gelistirilmistir. Bunlar kar amaciyla kurulmamistir. Bunlar hizmet için kurulmustur. Bunlarin giderlerinin “sübvansiyon-destek-yardim” olarak degerlendirilmesi gerekir. Tenkit edilecek, ayiplanacak sey, bunlarin kötü yönetimi nedeniyle hazinenin kayiplari, ugradigi zararidir. Yoksa esasda bunlar kar amaci gütmeyen hizmet kuruluslaridir.
EBK’nun görevi, Türkiye’de hayvan üreticilerine pazar garantisi vermektir. Yem fabrikalarinin sorumlulugu, hayvan üreticilerinin yem sorununu çözmektir. SEK’in görevi sütçülügü tesviktir. SEK’i, Mis Süt ile Pinar Süt ile rekabete girecek bir kurulus olarak düsün-
meyiniz. SEK’in sorumlulugu, Pinar’in, Mis’in toplamadigi, üreticinin baskasina satamadigi sütleri toplamak, degerlendirmektir. Süt üreticisine güvence vermektir: “Baskasi satin almaz ise SEK alir. Bunun için korkma. Süt üretimini artir” demektir.
Ayri sekilde EBK’nun görevi, Pinar, Maret, Aytaç ile rekabet etmek degildir. Özellikle Dogu Anadolu’da hayvan üretimini tesvik etmek, hayvan üreticisini finanse etmek, ona güvence vermektir. Hayvan üreticisi bilmelidir ki kis agir olur, hayvanini besleyemez ise fiyatlar düser ise kimse malini almaz ise geride koskoca bir devlet kurulusu EBK duruyor. Özel sektör isletmesi ihtiyaci olmayan eti satin almaz. Fakat EBK, üreticiyi korumak için, gerektiginde ihtiyaç olmadan alim yapar, soguk depolarda stoga gider.
Türkiye’de yem fabrikasi çok. Devlet neden yem fabrikasi isletsin? Iyi de hayvanin yem parasi bulamadigindan çaresiz kalan üreticiye, özellikle Dogu Anadolu’daki iklim sartlarindan etkilenen hayvan üreticisine kim yem verecek?
Yem fabrikalarinin satisi, EBK ve SEK’in satisi, Türkiye’nin et ve süt üretiminin gerilemesine neden olacaktir. Dogu ve Güneydogu Anadolu’da ekonomik ve sosyal çöküntüye, fakirlige yol açacaktir. Türkiye et ve süt açigini ithalat ile karsilayacaktir. Ekonomik ve sosyal bakimdan Türk köylüsüne yapilan fenalik rakkamla ölçülemez. Benim garip köylüm hangi imkanla hangi güvence ile besicilik yapacak, süt sagacak? Anadolu’nun pek çok kösesinde fakat genelde tüm Dogu ve Güneydogu Anadolu’da hayvancilik köylülerin temel gelir kaynagi idi. Hayvani kesilen köylünün sütü kesilen köylünün geliri kesilmis demektir. Geliri kesilen köylü ya daga çikar, ya se-hire kosar.
Sonra da bizim Büyük Türk Büyüklerimiz sasar: “Aaaa… Acep bu adamlar neden daga çikiyor?.. Neden sehirlere göçüyor?..”
Türkiye hangi tarim ürününde kendi kendine yeterli?
1980-82 1990-92
Bugday………………….145………114
Arpa……………………106………112
Misir…………………..100……….95
Pirinç……………………-……….46
Ayçiçegi…………………95……….83
Soyafasulesi………………-……….19
Seker pancari/seker…….. 122………100
Tütün…………………….-………130
Pamuk…………………….-………109
Süt (sadece inek)…………99……….95
Sigir ve dana eti………..104……….86
Koyun eti……………….125………110
Tavuk eti ve yumurta.102….100

 

Sende yorum yap