Devlet vergi verenlerden aldığı her 100 liranın 80 lirasını hiç vergi vermeyenlere dağıtıyor

, , Sende yorum yap

Prof. Dr. Ömer Faruk Batirel, Marmara Üniversitesi Rektörü ve IIBF Maliye Bölümü Baskani. Yeni Yüzyil’da yayinlanan makalesinde iki önemli noktaya isaret ediyor: (1) Bugüne kadar “kamu açiginin tek sorumlusu olarak” KIT’ler suçla-nirdi. KIT’lerin finansman yükü önemini yitirdi. (2) Sadece kamu açiginin degil, istikrarsizligin da kaynagi rant geliridir. Yaratilan mal ve hizmetlerin toplam parasal degerinden olusan Milli Gelir’in üçte ikisini rant ve faiz geliri teskil ediyor. Rant ve faiz geliri vergilendirilmiyor. Milli Gelir’in sadece üçte biri vergilendiriliyor. Vergilendirilenlerin ise gelirlerinin yansi dolayinda vergi vermeleriyle Milli Gelir’in sadece yüzde 15’i dolayinda bir vergi toplanabiliyor. Devlet vergi verenleri ezerek topladigi paranin büyük kismini (Milli Gelir’in yüzde 10’u büyüklügündeki kismini) borç faizi olarak vergi vermeyenlere dagitiyor. Hediye ediyor. Prof. Dr. Ömer Faruk Batirel’e göre, “rant ve faiz gelirleri vergilendirilmeden istikrarli bir ekonomiye kavusmak hayaldir…”
Milli Gelir, bir yil içinde ülkede üretilen tüm mal ve hizmetlerin parasal degeri idi ya… Bu parasal deger, mal ve hizmetlerin degerleri alt alta toplanarak bulunmaz. Her mal ve hizmetin içindeki katma deger miktari alt alta yazilarak hesaplanir. Katma deger denilen sey bir malin veya hizmetin çikti fiyat ile girdi fiyati arasindaki farktir. Katma deger denilen sey, her mal ve hizmete, her üretim asamasinda 4 üretim faktörünün ekledigi degerdir. Üretimi 4 temel faktör gerçeklestirir. Bu dört temel üretim faktörü üretimin her asamasinda mal ve hizmete bir deger ekler. Ekledigi degere karsilik üretimden bir pay alir. Üretimin bu 4 faktörü ve üretime yaptiklari katki karsiligi aldiklari payin adi söyledir:
(1) Doga, tabiat: Üretime katkisinin karsiligini kira ve rant olarak alir. (2) Sermaye: Üretime katkisinin karsiligini faiz olarak alir. (3) Emek: Üretime katkisinin karsiligini ücret olarak alir. (4) Mütesebbis: Üretime katkisinin karsiligini kâr olarak alir.
Katma deger denilen sey (1) Kira ve rant, faiz, ücret ve kâr toplamidir. Bir yilda ülkede üretilen mal ve hizmetler içindeki katma degerlerin parasal toplami (kira ve rantin, faizin, ücretin, kârin hepsinin toplaminin toplami) Milli Geliri olusturur.
Katma degerin büyük kismi vergi disi
Sayin okuyucularim… Lütfen “Katma Deger Vergisi” ile “Katma Deger”i karistirmayiniz. Katma Deger Vergisi’nin nihai hedefi üretimin her kademesini (üretimin her asamasinda mal ve hizmete eklenen degeri) vergilemektir. Ama kamu maliyesinin çarki sadece Katma Deger Vergisi üe dönmez. Üretime katkida bulunan her faktörün üretimden aldigi payin bir bölümünü (makul bir bölümünü) vergi olarak Hazineye ödemesi gerekir. Süleyman Özmucur Hoca, Milli Gelir’de emegin
payini (emek karsiligi alinan maas ve ücretin payini) yüzde 30 olarak hesapliyor. Milli Gelir’in kalan yüzde 70’lik bölümünün kâr, faiz ve rant geliri oldugunu söylüyor.
