Dr. Recep, Cem/Jeff ve de dolar satan Büfeci İffet

, , Sende yorum yap

Dr. Recep Bozlak, Amerikan Bris-tol Hastahanesi’nde haftanin 7 günü, gece gündüz “yogun bakim” bölümünde insanlari yasatmaya çalisan bir hekim. Amerikan Bris-tol Hastahanesi’nin “yogun bakim” bölümünün sorumlusu Dr. Tahsin Akgün. Yogun Bakim bölümündeki hastalar degisik makinelere baglaniyor. Makineler insanin yasamini sürdürmesine yar-
dimci oluyor, vücuttaki degisimin devamli olarak kontrol odasindan izlenmesine imkan veriyor.
Yirmidört saat görevli doktorlar, hemsireler, yardima personel 10 yataktaki hastayi devamli izliyor…
Dr. Gürbüz Barlas “amcamizin” ilgisi ile bir yakinimizi hastahaneye yatirdik. Amerikali Müdür Rowntree’nin yönetiminde piril piril bir hastahane…
Cumartesi günü yogun bakimdaki yakinimi ziyarete gittim… Yasam ümidi kalmamis hastanin izdirap çekmesini önlemek az kalan yasam süresi boyunca
yapilabilecekleri yapmak için çirpinan doktorlari, hemsireleri gördüm…
Kafam karmakarisik hastahaneden aynldim… Nisantasi’na yürüdüm… Cumartesi kalabakkkgi… Hayat sürüyor…
Nisantasi’ndan Rumeli Caddesi’ne yöneldim… Kaldirimda ilerliyorum. Bir binanin önündeki kalabalik dikkatimi çekti… Gençler bir kapinin önünde yigilmis. Içeriden caz sesleri geliyor.
Vakkorama Rumeli
Vakko’nun “genç” kolu Vakkora-ma’nin yeni magazasi açilmis… Vakkorama, Rumeli Caddesi’ne gelmis. Sekiz katli eski bir binayi yenilemisler. Kalabaliga karisip içeri girdim. Çogunlugu genç insanlar magazayi doldurmus. Giris katinda baslarinda hasir sapkalanyla “Disi Jazz” grubu “New Orleans’da dinledigimiz tip” hareketli müzik yapiyor…
Içerisi bayram yeri gibi… Binanin dekoru, yapimi, esyalarin teshiri ile farkli
bir magaza…
Earkli magaza, çünkü “ikinci nesiP’in magazasi… Birinci nesil Vak-ko’yu kuran Vitali ve Al-ber… Ikinci nesü onlarin çocuklari Cem ve Ceff ile ablalarinin çocugu Al-berto. Türkiye’deki degisimi görmek için yolu-jnug Rumeli Caddesi’ne düstügünde Vakkora-ma’ya ugrayiniz…
Rumeli Caddesi’nde Vakkorama’dan, biraz
sonra bir baska dükkanin önünde bir baska kuyruk… Döviz Büfesi önünde, döviz kuyrugu. Dernek ki, Rumeli Caddesi’nde Cumartesi ögleden sonra insanlar alisverise çiktiklarinda, gömlek, çorap alir gibi “döviz” de satin aliyor.
Dolar 13.220 lira
“Acaba ABD dolari kaça satiliyor?”
diye kalabaligin arasina karisip ben de
Döviz Büfesi’nden içeri girdim… Görevli hanimlardan biri “Mehmettt Efendiiiii… Kapa su kapilari saat 16.00 oldu… Artik müsteri alma diyorum sana!..” diye bagiriyor, Mehmet Efendi ise “met Abla ne yapayim, millet içeri girmeye çalisiyor, kapiyi kapaya-miyorum…” diye özür diliyordu. Büfeci tffet’in duvarindaki tabloda “l ABD dolarinin 13.220 liraya satildigi” yazili idi.
Cuma günü Istanbul’da Döviz Büfeleri dolan 13.150 liradan satiyordu. 16 Ekim 1991 Cumartesi günü 12.600 liraya satilan dolara
ne oldu da bir haftada yüzde 5e yakin artis gösterdi? Bazilarina göre, Bankalar döviz açiklarini kapamak için döviz aliyor. Çünkü bankalar dövizin fiyatinin hizla yükseleceginden korkuyor… Bazilarina göre halk faizlerin düstügünü görüp tasarrufunu dolara bagliyor… Halep artinca dolar fiyati yükseliyor…
Sayin okuyucularim… Bu söylenenler dogru olabilir ama, geçen hafta dolar fiyatinin artisinin ardinda bir baska ö-nemli neden vardi… Dolar deger kazandi. 16 Ekim’de 1.61 mark l dolar ediyordu. Geçen hafta sonu 1.6714 mark l dolar esitligi ortaya çikü… Size basit bir hesap yapayim… 16 Ekim’de l mark Döviz Büfesi’nde 7.825 liraya, 1.61 çarpimi ile l dolar 12.600 liraya satiliyordu. Hafta sonu l mark 7.910 lira oldu. Bunu 1.6714 i-le çarpiniz. Dolar fiyati 13.220 lira olarak ortaya çikar… Iste geçen hafta sonu Döviz Büfesi’nin fiyati bu idi…”
Anlayacaginiz su: “Büfeci iffet, dünya fiyatlarini iyi izliyor!..”

 

Sende yorum yap