EKONOMİNİN ÖZALLI YILLARI 1980-1990

, , Sende yorum yap

EKONOMİNİN ÖZALLI YILLARI 1980-1990

Ekonomi darboğaza girdi. "N'apsak da kurtulsak?" diye, Ankara'da-ki "A Takımı" çırpınıp duruyor… Çaresizlikten Israil'den, Hindistan'dan adam getirip "N'apsak acaba?" diye akil soruyor… Ama kimsenin aklına Turgut Özal gelmiyor… Acaba Turgut Özal 1980 yılından sonra "N'aptı da, ekonomiyi düze çıkardı?"

Kafalarımız başka şeylerle o kadar meşgul ki, Turgut Özal’ın neler yaptığını unuttuk bile… Hatırladıklarımızı ise bölük pörçük hatırlıyoruz. 1979 yılında tamamen tıkanmış bir ekonomiyi acaba Özal hangi tedbirlerle, nasıl isler hale getirmişti? Acaba bu tedbirlerin bir kısmı bugün uygulanamaz mi? Acaba Özal’ın deneyimlerinden yararlanılamaz mi? * * *

Bu soruların cevabini bulabileceğiniz bir yayın var. İsmi:' "Ekonomide Özallı yıllar". Afa Yayınevi tarafından bastırılmış. 180 sayfalık bir küçük kitap. Kitapçılarda 50 bin liraya satılıyor. Satılıyor ama kimse de satın almıyor! Bu kitabi ben yazdım… Bu hafta sonu okuyucularıma, (Anadolu anlatımıyla) "nasıl gaza getirilip" bu kitabi yazdığımı ve bu kitabi "satılır ümidi" ile bastıran yayıncı Atıl Ant’ın nasıl hataya düştüğünü anlatayım da biraz "gülümseyiniz…"

Efendim "bendeniz" Devlet Planlama Teşkilatı’ndan çalışırken, Turgut Özal da bu teşkilata müsteşar olarak geldi. Ve de gitti… Bu arada, ne oldu, nasıl oldu ise, beni de "takımına aldı".

"Ben Turgut Özal’ın takımındaki tek "yabancı" uzmandım. Turgut Özal'dan çok şeyler öğrendim- İyi -fakat mesafeli- ilişkilerimiz, sadece 1983-1987 yılları arasında kesintiye uğradı. Turgut Özal Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduktan sonra, "vatan kurtarma sohbetlerine" daha çok zaman ayırır oldu… Aramız tekrar düzeldi. Bir gün sohbet ederken "1980-1990 yılları arasındaki ekonomik uygulamaların bütün olarak bir kitapta toplanmasının yararlı olabileceğini" konuştuk.

"Ben böyle bir şey yazmayı düşünüyorum" dedim… O da, "Yaz… Çok iyi olur… Ben de sana yârdim ederim… Doküman veririm… Böyle bir şeyi kitap halinde bastırır. Çoksatar…" dedi. Ben bir taşınıyordum…

Turgut Özal öldü. Sabah Gazetesi yayın koordinatörlerinden Okay Gönensin kardeşimin tavassutu ile Afa Yayınevi yöneticisi Atıl Ant’ı kitap basmaya razı ettik. Ve de adamcağızın başını yaktık!

* * *

Kitap bundan dört ay önce üç bin adet basıldı. Satışa çıkarıldı. Gazetelerin köse yazarlarının beğenmeleri ve kitaplardan köselerinde söz etmeleri bu tip kitapların kaderini belirlemiş… Ben hemen, tanıdığım tüm gazeteci arkadaşlaşma, köse yazarı dostlarıma mektup yazdım. "Özal'lı yıllarda Türk ekonomisine neler yapıldığı doğru bir kitap içinde topladım… Beğeneceğinizi umuyorum…" diyerek birer kitap gönderdim… Rauf Tamer dostum kösesinde kitaptan söz etti… Duydum ki ikiyiz kitap satılmış… Ardından Hasan Pulur ağabeyim kitabi övdü. Irkiyiz kitap daha satıldı. Abdurrahman Yıldırım kardeşim Cumhuriyet Gazetesi'nde kitabin çıktığını yazdı. İki yüz tane daha satıldı. Bu arada kitap fuarı oldu üçüyüz tane de fuarda satıldı. İşte o kadar… Kitabi gönderdiğim dostlarım kitabımdan hiç söz etmediler. Herhalde beğenmediler. Ben ne yapabilirim ki? Haklılar! Amma… "Hatırım için çiğ tavuk yiyecek dostların yaptıklarına ne demeli?" Taaaa… Ankara'dan "kadim dostum", arkadaşım Oktay Eksi, herhalde yazılarının arasında, iki satir da benim kitaptan söz eder diye "umutla" beklerken, bir gün posta ile bir zarf geldi. Zarfın içinde, her kitap gönderene sekreterinin yazdığı iki satirlik "kuru" bir mektup: "Gönderdiğiniz kitabi aldım. İstifade edeceğim. Teşekkür ederim…"

Oktay Eksi birse yazmadı, belki arkadaşım Mehmet Barlas bir şeyler yazar diye beklemeye başladım…

Öyle ya, o Mehmet Barlas ki, çok kitap okur. Ve de okuduğu, okumadığı kitaplardan överek veya kötüleyerek sütununda söz eder… Yazı yazmak bir yana, her karşılaşmamızda Mehmet Barlas, "Senin kitabinin daha kapağını bile açmaya vakit bulamadım. Ama içinde ne olduğunu tahmin ediyorum!" diyerek moralimi bozuyor.

 

Sende yorum yap