Ekonomide insan davranışlarını dikkate almayan tahminler yanlış çıkabiliyor

, , Sende yorum yap

Salih Neftçi iyi bir iktisatçi. “Karizmasi” olan bir konusmaci. Döviz kuru, döviz rezervi, faizler, iç borç-dis borç ödemeleri ve yeniden borçlanma ile enflasyon konularinda kisa vadeli tahminler yapiyor. Bu tahminlerini bastirarak yayinliyor. Belli dönemlerde düzenlenen toplantilarda bilgi veriyor. Bati da egitim görmüs bir iktisatçi olarak emeginin ürünlerini, isteyene bunlara ihtiyaç duyanlara “bedeli karsiligi” satiyor. Salih Neftçi’yi Interbank’in “Intercon” isimli yan kurulusu tarafindan düzenlenen ve katilimcilarin 230 ABD dolari karsiligi izleyebildikleri toplantilarda dinleme sansina sahip oluyorum.
Geçen yilin son aylarindaki toplantida Salih Neftçi, “Merkez Bankasi döviz rezervlerinin tükenmesi, döviz fiyatlarinin artmasi, iç borç geri ödemelerinin tikanmasi döviz fiyatlarinin artmasi ve enflasyonda Güney Amerika sendro-muna girilmesi tehlikelerine isaret etmisti.
Salih Neftçi, bir bilim adami. Cam küreye bakarak tahminde bulunmuyor. Rakkamlari de-gerlendiyor, baska ülkelerdeki uygulamalari inceliyor, ekonomik modeller kuruyor, bunlarin sonucunda neler olabilecegini söylüyor. Ancak birseyi ihmal ediyor. Insan faktörünü. Geçen yil sonu tahminlerindeki sapmayi, “döviz rezervleri konusunda nedenini anlayamadigi yanilgi ve Tansu Çiller’in beklenmeyen kivrakligi” ile izah ediyor.
Salih Neftçi, gelecek kisa dönemde Türk ekonomisi önündeki iki “çukur”a dikkati çekiyor. (1) Kur politikasindaki yanlislik sonucu ödemeler dengesinin açik verecegini, Türk Lirasindan dövize dönüsün baslayacagini, sicak paranin kaçacagini, (2) Iç borçlardaki birikimin artmasiyla önümüzdeki yil Hazine’nin iç borç senetlerini ödeyemez hale gelecegini söylüyor.
Salih Neftçi’nin bu kisa vadeli tahminlerine göre yapilacak seyler sunlar: Hinde Türk Lirasi olanlar hemen dövize çevirmeli. Hatta malini mülkünü satarak döviz toplamali. Kimse Hazine bonosu satin almamali. Bankalar kasalardaki bonolari hemen nakde çevirip döviz stoguna baslamali. Çünkü ekonomide yapilan yanlislar sonucu yeni bir kriz önümüzde duruyor.
Salih Neftçi bu tahminlerini mevcut rakkam-lara ve kendi hazirladigi ekonomik modellere dayanarak yaptigini söylüyor. Rakkamlarin ve modelin yanilamayacagini belirtiyor.
Geçen aksam ki toplantida Salih Neftçi’nin açiklamalarini dinleyen Ege Cansen “insan davranislarini dikkate almayan tahminlerin yanlis çikabilecegini” söyleyerek tartisma açmak istedi. Salih Neftçi bu tartismaya izin vermedi.
Toplanti sonunda Ege Cansen tartismak istedigi seyleri bana anlatti. Ege Cansen’in anlattiklari ilgimi çekti. Sayin okuyucularima aktaracagim. Ege Cansen diyor ki: “Allah Baba, dogarken insani üç temel “güdü” ile teçhiz eder: (1) Beslenme (2) Çogalma-Seks (3) Korunma-Mümkün oldugu kadar uzun süre yasama. Bunlar “genetik” olarak insanin kromozomlarina girmis seyler. Rasyoneli-tabiata uygun olani, her insanin “ölmemek için ne lazim ise onu yap-
