Döviz, faiz, enflasyon artacak

, , Sende yorum yap

Ekonomi yakin gelecegi etkileyecek, “ciddi politika tercihleri” henüz yapilamamis iken “patttt diye” sahipsiz kaldi.
Ekonominin “sahipsiz kalmasi” demek “orta dönemli” ekonomi politikalarini belirleyecek ve belirlenen politikalari uygulayabilecek “otorite boslugu” demektir.
1. Türkiye kendi içine kapali yasamiyor. Dis dünya ile belli ölçüde bütünlesmis durumda. Dis dünya
ile iliskide “kredibilite” (itibar-güvenirlilik) esas.
Kredibiliteyi-güvenirli-ligi ise ülkenin sürekli bir hükümete sahip olmasi ve sürekli politikalar uygulamasi sagliyor.
Türkiye’de sürekli olmayan hükümetler ve politikalar dönemi basliyor. Bunun sonucu (a) Dis kredi itibari yukari
çikmayacak, asagi inecek, (b) Türkiye riski yükseleceginden dis kredi bulmakta zorlanacak ve dis kredi pa-halilanacak.
(Bu arada, Gümrük Birligi, ikili anlasmalar ve ticari iliskilerin yogun oldugu ülkelerle siyasi iliskiler konularinda ortaya çikacak güçlükleri de unutmamak gerekir.)
2. Türkiye “hassas” bir konjonktür çizgisinde “otorite boslugu”na düsüyor.
– Ekonomi isinmisti. Ekonomiyi sogutmak için
– Hükümetin alternatif politikalardan birini seçmesi gerekiyordu.
Alternatif politikalar sunlardir:
Alternatif 1: Enflasyonu azdirmamak için döviz kuru ile daha az oynanilir. Ihracat dolayli biçimde tesvik edilir. Faiz oranlan yükseltilerek ekonominin “atesi” alinir. Bu durumda iç talep kisilir. Üretim düser.
Alternatif II: Döviz kuru ayarlamalari cesaretle yapilir. Ihracat, kur artisi ile tesvik edilir. Faiz ile oynanmaz. Iç talep canliligini korur. Üretim artisi sürer. Fakat bütün bu sistem enflasyon ile besleneceginden enflasyon canavari azar.
3. Uzun dönem iktidarda kalmayacak hükümetler ve politikacilar tüketimi kisacak, üretimi yavaslatacak politikalara yönelemez.
Açik anlatimiyla önümüzdeki dönemde “otorite boslugu” döneminde ekonomiyi “faizi yükselterek” ekonomiyi dizginlemeye kalkan olmayacak.
Tersine “faizi dizginleyip” kurlari serbest birakarak enflasyonun artmasi pahasina ekonominin bir “saman alevi gibi” parlamasi için herkes elinden geleni yapacak.
Ekonominin bir saman alevi gibi parlamasi ise eninde sonunda “halki” yakacak.
Çünkü saman alevi gibi gözü kamastiracak halki kandiracak bir “atesin benzini” döviz ile alinir. Üretim daha fazla ithalat ile gerçeklesir. Daha fazla ithalat “ödemeler Bilançosu” denilen döviz gelir gider trafiginde açiga neden olur. Döviz açigi (1) Döviz rezervlerini eritir, (2) Bulunur dövizi, bulunmaz eder, (3) Döviz fiyatini yükseltir.
Bu is burada kalsa iyi. Sonra siz seyreyleyiniz “gümbürtüyü”. (1) Halk tekrar Türk Lirasi’ndan dövize dönmeye baslar. (2) Sicak para korkar. Yurt disindan içeri giris tersine döner. Içeriden disariya çikis hizlanir. (3) Döviz fiyati kontrolden çikar. (4) Bütün bunlarin etkisinde basta korkulan sey gerçeklesir. “Faizler tavana tirmanir.” (5) Ve… Ve… Enflasyon kontroldan çikar.
Sayin Okuyucularim, ben burada “felaket senaryolari” düzmüyorum.
“Felaket kahinligine de soyunmuyorum. Bir iktisatçi olarak önümüzdeki dönemde “otorite boslugu” ile “yanlis politikalar”in basimiza getirebilecegi belalari siraliyorum.
Ekonomide “Belalar yagmur gibi, kar gibi gökten yagmaz…” Ekonomide belalari “yanlis politikalari seçen ve yanlis politikalar uygulayanlar” dogurur ve besler.
“Ne yapalim bu da bizim kaderimiz” diyerek “Sark mistisizmi için de” her kazayi, her belayi “buna da sükür” diye içimize sindire, sindire bu günlere geldik.
Önümüzdeki günler “otorite boslugu” içinde geçecek uzun günler. Önce “genis tabanli hükümet” sonra “seçim” sonra “yeni bir hükümet kurma arayisi” sonra yeni hükümetin “politika ögrenme, politika belirleme, ekip kurma, ise baslama dönemi.” Bütün bunlan üst üste koyunuz, en az bir yillik “otorite boslugu” demektir.
Hesabinizi bunlan görerek, bilerek yapiniz.

 

Sende yorum yap