Ekonomide iyilik rüzgarları

, , Sende yorum yap

Her yer “güllük gülistanlik” olmadi ama ekonomide “iyilik rüzgarlari” esiyor. Ekonominin sorunlari ortadan kalkmadi, ekonomi düze çikmadi ama “temel ekonomik göstergeler” iyilesiyor.
– 1994 yili ortalarinda sanayide kapasite kullanim orani yüzde 70’lere düsmüstü. Mayis ayi sonunda sanayide kapasite kullanim orani yüzde 81.5’a tirmandi. Sanayide kapasite kullanim oraninin artmasi üretim artisini gösterir. Üretim durup dururken artmaz. Ya iç piyasa canlandigindan ya da ihracat arttigindan talep büyüdü ki üretim de artiyor.
– Tüm banka kredileri yilbasindan buyana yüzde 36 oraninda artmis. Banka kredilerindeki artis, islerin açildiginin, iyi gittiginin göstergesidir. Bankalar kredi verecek müsteri bulamiyorlardi. Yilbasindan buyana mevduat bankalari kredilerindeki artis yüzde 20 dolayinda. Demek ki özel sektör henüz yatirim harcamasina baslamamis ama iç talepdeki gelisme nedeniyle kullandigi kredi ile üretimi artiriyor.
– Iç talebin artis egilimine girmesiyle, sanayicilerin ileriye dönük yatinm projelerini de uygulamaya koymak için harekete geçtikleri görülüyor. Hazine Müstesarligi 1995 yilinin ilk 4 aylik döneminde imalat sanayiinde 132 trilyon liralik yatirim için tesvik belgesi düzenlemis.
– Ihracat gecen yillarin ayni dönemindeki rakkamlarin üzerinde seyrediyor. Bu yil sonunda 22 milyar dolarlik bir ihracat hedefinin tutturulabilmesi mümkün görülüyor.
– Ilk bes ayda Türkiye’ye gelen turist sayisinda yüzde 14 dolayinda bir artis var.
– Merkez Bankasi, 1995 yilinin tüm aylari için ilan edilen “hedef efektif döviz kuru” rakkamlarini tutturuyor. Hedef efektif döviz kurlarinin önceden açiklanmasi ve gerçeklesmesinin hedeften sapmamasi karsisinda dövize talep azaldi. Spekülatif amaçla dövize baglanan paralar tekrar Türk Lirasina döner oldu. Bunun sonucu farkli sekillerde göstergelere yansiyor. Bankalardaki Türk Lirasi mevduat hesaplarindaki tasarruflar, Döviz Mevduat Hesaplarinin üzerine çikti. Piyasaya dökülen dövizleri satin alan bankalar ve Merkez Bankasi döviz rezervlerini güçlendirdi.
– Yabancilarin bir ülkenin ekonomik durumu hakkinda karar vermek için ilk baktiklari gösterge olan “Ödemeler Dengesi” (ülkenin olagan döviz gelir giderlerinin dengesini gösteren hesap) 440 milyon dolar fazlalik veriyor.
– Merkez Bankasi’nda 12 milyar dolar, ticaret bankalarinda 9 milyar dolar olmak üzere toplam 21 milyar dolar döviz rezervi var.
– Türk Lirasi yavas da olsa güven kazanmaya basladi. Dörtbuçuk aylik dönemde bankalardaki Türk Lirasi mevduat hesaplarin da yüzde 38’lik bir artis görüldü. Bu ar-
tis yilin ilk bes ayinda toptan esya fiyatlari endeksinde görülen yüzde 30.1’lik artisin üzerinde.
– Sanayicilerin gecen yilki ekonomik kriz ve iç talep daralmasi nedeniyle olusan karamsarligi üzerlerinden atmaya basladiklari görülüyor. Anketlere verdikleri cevaplara göre sanayiciler Haziran ayinda imalat sanayiinde yüzde 10.3 oraninda üretim artisi bekliyorlar.
Tekrar edeyim, bu saydiklari, “ekonominin düze çiktigini” göstermez. Fakat, ekonominin “krizden çikmakta oldugunun” isaretidir.
Türk ekonomisinin bir özelligi var… Çok hizli bir sekilde krize giriyor… Aksam yatiyoruz, sabah kalkiyoruz, bir de bakiyoruz ki “paaaatttt” kriz baslamis… Krize sebep olan hatalar, birikimler zamaninda degerlendirilmediginden, krizin “tekbir hatadan, tekbir yanlis adimdan kaynaklandigi” saniliyor. Kriz “sok” etkisi yaratiyor.
Her ülkede krizler, krize neden olan hatalarin düzeltildikten, yapisal degisimler yapildiktan sonra atlatilir… Ne ilginçtir ki Türkiye’de ekonomi nasil ciddi olmayan biçimde krize giriyor ise krizden de ciddi olmayan biçimde çikiyor.
Simdi dogru oturup, dogru konusalim: Krizden çikilmasi için bir yilda ne gibi ciddi tedbirler alindi? Ekonominin yarisini sirtinda tasiyan KIT’lerde iyilesme mi saglandi?.. Tam tersine, ne özellestirme yapilabildi, ne de KIT’lerin durumu daha iyiye gitti. Kötülesti. Kamu kesimi ekonomiyi canlandirmak için kaynak mi enjekte etti?.. Tam tersine, kaynak emmeye, daha çok emmeye basladi. Buna ek olarak yatinm harcamalarini kistigindan ekonomide belli kesimlerdeki faaliyetleri felç etti… Ülkenin Güneydogusunda terör mücadelesi devam ediyor… Bütün bunlara ragmen ekonomide krizden çikis dogrultusunda olumlu gelismeler var… Bu olumlu gelismeleri ekonominin yansini sirtinda tasiyan KIT’ler saglamadigina, kamu kesiminin bu gelismeye olumlu katkisi olmadigina göre, acaba bu gelisme nereden kaynaklaniyor?..
Iste üzerinde durulmasi gereken nokta bu: Türkiye’de ekonominin yansina hakim olmasina ragmen özel sektör o kadar dinamik, o kadar kivrak ve o kadar güçlü ki ekonominin yansina hakim KIT’lerin ve kamu kesiminin de yükünü sirtlayarak, ekonomiyi kisa sürede krizden çikarabiliyor.
Özel sektör denildiginde, eskiden sadece Istanbul’daki büyük sanayi kuruluslari, Koç, Sabanci, Eczacibasi akla gelirdi. Bugün Türkiye’de her sehirde kendi çapinda ayaklari üzerinde durabilen ve devamli büyüme arayisinda olan binlerle özel tesebbüs ortaya çikti. Bu küçük ve orta boy tesebbüsler kriz sokunu daha kolay ve daha çabuk atlatabiliyor, gelisen ve degisen sartlara daha kolay uyabiliyor. Iste Türk ekonomisinin gücü de bunlardan kaynaklaniyor.

 

Sende yorum yap