Ekonominin kaderini TBMM ‘nin değil, halkın güven oyu belirleyecek

, , Sende yorum yap

Biz ekonomiyi “günlük olarak” yasar hale geldik… Sabah borsada fiyatlar düsüyor, ögleden sonra her ne oluyor ise, fiyatlar tavana firliyor. Döviz fiyati, faiz fiyati günlük olarak iniyor çikiyor… Bütün bunlarin nedeni, Türkiye’de insanlarin ve kurumlarin yakin gelecek ile orta ve uzun vadeli gelecek hakkinda tahminde bulunma imkanlarinin ortadan kalkmasi.
Ekonominin kaderini “insanlarin gelecek hakkindaki beklentileri belirler”.
Sadun Aren Hocamiz, gelmis geçmis zamanlarin en derli toplu ve ögretici “ekonomik kitabi” olan, “istihdam, Para ve Iktisadi Politika” basligini tasiyan kitabinda, insanlarin “istikbal hakkindaki bekleyislerinin” ekonomiyi nasil etkiledigini açik bir sekilde anlatir.
Insanlar “istikbal hakkinda ümitli ise”, yatirimlar artar. Gelecekte dogacak refah bugünden baslamis olur. Daha fazla insan is bulur. Is bulan insan harcama imkanina kavusur.
Simdi Sadun Aren Hocamizin “ders kitabindaki anlatimdan”, günümüze dönelim.
Koalisyon bozuluncaya kadarki dönemde, halkin belli bekleyisleri (istikbal hakkinda belli ümitleri) vardi… Ne idi bunlar:
– Hükümet döviz fiyatini artirmayacak. Döviz fiyati, enflasyon artisinin altinda bir çizgide kalacak.
– Faiz oranlan enflasyonun üzerinde seyredecek.
– Yabancilar kredi notumuzu yükselt-mese bile, uzun vadeli dis kredi mus-luklari açilmasa bile, kisa vadeli dis kredi girisleri devam edecek, döviz rezervlerindeki artis sürecek, Türkiye döviz sikintisi çekmeyecek.
– Hükümet cari harcamalari, kamu borçlanma geregini, bütçe açigini büyütmemek, tersine küçültmek için elinden geleni yapacak.
– Yillik enflasyon yüzde 80’ler dolayinda gerçeklesecek.
– Özellestirmede belli yol alinacak.
– Gümrük Birligi’ne girilecek.
– Ekonomi istikrara kavusacak, özel sektör yatirimlarinin baslamasina müsait bir ortam ortaya çikacak, istihdam imkanlari yavas yavas artacak.
– Üretim artisina paralel olarak, ekonomi de büyüyecek… Biraksalar çok büyüyecek… Onun için “isinan ekonomiyi birazcik sogutup” makul büyüme saglanirsa çok iyi olacak…
Sayin okuyucularim, koalisyon yikilmadan önce ekonomi “güllük gülistanlik degildi” ama, halkin bekleyisleri oldukça “iyimser çizgide” idi… Onun için “döviz ve faiz fiyata ile enflasyon” bir ölçüde kontrol altinda idi.
Simdi, Türkiye bir “belirsizlik dönemine girmis bulunuyor”… Bu dönem su veya bu hükümetin TBMM’de güven oyu almasiyla ortadan kalkmayacak… TBMM’de verilecek güven oyu, sadece belli kimselerin belli bir süre basbakanlik, basbakan yardimciligi, bakanlik koltuklarina oturmalarina imkan verecek… Ekonomi bakimindan
önemli olan “halkin güven oyu”… Halkin güven oyunun göstergesi, oy pusulalarinin kirmizi veya yesil olmasi seklinde ortaya çikmiyor. Halk güven oyunu kolunu havaya kaldirip “evet-hayir” diye bagirarak ifade edemiyor. Halk güven oyunu “beklentileri” ile ortaya koyuyor. Halkin “beklentilerindeki degisim” ekonominin tam anlamiyla “kaderini” belirliyor.
Henüz ortada bir hükümet yok. Kurulsa bile seçim hükümeti olacak. Ne yapacagi belli degil. Risk alamaz. Tersine ödün dagitir. Seçim tarihine kadar bu böyle gider. Sonra kimin veya kimlerin gelecegi, ne kadar sürede koltuga isinacagi belli degil… Ne politika uygulanacagi belli degil…
Sadun Aren Hocamizin anlatimiyla “istikbal hakkinda ümit sahibi olmak için sebep yok!..”
– Kim, neye güvenerek ve neyin hesabini yaparak yeni yatirim projeleri hazirlayacak, yatarima baslayacak, yatirimini tamamlayacak ve de istihdam imkani yaratacak?
– Halk nasil bir beklentiye girsin ki? Kim veya kimler gelirse gelsin, herhalde “kamuoyunda gürültü koparacak güçlere” karsi duramazlar. Isçi ücretlerinde, ardindan memur ve emekli ücretlerinde, ardindan tarim ürünleri fiyatlarinda pespese gelecek baskilar karsisinda, normal çizginin üzerinde ödemeler yapilmasi kaçinilmaz bir durum… Bu demektir ki, kamunun borçlanma geregi, bütçe açigi, KIT zararlari konularindaki sinirlar asilacak… Para basmaktan baska çare yok. Bu da enflasyon demektir.
– Halk enflasyon beklentisine girer ise, malini, parasini, hizmetini, bugünkü enflasyona göre degil, ilerde bekledigi yüksek enflasyon ile fiyatlandirir. Bu ise, bir fiyat, ücret, faiz tirmanisina yol açar.
– Söyleyiniz bakalim, herseyin fiyati artar, enflasyon kontrolden çikarsa, döviz ne olur? Kötümser bekleyise giren insanlar Türk Lirasi’ndan tekrar dövize dönmeye baslar…
Ileride döviz bollugu olmayabilir, döviz fiyata enflasyonun üzerine çikabilir beklentisinde spekülatif hareketler hizlanir.
Bu “kötü kehanetin” gerçeklesmemesi bir tek seye bagli: Halkin ve sirketlerin geçmisteki “iyimser beklentilerinin degismemesine!..” Halbuki tüm sartlar, halkin ve sirketlerin beklentilerini “istikbal hakkindaki ümitlerini karartan, yok eden, insanlari ve kurumlari ümitsizlige sevkeden sartlar”…
Dikkat buyurunuz, bu kargasada, hiçbir politikaci, hiçbir parti, “ekonomik, sosyal ve politik sorunlari çözmek için iktidara talip oldugunu söylemiyor, çözüm önerileri ortaya koymuyor…”
Politikacilarin, siyasi partilerin tek bir hedefi var: “TBMM’de oy sayisini tamamlayip, güven oyu sorununu çözüp koltuga oturmak…”
Koltuk dolsun. Ardindan seçim olsun… Halkimizin hali ne olursa olsun…

 

Sende yorum yap