Bu kriz, farklı kriz

, , Sende yorum yap

Çok kimse bana diyor ki, “…Abicim, biz 1979 krizini nasil atlattik… Bunu da atlatiriz… 1979 yilinda o kadar güç günler yasandi. Sanayi çöktü mü ki, simdi çökecek… Felaket tellalligina lüzum yok… Sanayie bir sey olmaz…”
Ben de onlara diyorum ki, “…Bu kriz farkli kriz… Türk ekonomisinin, Türk sanayiinin yapisi 1979 yilindakinden farkli…” Ve de basliyorum anlatmaya…
* 1979 krizine Türkiye kapali bir e-konomi ile girdi. Sanayi “ithal ikamesine dayali bir sanayi” idi. Disa bagimli degildi. Dis girdi ve döviz ihtiyaci sinirliydi. Sanayi büyük ölçüde korunuyordu. Sanayi sadece iç pazar için çalisiyordu. Bugün Türkiye dis rekabete büyük ölçüde a-çilmis durumda. Koruma duvarlan büyük ölçüde yikilmis. Sanayi disa bagimli hale gelmis. Sanayiin dis girdi ve döviz ihtiyaci büyük, ithalat yapmadan yasayamiyor. Ihracat yapmadan yasayamiyor. Dünya üzerinde sanayiini bu ölçüde ithalata baglayip da tökezlenmeden durumu sürdürebilenler sadece G-7’ler diye bilinen “Sanayilesmis ülkeler”.
* 1979 krizi baslarken, Türkiye’de “finans piyasasi henüz olusmamis, fi-nans araçlari henüz gelismemisti”. Tasarruf sahibi ya altin alir, ya arsa alir, ya da parasini Isviçre’ye kaçirabilirdi… Bugün finans kesimi büyüdü. Araçlar çesitlendi. Üretimden kaçan paranin gidecegi yer çogaldi. Dolar var, repo var, borsa var, over-night var.
* 1979 krizi, ekonominin reel kesiminden çikti. Üretim, ticaret durdu. Reel kesim tüm fonlarini krizden kurtulmak için seferber etti. Finans kesimi reel kesimi ayaga kaldirmaya çalisti. Bugünkü kriz finans kesiminden çikti. Reel kesime yeni sirayet ediyor. Finans kesiminde paranin fiyati o kadar yüksek ki, reel kesim bu fiyati ödeyerek ayaga kalkmak için finans kesiminden para alamiyor. Tersine, kanini kurutma pahasina, faiz cazibesiyle elindekini avucundakini reel kesimden finans kesimine aktarip, reel kesimin içini bosaltiyor. Çöküsü kolaylastiriyor.
* 1979 krizine girerken Türkiye’de sanayi kuruluslarinin sayilan az, kapasiteleri küçüktü. Sanayi kuruluslari daha kolay yönetilebilir, dertleri daha kolay çözülebilir büyüklükteydi. Yilda 50 bin otomobil üretiliyordu. Bugün yilda 250 bin üreten bir sanayi var.
* 1979 krizinden sonra alinan tedbirler “demokrasinin tatile gönderildigi” bir askeri rejim disiplini ile uygulandi. Askeri rejim, sag/sol çatismasina son verip can ve mal güvenligi ve iç huzuru sagladi. Isçi/isveren çatismasina son ver-
di. Bu disiplin altinda istikrar paketini uygulayanlar kolaylikla ücretleri, maas-lan ve tarim ürünleri fiyat-larini “asagiya çekme” imkani buldular. Buradan sagladiklari kaynagi sanayie transfer ederek, yatirimi, üretimi, ihracati hizla canlandirabildiler.
* 1979 yilinda da KITler vardi, devlet bankalari vardi ve hatta bunlarin ekonomideki nisbi agirliklari bugünkünden fazla idi. Fazla politikacilar bugünkü kadar “utanmadan, sikilmadan, halkin gözüne baka baka” KIT’lerin “irzina geçmiyorlardi”. Bu “ahlaksizligi” yaparlarsa bile, “kapi arkasinda” yapyorlar-di. Kamu bankalari ve KIT’ler ekonomiyi yönetenlere sorun çikarmiyor yardimci oluyordu. Bugün KIT’ler ve kamu bankalari öyle bir “rezil çizgiye getirildi ki”, ekonomiyi yöneten kamu sorumlulan, herseyi birakip, sadece bunlarin derdiyle ugrassa vakitleri yetmez. (Bir ara mesaj: Kirler kötü, kamu bankalan kötü… Anladik da, bunlar kendi kendilerine mi kötü oldu… Bunlarin irzina kim geçti? Ne zaman geçti? Kim bunlari bu hale getirdi? Bu haliyle bile kim bunlan kucaktan kucaga dolastiriyor? Bunlan kim tartisacak? TBMM’nin KIT Komisyonu diye bir komisyonu var. Her yil Türk ulusu adina KIT’leri denetleme sorumlulugunu tasir? Bu komisyon bugüne kadar görevini yapsa idi, sorumlulugunu yerine getirse idi, KIT’ler bu çizgiye gelir mi idi? Millet olarak kimi kime sikayet edecegiz, söyleyiniz bakalim?..)
* 1979 krizine girerken isletmelerin ve bankalarin döviz borcu yoktu. Bu nedenle devalüasyon isletmelere ve bankalara sok bir yük getirmemisti. Halbuki bugünkü krize isletmeler ve bankalar büyük miktarda döviz borcu ile yakalandi. Geçmis üç yilda döviz ile borçlanmanin cazibesi ile isletmeler ve bankalar Türk lirasindan döviz kredisine dönmüstü. Sadece devalüasyon sokunu yemediler. Döviz fiyatinin tirmanmasi her gün yüklerini artiriyor.
* 1979 krizinde kamuoyunun tek bir bekleyisi vardi: “Dolar” Dolar bulununca, herseyin düzelecegine kamuoyu inanmisti. Bugünkü kriz çok faktöre bagli olarak gelisti. Kamuoyu görüyor ki (1) Kamu açiklan (2) KIT’ler ve özellestirme (3) Iç borç yükü (4) Dis borç yükü (5) Döviz fiyati ye yüksek faiz (6) Döviz kitligi (7) Politik istikrarsizlik (8) Terör sorunu gibi çok sayida sorunun bir bütünlük içinde çözümü gerekiyor.
* * *
Sayin Okuyucularim… Bilmem anlatabildim mi ki, “bu kriz farkli kriz!..” Bu krizin çözümü 1979 krizinin çözümü kadar kolay olmayacak… Kisa sürede düze çikamayacagiz…

 

Sende yorum yap