Bürokratlar devlete sahip çıkıyor

, , Sende yorum yap

Ankara’da Hükümet yok, TBMM çalismiyor ama, bürokratlar çalisiyor. Bu bürokratlar Gümrük Birligi’ne uyum için yaptiklari düzenlemeleri 1995 yilinin son üç günü 5 kocaman cilt halinde Resmi Gazete içinde yayinladilar.
29 Aralik 1995 tarihli Resmi Gazete 192 sayfalik bir kitap kalinliginda idi. 1615 Sayili Gümrük Kanunu ile ilgili düzenlemeleri getiriyordu. 30 Aralik 1995 tarihli Resmi Gazete’de 64 sayfa içinde ithalat Rejimine Ek Kararlar yayinlandi. 30 Aralik 1995 tarihli Mükerrer Resmi Gazete 768 sayfa idi. Gümrük Birligi’ne uyum için Gümrük Tarife Kanunu’nda yapilan degisiklikleri içeriyordu. 31 Aralik 1995 tarihli Resmi Gazete 224 sayfa olarak basilmisti. Içinde 1996 Yili Programi vardi. Ayni tarihi tasiyan “Mükerrer Resmi Gazete” ise tam 864 sayfaydi. Ithalat Rejimi Kararlarini yürürlüge koyuyordu.
Sayin okuyucularim, dikkat buyurunuz… Hikaye kitabi basilmiyor. Resmi Gazete basiliyor. Isim listesi yayinlan-miyor. Madde bazinda, Avrupa Toplulugu ile Gümrük Birligi’ne uyumu saglayacak düzenlemeler yapiliyor.
Bunlar ne zaman yapildi? Kim yapti bunlan? Günü geçmeden, yilin son günü bunlan Resmi Gazete’ye kimler yetistirdi? Kimler bunlan bastirdi?
Iste bürokrasinin sorumlulugu, gücü burada. Iste herseye ragmen bürokra-sinin ülkeye sahip çikmasinin göstergesi bu. Bürokratlar genelde küçüm-senir oldu. Ankara’daki devlet dairelerinin tamamen bosaldigi söylenirdi. Bütün iplerin basbakanlarin eline, bakanlarin eline geçtigi, onlar olmadan bürokrasinin hiçbir sey yapamadigina inanilmaya baslandi.
Fakat görünen o ki, hükümetlerin, basbakanlarin, bakanlarin, genelde politik sistemin devletin ana “kurumlarini” yipratmalarina, yikmalarina ragmen Ankara’da devletine sahip çikma sorumlulugunu sürdüren güçlü bürokratik yapi varligini koruyor.
“Hükümet yok, TBMM çalismiyor. Gümrük Birligi gerçeklesti. Bize ne? Hükümet kurulur, bakanlar atanir. TBMM çalisir, gereken tedbiri alir…” diye kimse beklemiyor. Geregi yapiliyor. Hem de gününde yapiliyor.
Ben bu anlattigim gelismeyi çok önemsiyorum. Bu bana Gümrük Birligi ile iliskilerin gelecegi bakimindan güven veriyor.
Sayin okuyucularim, Türkiye’de çok kisi bilir bilmez konusuyor. Mevzuattan habersiz çevreler “kara tablolar” çiziyor. Bu yeni bir sey de degil. Avrupa Toplulugu ile ekonomik iliskiler! ne zaman gündeme gelse “olumsuz gö-
rüsler siralanir”:
“Yillarin birikimi sek-senbin, doksanbin sayfa tutan Topluluk mevzuatini kim okuyacak? Kim tercüme edecek? Bunun için lisan bilen binlerle yeni bürokrata ihtiyaç var. Yillarca çalismak gerekir ki, biz de kendi mevzuatimizi onlara uyduralim. Biz hazirlik yapamadik. Gümrük Birligi gerçeklesince apisip kalacagiz. Öyle mevzuat bosluklari olacak ki, sistem çökecek. Türkiye kendini koruyamaz…”
Bunlari ve bunlara benzer degerlendirmeleri yillardir dinliyoruz.
Ama görülüyor ki, durum hiç de o kadar ümitsiz, Türk bürokrasisi hazirliksiz degilmis.
Iste ben bu olumlu gelismeler karsisinda diyorum ki, endise etmeye, panige kapilmaya gerek yok. Devlete sahip çikan bu bürokratik kadro Türkiye’nin haklarini korur. Türkiye’nin kayiplara ugramasini önler.
Sayin okuyuculanm, 1996 yilinin baslarinda “manzara-i umumi” su sekilde:
– Disipline sahip bir bürokratik kadro Ankara’da görev yapiyor.
– Dinamizme sahip bir özel sektör re-el ekonomiyi yürütüyor.
– Kisisel çikarlarindan baska seyi düsünmeyen, kendi liderliklerini devam ettirmek için her ödüne hazir politikacilarin çevresinde kümelenmis (bugüne kadar ki kadrolarin en güçlüsü) bir politik kadro saskin ve sorumsuz biçimde ortalikta dolanip duruyor.
Politikadaki liderlerin ve kadrolarin “titreyip kendilerine gelmeleri” kendilerinden baska bir dünyanin varoldugunu anlamalari, ülkede yasayan insanlari, ülkeyi düsünmeleri zaman alacak. O zamana kadar bu ülkenin kaderi iki kesimin elinde kalacak:
– Bürokrasi
– Özel kesim
Bu iki kesim, reel ekonomiyi sürükleme sorumlulugunu tasiyacak. Ben bu iki kesime de güven duyuyorum.
Bu karmasada tabii ki iyi seyler yaninda kötü seyler oluyor ve olacak… Büyük bir rant vurgunu kapisi açildi. Merkez Bankasi’nin vadeli döviz ve vadeli Türk Lirasi satislari belli kesimlere olukla rant akitir hale geldi. Yüksek faiz politikasi ve döviz spekülasyonu belli kesimlere havadan para ka-zandiriyor.
Bir ülkeden birilerinin cebine bir paranin girmesi için bu paranin mutlaka bir baskalarinin cebinden çikmasi gerekir. Para halkin cebinden çikip, rantiyelere giriyor. Halk sadece maddi bakimdan, gelir dagilimi bakimindan zedelenmiyor. Ülkede ahlak, namus anlayisi, deger yargilari da zedeleniyor. Herseyi iyi etmek kolay da, bunlar güç iyilesir yaralar…

 

Sende yorum yap