Ekonomik insan, sosyal insan, karmaşık insan

, , Sende yorum yap

Etrafimizda olan biteni, ülkedeki sosyal olusumu, isçi-isveren iliskilerindeki gelisimi, isletmelerin basarilarini -basarisizliklarini daha iyi degerlendirebilmek için “insani” tanimanin büyük önemi var. Ne yazik ki, biz “insani” tanimadigimizdan ve tanimak için gayret de göstermedigimizden bazi gelismeleri anlayamiyoruz. Insan, e devamli bir evrim içinde.
Bu isi izleyenler, gözleyenler, insanin evrimini 3 kademede anlatiyorlar:
1) Ekonomik insan: Taylor’un klasik yaklasimina göre insan, “ekonomik-rasyonel” bir yapiya sahiptir. Herseyi ölçer, biçer. Maddiyata dönüktür. “Daha fazla üretmek” bir, “insan” ise ikinci plandadir.
2) Sosyal insan:Neo-Klasik yaklasimina göre insan, “is çevresiyle, isinden duydugu tatmin” ile motive olur. Yönetimin kalitesi isin verimini artirir. Insan, ilginç buldugu, çevrede kabul gören islerden hoslanir. Hoslandigi isin verimi artar.
3) Karmasik insan: 1960 yilindan bu yana “Yeni Dönem Yaklasiminda, insanin “karmasik bir varlik” oldugu kabul edilmektedir. Amaçlara göre yönetim, durumsal yönetim kavramlarinin konusuldugu bu yeni dönemde her insana “önceden yazilmis reçeteye göre” davranma yerine, “duruma uygun sekilde yaklasma” esasi benimsenmistir.
Istanbul Üniversitesi Isletme Fakültesi Ögretim Üyelerinden Dr. ismail Durak Atay, “Ücret Tatmini ve Ücret Sistemleri” isimli kitabinda (Cihat Matbaasi, Istanbul 1985,164 s.) bu konulan daha genis sekilde anlatiyor:
1) Ekonomik Insan: Ekonomik insana iliskin görüsün temeli hazciliga (hedonizme) dayanir. Bu görüse göre insan en çok kendi çikarini düsünen ve buna uygun eylemleri hesaplayarak en uygun davranis biçimini seçen yaratiktir. “Hazcilik felsefesi” ekonomik insanin, dengesini kurabilmesinde önemli bir kaynak olmustur. Hazcilik: “insanlarin sürekli olarak ve seçenekleri kullanarak, eylemde bulunacagini ve bu deneyimden en az aci duyarak, en yüksek hazzi tatmayi
düsüneceklerini” belirten bir gö-rüstür. Bu görüs, sosyal, ekonomik ve psikolojik olgularin biriki-mi olarak çikmistir.
“Ekonomik insan” görüsüne göre insanlar iki gruba ayrilir. Bunlar: Güvenilmez, para canlisi bir isgören kesimi ile, onlari yöneten “güvenilir” gruptur, ikisi arasinda hesaba dayanan baglilik içindeki insana, ekonomik ödüllerle çalistirilan ve bagliligi satin alinan varlik gözü ile bakilirdi. Is basariminin sorumlulugunu yalnizca yöneticiler üstlenir.
2) Sosyal insan: Klasik Ekonomik insan görüsü 1920-1930’lara kadar degisiklige ugramadan yayilip gelismis, sonra “Sosyal insan” görüsü ortaya çikmistir.
Çalisan “insanin duygulan ve iç dünyasi”, dis dünyasi ve diger gerçekler kadar önemlidir. Her insan digerinden “farklidir”. Her insan isine, belli davranislari, inançlari, kültür ve yasam tarzi ile birlikte, teknik, sosyal bazi yeteneklerini getirir ve her insanin deneyimleri ile isinden bazi beklentileri vardir. Bu bakimdan üretkenlikte artik düsüslerin, isin fiziksel veya ekonomik kosullarindan çok, isle ilgili beseri etmenlerin yeterlilige baglidir.
3) Karmasik Insan: 1960’lardan bu yana “karmasik insan”dan sözedilmektedir.
Ekonomik, sosyal ve dinsel etkenler günümüzde birçok açidan insanin özüne olumlu ya da olumsuz katkilarda bulunmakta, ekonomik güvenceyi saglayan sosyal olanaklarin artmasi, kültür düzeylerinin yükselmesi, insanlari, “üst düzeydeki gereksinmelerini giderme yönünden arayisa” yönelmektedir. Bireyler arasindaki “esitlik ve özerklik” giderek önem kazanmis, aileden baslayarak, kurumsallasarak topluma yayilmistir. Günümüzde ögrenim düzeyi kapsam ve içerik bakimindan degismistir. Toplum içinde yüksek ögrenim egilimi giderek artmaktadir. Günümüzde isgörenler, meslek seçimi yoluyla üst
düzey gereksinmelerini gidermek istemektedir. Is seçimlerinde mesleki gelisme ve yükselme olanaklari, güç is ve iyi bir is yapmak biçimindeki geleneksel is anlayisi, günümüzde daha da farklilasmis, isgörenlerin isi algilayislari ve isten beklentileri degismistir. Her ne kadar genç isgörenler ekonomik etmenlere önem vermekte iseler de, gerçekte hedefleri sosyal bakimdan ilgi çeken ve onlari tatmin eden anlamli isleri yapmaya yönelebilmektir.
Ayrica insanlarin is disindaki zamanlarini geçirme biçimi degismistir. Ve bu is görenin kurulus içindeki davranislarini da etkilemistir. Birey üzerinde aile, okul ve diger kurumlarin baskisinin azalmasi, hosgörünün artmasi bireysel özerklik ve kendi kendine olma istegini arttirmistir. Böylece isgören, kendi kendini denetleme egiliminde, “kendi istek ve gereksinmeleri dogrultusunda eylemde bulunmaya” yönelmistir.
Isgörenleri artik, korkutarak, parasal ödüllerle ve otorite ile güdümlemenin imkani kalmamistir. Sayin okuyucularim, görülüyor ki, günümüz insani, eskinin ekonomik, sosyal özgerçeklestiri-me yönelik insandan daha karmasik hale gelmis durumda, insan türü gereksinmeleri ve potansiyeli ile yalnizca kendi içinde daha karmasik olmakla kalmamakta, karmasiklik biçimi bakimindan da digerler insanlardan daha farkli olabilmekte. Karmasik insana iliskin varsayimlarda, onun yalnizca karmasik degil, ayni zamanda degisken oldugu görüsü basta geliyor. Her insanin, kendisi için tasidigi önem derecesine göre bir gereksinmeler siralamasi var. Bu siralama da insandan insana degismekte. Üstelik bu gereksinmeler ve onlara iliskin güdüler, birbirini etkileyerek karmasik bir “güdü kalibi” ortaya çikariyor. Güdüler ve gereksinmeler karsilikli etkilesimle biçim degistiriyor. Böylece ortaya “karmakarisik bir insan” ortaya çikiyor.

 

Sende yorum yap