Devleti, Gelir Vergisi dışındaki vergiler ayakta tutuyor

, , Sende yorum yap

Dünyanin öküzün iki boynuzu üzerinde durduguna inananlar varmis. Bizde de Türk hazinesinin “bordro mahkumlari” ile “her yil açiklanan vergi listesinde de isimleri geçenlerin” omuzunda durdugu inanci giderek yayiliyor.
Bordro mahkumlari ile her yil açiklanan vergi listesinde adlan çikanlar disinda Türkiye’de kimsenin vergi ödemedigi saniliyor.
Necati Dogru kardesimin anlatimiyla ben de bir bordro mahkumuyum. Kanuna göre ben de beyanname dolduran bir mükellefim. Bu nedenle bordro mahkumlarinin ve de vergi listesinde isimleri yayinlananlarin katkilarini küçümsememe imkan yok. Bu çerçevede vergiyi esasta kimlerin ödedigi konusunu açiklamak istiyorum. Vergi, devletin yapacagi islerin finansmani için baskalarindan topladigi paradir. Devlet bu para ile Cumhurbaskanini Kanarya Adalari’na, Basbakanini New York’a gönderir, Ankara’da binalar yapar. Bu binalarin içine mobilyalar doldurur. Memur, isçi tutar. Bunlara ve de emeklilere maas ücret öder. Devlet kabaca her ay 5 milyon insana böyle ödeme yapar. Bu ödemelerin bir kismi “vergi olarak” kesilir… Ka-yida-kuyuda tabi ciddi yerlerde çalisan ve de ödemesinden vergi kesintisi yapilanlar “kendilerini bordro mahkumu” olarak hisseder. Devlete vergi verdigini sanir.
“Abicim biz mahkumuz. Bizimkini kaynakta kesiyorlar!..” diye dertlenir. Gerçekte devlet kendi kendine vergi ödeyemez. Gerçekte bordro mahkumlarina özel sektör kuruluslarinda yapilan ödeme net ödemedir. Gerçekte bir baskalari vergilerini ödemese, bordro mahkumlarinin devletten bu parayi almalanna imkan yoktur. Çünkü devletin ana gelir kaynagi vergidir. Bu verginin de devlet disindan birileri tarafindan ödemesi lazimdir.
Türkiye’de her ne kadar “kimse vergi ödemiyor, herkes vergi kaçiriyor” diye yaygin bir kanaat mevcut ise de, rakamlar durumun hiç de böyle olmadigini ortaya koymaktadir. Eger kimse vergi ödemiyor olsa, devlet 35 bin askeri Irak’ta tutamaz, 30 bin askeri Kibris’ta tutamaz, ayda 5 milyon memur, isçi ve emekliye maas, ücret veremez yollara bakamaz, çesmelerden su akitamaz.
Vergilerin çogu tüketim sirasinda tahsil ediliyor ama, ana kaynak üretimdir. Bir mal ve hizmet üretilecek, bir deger yaratilacak, belli kimseler bu üretime katkilari oraninda geliri paylasacak, sonra da bu gelirin bir kismini tüketecekler ki, vergi dogsun.
Ithalat yapiliyor, benzin satiliyor, sigara-içki içiliyor, elektik kullaniliyor, telefon ediliyor… Bütün bu faaliyetler bir vergi doguruyor…
Fakat vergiyi esas doguran, verginin dogmasina neden olan, sonra da bu vergiyi devlet adina toplayip “Defterdarliga yatiran” besyüz, bin, bilemediniz binbesyüz özel sektör kurulusudur. Bunlar mal ve hizmet üretirler. Üretim girdilerini kullanirken vergi öderler. Insan çalistirirlar. Çalistirdiklari insanlarin vergilerini öderler. Türkiye’de her çalisan ayri beyanname verip kendi vergisini kendi öder ise, iste o zaman gerçek anlamda vergi mükellefi olur. Halbuki simdi, bilgisi ve ilgisi disinda eline geçen net paraya ek olarak isverenin olarak gi vergiyi çalisanlar kendi ödedikleri vergi olarak kabul etmektedir. Bu nedenle de “Abicim biz bor-
dro mahkumuyuz. Bizim vergi kaynakta kesiliyor… Biz en garip mükellefiz” diye düsünülür. Halbuki mevcut sistemde vergi mükellefi “bordro mahkumu” degil, isverendir, isveren o vergiyi kesmez ise, o vergiyi ödemez ise cezalandirilir. Hapse girer. Sorumlu olan isverendir… Sadece istihdam konusunda degil diger vergiler için de sorumluluk benzer sekilde “mütesebbisin sirtinda”dir, Gümrük Vergisi’ni mütesebbis öder, Katma Deger Vergisi’ni mütesebbis öder, Banka ve Sigorta Muamele Vergisi’ni mütesebbis öder. Bunlari “defter tutan”, kayidi kuyudu olan, dogru dürüst, besyüz, bin ve bilemediginiz binbesyüz firma öder. Defterdarligin kapisindan girip, parayi yatiranlar bunlardir. Üretimi gerçeklestiren, istihdami saglayanlar bunlardir. Sadece üretimin dogurdugu vergiyi degil, istihdam ettikleri insanlarin ücretlerine ek olarak ödemek zorunda kaldiklari vergiyi de bunlar öder. Ve de bizler (ben dahil) genelde “Yavuuu, bu özel sektör vergi kaçakçisi… Hiçbiri bes kurus vergi Vermiyor… Bizim gibi bordro mahkumlari olmasa, Hazine tamtakir kalacak” diye bagirip, çagiririz…
Bu yazinin altinda, küçük bir tabloda, 1995 yilinda Hazine’nin toplayacagi vergileri özetledim. Hazine 880 trilyon lira vergi geliri bekliyor. Tabloya dikkatlice bakiniz. 880 trilyon lira vergi geliri içinde Gelir Vergisinin payi 300 trilyon lira. Gelir Vergisi’nin tahsil edilebilmesi için ülkede mal ve hizmet üretiminin olmasi, bu mal ve hizmet üretiminin gelir yaratmasi lazim. Devlet mal ve hizmet üretimi safhasinda 580 trilyon lira vergiyi toplayacak… Bu vergiyi devlet adina özel sektör toplayacak. Defterdarligin kapisindan girip, vezneye yatiracak… Ancak iste ondan sonra devlet de memur ve isçi tutacak, emekliye bakacak, askerine para bulacak, bunlara ödeme yaparken de sanki vergi kesiyormus gibi parayi bir cebinden çikarip öbürüne koyacak… Aslinda devlet harcamalarinin tamami devlet disindaki kesimden, halktan ve özel sektörden gelen vergiye dayanacak.
Bütün bunlan sunun için anlatiyorum… Türkiye’de devlet ayakta kalacak kadar para bulabiliyor ise bu, besyüz, bin, binbesyüz dogru dürüst “defte-ri-kitabi” olan, vergi kaçirma sansini kaybetmis özel sektör firmasinin kanunlara göre kesip-topla-yip Defterdarlik veznelerine yatirdiklari paralar sayesinde olmaktadir.
1995 yilinda vergi nereden gelecek?
Trilyon TL.
300 Gelir Vergisi
50 Kurumlar Vergisi
280 Katma Deger Vergisi
110 Akaryakit Vergisi
40 Pullar ve Harçlar
30 Banka ve Sigorta Vergisi
20 Tasit Vergileri
20 Gümrük Vergileri
30 Diger Vergiler
880 Toplam Vergi Beklentisi
*(1995 yili bütçe tahminlerine göre yuvarlatilmis vergi gelirleri)

 

Sende yorum yap