Cem Boyner, “değişim isteniyor ise, bazı şeyleri kaybetmeyi göze almak gerekir” diyor

, , Sende yorum yap

Dennis the Menece bir çizgi roman kahramanidir. Bes veya alti yasinda, cin gibi bir çocuk tipidir. Ketcham isimli bir sanatçi çizer. Tekli (tek kare) çizimler dünyanin önde gelen gazeteleriyle birlikte International Herald Tribüne gazetesinde de her gün yayinlanir. Dennis the Menece’nin bir de çoklu (çok kare) çizimleri vardir. Bu çoklu çizimlerde bir olay hikaye edilir. Kurtulmak için birseyleri kaybetmeyi göze alacaksiniz
Çoklu çizimlerde anlatilan bir Dennis the Menece macerasi söyledir: Dennis’in kolu bir agaç kovuguna sikismis. Çekiyor. Çekiyor. Çikaramiyor. Bagiriyor. Babasi geliyor. Anasi geliyor. Yardim ediyorlar. Kolunu kovuktan çikaramiyorlar. Çaresiz itfaiye’ye haber veriyorlar .Itfaiye erleri geliyor. Ugrasiyorlar. Ak sam oluyor. Ay çikiyor Dennis’in kolu kovuktan çikmiyor. Dennis yoruluyor. Uykusu geliyor… “Offff beee… Biktim artik…” diyor. Ve de kolunu çekip kovuktan çikanyor… Annesi, babasi, itfaiyeciler saskin… “Bu kadar ugrastik. Biz çikaramadik. Ne yaptin da kolunu kovuktan böyle kolaylikla çikarabildin?” diye soruyorlar… Dennis sakin sakin cevapliyor… “Hiççç… Avucumda cevizler vardi. Cevizler düsmesin diye yumrugumu açmiyordum. Baktim olacak gibi degil. Açtim avucumu. Cevizler kovugun içinde kaldi. Çektim kolumu çikardim.”
Cem Boyner geçen gün konusmasina bu hikaye ile basladi. Bir isadamlari toplantisinda idik. Iki yillik politika macerasindan sonra ilk defa böyle bir toplantiya katilmisti.
Isadamlari yillardir degismeyen gündem üzerinde tartisiyordu: “N’olacak bu memleketin hali?” diye konusuyordu. Cem Boyner’e laf attilar: “Gel bakalim eski politikaci… Anlat bakalim n’olacak bu memleketin hali? Bir de senden duyalim…” dediler. Israr üzerine konusan Cem Boyner hikayeden baska seyler de anlatti.
“Hem statüko hem degisim” birlikte olamaz
Türkiye’de isadamlan, etkili ve yetkili çevreler “hem ileriye girmeyi, hem degisimi istiyor… Hem ileri gidemiyoruz, hem degisim olamiyor diye dertleniyor. Hem de ellerindekini birakmak istemiyor. Statükonun degismesinden korkuyor. Nasil ki Dennis avucundaki cevizleri birakmadan kolunu kovuktan kurj taramaz ise, degisimi, ileriye gitmeyi isteyenler de, ellerindekilerin kaybini göze almadikça, istekleri gerçeklesemez. Hiç bir sey degismez. “Statükoyu koru-
yacagiz / Devlet degistirecegiz” ikisi bir arada olmaz. Statükoyu koruyacak isek devlet degismeyecek, devlet degisecek ise statükoyu koruyamayacagiz demektir.
Türkiye’de statükoyu korumak temel ilke olarak kaldikça, siyaset de kisla ile cami arasinda kilitlenip kalir.
Bes Yasak Elma
Cem Boyner’e göre Türkiye’de isadamlari, etkili güçler tarihi bir döne-meçde. Ya Bati’ya yönelme tercihi yapilacak. Bunun için “Bes Yasak Elma” ellenecek… Ya da “isini, gücünü, canini, malini” kaybetmekten korkan insanlar “karinlarindan konusmaya”, aglayip, sizlanmaya devam edecek.
Cem Boyner’e göre bes yasak elma sudur. Ve bu bes yasak elmanin bir an önce ellenmesi gerekir:
(1) Kürt sorununu çözecegiz.
(2) Din ile Devlet iliskilerini yemden düzenleyecegiz. Din ile Devlet arasindaki bagi kesecegiz.
(3) Kibris’da bir anlasma saglayacagiz.
(4) Silahli kuvvetler siyasetten elini çekecek.
(5) Devlet mallarini vatandasa satacak. Sadece KIT’leri degil, arsalari, ormanlari da!..
Bu bes yasak elma buzdolabinda kaldikça, insanlar bu elmalari ellemekten korktukça hiç bir sey degistirilemez.
Almadan vermek Tanri’ya mahsus
Iki lider bir araya gelsin… Hirsizlik dosyalan unutulsun… Bes hirsiz o partiden öbürüne geçsin… Ne olursa olsun bir hükümet kurulsun. Hatta tüm liderler bir araya gelsin… Gelir, geçer, gelir geçer… Ama döneriz, dolaniriz, ayni yerde kaldigimizi görürüz.
Önce karar verelim: Ne elde etmek istiyoruz? Bunun bedelini ödemeye hazir miyiz? Bunu göze alabiliyor muyuz? Herkes cennete gitmek istiyor. Herkes ölmekten korkuyor.
Bunlan söyleyen Cem Boyner beni etkiledi.
Politik, ekonomik ve sosyal konularda birikime sahip olmadan pattt diye yeni kurulan bir partiye baskan olacak ve de her konuda reçete sunacak böylece kendini yipratacak yerde, bir kurulu partide, deneyimli politikacilara çömezlik ederek politikaya girse idi, bu kadar çabuk “meydani terk etmezdi”. Türkiye genç, çagdas bir politikaciya sahip olurdu… Cem Boyner’i dinlerken bunlari düsündüm. Anlattiklari ile, boyu ile, postu ile, sesi ile, havasi ile sadece beni degil diger dinleyenleri de etkiledi…

 

Sende yorum yap