masi.” Ama siz birisine “Ey genç, Türk ulusunun, Türk milletinin menfaati için sen ölümü göze alacaksin” diyorsunuz. Eline silah veriyorsunuz. Beline bomba bagliyorsunuz. O genç bile bile ölüme gidiyor. Bu “doga”nin rasyoneline aykiri bir davranis. Ama iste orada insanin “ikinci kisiligi” devreye giriyor. Insan önce “fert” ama, sonra “toplumun bir üyesi”. Fert olarak doga, onu ölmemek-ya-samak esasi ile teçhiz etmis. Bile bile ölüme gitmek rasyonel degil. Fakat ait oldugu toplumu yasatmak için toplumun bir üyesi olarak kendini feda etmek de bir rasyonel.
Ege Cansen diyor ki, iktisadi meselelerde de “fert” açisindan rasyonel olmayan, toplum bakimindan rasyonel davranislar var. Fert diyor ki, “Türk Liralari’nin tamami ile mark satin almak, malimi, mülkümü hisse senetlerimi satip, ele geçen para ile Mark satin almak, sonra bütün bunlari yurt disinda bir bankaya yatirmak, beni gelecek ekonomik krize karsi korur. Ama Türkiye’de herkes bunu yaparsa, önce bu ekonomi çöker, sonra bu ülke. Ben Türk ekonomisinin çökmesini istemiyorum.” Ayni sekilde bankalar düsünüyor ki: “Su anda kasadaki bütün paralarla mark satin almak, portföydeki bütün Hazine Bonolarini satip, karsiligini dövize baglamak en saglam is. Ama her banka bunu yaparsa Türkiye’de hem banka sistemi, hem Türk ekonomisi çöker. Çöken bir ekonomide biz ne yapariz?”
Ege Cansen diyor ki, “Iste bunun içindir ki, kisa vadede toplumda kisiler ve müesseseler, bireysel menfaatlerinin aleyhine hareket edebiliyor. Bu “aptallik” degildir. Bu “menfaatini bilmeme” degildir. Toplumdaki dayanisma ve felaketi önleme duygusunun sonucudur. Bu nedenle faizler düsüp, reel faiz “negatif” olunca, bankalardaki bütün paralar çekilmiyor. Bu nedenle döviz karsisinda Türk Lirasi’nin deger kazandigi, gerçekçi kurdan uzaklasildigi dönemde, altmis milyon Türk’ün altmis milyonu ellerindeki Türk Liralari’nin tamamini dövize çevirmiyor. Bankalarin tamami dövize geçmiyor. Hazine’nin bono stogu büyüdü diye, bankalar bono satin almayi durdurmuyor. Portföydeki bonolari satma telasina düsmüyor.
Yabancilara ait “Sicak Para” bu degisimlerden etkileniyor ama Türkiye’nin diger dinamikleri, fertler ve kurumlarin “tüm kaynaklan” sadece “kur ve faiz” deki degisime göre yön degistirmiyor, iste bunun içindir ki, rakkamlara dayali ekonomik modeller degerlendirilirken, Türk insaninin davranisi da dikkate alinmalidir. Faiz “öyle”, kur “böyle” olsa da, ekonominin tamami Türk Lirasi’ndan dövize geçmeyebiliyor, bankalarin tamami portföylerini bosaltmayabiliyor, Türk Lirasi’nda kalabiliyor.
Sayin Okuyucularim, bugünkü yazida ben kendi yorumumu katmadan iki degerli iktisatçinin Salih Neftçi ve Ege Cansen’in görüslerini aktardim. Tartisma kisa vadede ekonominin gelecegi üzerine. Allah saglik verir ise, 1996 yilinin basina dogru görecegiz, “Salih Neftçi mi hakli, Ege Cansen mi hakli?”

 

Sende yorum yap