Bürokrasi Gerçekten Kalktı mı?

, , Sende yorum yap

Bürokrasi Gerçekten Kalktı mı?

Türkiye'de başta işadamları olmak üzere çok kişi bürokrasiden yakınıyor Ankara'ya sormadan hiçbir şey yapılamadığını söylüyordu. ANAP iktidarı bürokrasiyi yok etmeyi hedef aldı. Birçok bakanlığın etkisi, yetkisi kalmadı.

Simdi işler bakanlıklardan, devlet dairelerinden çekmiyor ama onların tümünün yerini Cumhurbaşkanlığı Köşkü aldı. Dış politikadan imam hatip okullarının durumun kadar her şey Sayın Özal’ın iki dudağının arasından çıkacak söze bağlı.

Sayın Cumhurbaşkanımıza Allah kuvvet versin… Ankara'da dünya politikasını, Türk dış politikasını hal ediyor. Trakya'ya, Gemlik'e gidip temel atıyor. İstanbul’a gelip imam hatip okullarının istikbalini tartışıyor. İşadamlarının her birinin sorunu ile teker teker uğraşıyor. Bu arada düğün, nikâh kokteylleri kaçırmıyor… Sayın Cumhurbaşkanımızın bu özelliğini sadece biz biliyoruz sanırdim. Üç haftalığına Amerika'da bulundum. Meğer Sayın Cumhurbaşkanımızın ünü taaaa oralara kadar ulaşmış. Bakınız bana Amerika'da neler anlattılar: Ticaret konferansı efendim, Amerika'da bir ticaret konferansı toplanacakmış. Bu konferansa İtalya, İngiltere, Almanya, Fransa ve Türkiye'den ikişer delege katıyormuş. İki erkek uzman bir bayan sekreterden oluşan ülke heyetleri İsviçre’de bir araya gelmişler. Amerika’nın yolladığı özel uçağa Cenevre'den binip, yola çıkmışlar. Uçak Atlantik Okyanusu'nda arıza yapmış, her ülkenin ikişer uzman ile birer sekreterden oluşan heyetleri paraşütle atlayıp, salimen bir issiz adaya konmuşlar.

Yemyeşil, cennet gibi bir ada. Ama in cin yok… Anlaşıldığı kadarı ile uzun bir süre bu adada kalmaya mecburlar… Hava mülayim. Kus sesleri, yeşillik… Dallarda meyvalar, etrafta çiçekler, şırıl şırıl akan dereler… Her milletten iki erkek, bir kız… Ateş ile barut bir araya gelince ne olur?

Kriz yönetimi ile ilgili kararlar

Hemen bir toplantı yapılmış "Nasıl olsa herkes bizi öldü" zanneder… Biz de unutalım şu Amerika'daki ticaret konferansını. "Hayatimizi yasayalım" diye oybirliği ile ortak karara varmışlar.

Fransızlar, böyle durumlarda aceleci olduklarından uygulamayı onlar başlatmış.

Bir program yapmışlar. Sekreter hanim çift saatler birinci uzmanı ile tek saatler ikinci uzman ile kalacak diye…

İki İtalyan uzman "sekreter benim sevgilim olacak. Hayır, senin sevgilin olmayacak" diye kavgaya başlamışlar. Kavga sonunda biri öbürünü bıçaklayıp öldürmüş.

İki İngiliz uzman ise aralarında anlaşmışlar. Sekreter hanimi öldürüp baş başa kalmayı tercih etmişler.

Alman uzmanlar, bir yazılı deklarasyon düzenleyip açıklamışlar. "Sekreter hanim bir hafta birinci uzman ile öbür hafta ikinci uzman ile kalacak. Cumartesi, Pazar, dini ve milli tatil günleri ise izin yapacak…"

Türk uzmanlara gelince… Onlar ne yapacaklarını şaşırmışlar. Sekreter hanımdan izin alıp bir kenara çekilmişler. Hemen kâğıt kalem bulup, bir telgraf metni hazırlamışlar: "Cumhurbaşkanımız Sayın Turgut Özal, durum böyle, böyle… Ne yapmamızı uygun görürsünüz? Acele talimatınızı bekliyoruz. Keyfiyeti saygılarımızla emirlerinize arz ederiz" diye… İşte, "ben Amerika'da iken" dinlediğim hikâye bu.

Görüyorsunuz ki, Amerikalılar bizi hiç tanımıyor… Sanki Türkiye'de her şey Sayın Cumhurbaşkanımızdan sual edilir, her konuda onun direktifine göre hareket edilir sanıp, böyle acayip hikâyeler uyduruyorlar…

 

Sende yorum yap