Milli Gelirimizin en büyük bölümünü teskil eden rant ve faiz gelirleri hiç mi hiç vergilendirilmiyor. O zaman vergi yükü büyük ölçüde emek sahibinin, bir ölçüde mütesebbisin sirtinda kaliyor.
Ama is burada bitmiyor. Devlet emek sahibinden, mütesebbisten vergi olarak aldigi her 100 liranin 80 lirasini vakit geçirmeden, hemen, pesin pesin götürüp hiç vergi vermeyen bono ve tahvil sahiplerine faiz olarak hediye ediyor.
Iste rakami: 1996 yilinin ilk 6 ayinda devletin topladigi vergi 880 trilyon lira. Devlet bunun 700 trilyon lirasini hiç vergi vermeyenlere faiz olarak ödedi.
Kamu finansman açiginda KIT’lerin ve ücretin payi küçülüyor
Prof. Dr. Ömer Faruk Batirel uyariyor: Eskiden kamu finansman açiginin sorumlusu olarak KIT açiklan gösterilirdi. Sonra kamu personelinin çoklugu ve bunlara ödenen agir maas ve ücret faturasi gündeme getirildi. Halbuki son yillarda KIT’lerin ve personel ödemelerinin nisbi payi küçüldü. KIT açiklarinin ve personel ödemelerinin nisbi payinin büyüklügü veya küçüklügü Milli Gelir’e oranlanarak hesaplanir.
1996 yili bütçesi hazirlanirken 1996 yili Milli Geliri’nin cari fiyatlarla 12.000 trilyon lira dolayinda gerçeklesecegi tahmin ediliyordu. 1996 yili konsolide bütçesinin 1.500 trilyon lira dolayinda açik verecegi söyleniyor. Açik rakaminin, Milli Gelir rakamina orani yüzde 12.5 dur.
Bütçe açigini doguran harcama kalemleri ile kamunun borçlanma geregine yol açan finansman açiklarinin 1996 yili sonunda nerelere ulasacagi hakkinda gerçek rakamlari bilmenin, bulmanin imkani yok. Bu konuda tahminler yapiliyor.
1996 yili sonunda personel harcamala-ri yükünün Milli Gelir’e oraninin yüzde 8.0 dolayinda kalacagi belirtiliyor. Personel harcamalarinin Milli Gelir’e orani 1994 yi-linda yüzde 12.4 idi. KIT açiklarinin Milli Gelir’e orani 1994 yilinda yüzde 1.4 iken, 1996 yilinda binde 6’ya düsüyor. Sosyal güvenlik kuruluslari açiklarinin Milli Gelir’e oraninda bir büyüme var ama, mahalli idare harcama açiklarinin yükü önemini kaybetmis durumda. Bütün bunlara karsilik faiz yükü 1994 yilinda Milli Gelir’in yüzde 8.2’si büyüklügünde iken, 1996 yi-Iinda yüzde 10.2’si büyüklügüne ulasiyor. Iste Milli Gelir’in yüzde 15’i büyüklügünde toplanan vergiyi yutan ve kamu kesiminin 1996 yili sonunda Milli Gelir’in yüzde 12.5’u dolayinda finansman açigi vermesine, tekrar borçlanmasina yol açan canavar bu “faiz canavari..”
Devletin baslica harcamalarinin Milli Gelire
(GSMH) göre büyüklügü ve Toplam kamu
kesimi borçlanma gereginin Milli Gelire göre
büyüklügü (GSMH’nin yüzdesi olarak)

1994 1995 Tahmin
Faiz yükü………………………………………..8.2……………….8.9………………….10.2
Personel harcamalari……………………………..12.4……………….9.7…………………..8.0
KIT açigi………………………………………..1.4……………….0.6…………………..0.6
Sosyal Güvenlik Kuruluslari açigi…………………..0.6……………….0.7…………………..1.0
Mahalli idareler açigi…………………………….0.6……………….0.5…………………..0.5
Kamu kesimi borçlanma geregi……………………….8.1……………….6.5………………….12.5

 

Sende yorum yap