Bu dünya “seyircilerin” değil “oyuncuların” dünyası

, , Sende yorum yap

Seyirciler, .devamli olarak “olaylarin disinda kalanlardir”. Yulari baskalarinin eline vermeyi “kader” bilenlerdir. O-yun onlarin disinda oynandigi için “devamli olarak kaybetmeye, ü-tülmeye mahkumdurlar”. Onlarin yarindan ümidi olamaz. Bunun i-çin hep kötümserdirler. Bugüne kadar nasil kaybetmisler ise, yarin da kaybedecekler, baskalari onlarin sirtina basarak yükselecektir. Seyirciler kötümserdir. Devamli kötümser olacaklardir.
Oyuncular, olaylari yönlendirme gücünü, degisim gücünü kendilerinde görenler, yarinlarin çizgisini çizebileceklerine insanlardir. Gelecege hakim olacaklar, “hiç degilse hakim olmaya çalisacaklardir”. Onun için oyuncular iyimserdir, iyimser kalacaklardir.
* * *
Ben bunlan 1990 yilinin son aylarinda Nilüfer Göle-Akat’dan ögrendim. O günden bu yana inaniyorum ki, Türkiye’nin kaderi, Türk halkinin “seyirci sandalyesinden kalkip”, “o-yuncu olmaya karar vermesine baglidir.”
Ne yazik ki, “bazilari”, halki devamli olarak “seyirci sandalyesinde oturur görmek istediklerinden”, ve de halk “seyirci sandalyesinden kalkip, oyunculuga soyunmanin” zahmetini ve sorumlulugunu göze alamadigindan bu degisim bir türlü gerçeklesememektedir.
* * *
Daha ileri gitmeden, bir ara açiklama yapmakta yarar var:
“Kötümserlik ve iyimserlik” ile “kötülükleri görmek veya görme-mezlikten gelmek” birbirlerine kans-tirilmamalidir.
Bir ülkede isler iyiye gitmiyor ise, yanlislar yapiliyorsa, bunlari görmek, halka anlatmak, yanlislarin nasil kötü sonuçlar verecegini ortaya koymak “kötümserlik degildir”. Buna “gerçekçilik” denir. Tersine islerin iyiye gitmedigini göre göre, yanlisliklan bile bile, bunlarin sonunda halkin ezilecegi ortada iken, hiç bir sey yokmus havasina girmek “iyimserlik” degildir.rBuna “kadercilik” denir.
* * *
Kötülükleri görmek, yanlislarin ileride ortaya çikaracagi kötü sonuçlan halka anlatmak “dogruyu bulmanin, daha iyiye ulasmanin” temel sartadir. Birileri (bizde felaket tellallan olarak adlandirilan kisiler) bunlari gerçek boyutlarinda ortaya koyacak, anlatacak ki, sorumlular dogruya yönel-sin. Halk dogruyu istesin.
Bunlari yapacak yerde (felaket tellalligi yapmamak, yönetenleri ve halki üzmemek arayisinda) kötülükleri ve bunlarin ileride ortaya çikacak kötü sonuçlarini “görmemezlikten gelmek”, halki “kadercilige” iter. Sorumlular iyiye yönelmez. Halk iyiyi istemez.
Hele, hele, “Biz suyu kuyudan ko>-va ile çekerdik, yemekleri teldolabin-da saklardik, kefen bezini Sümer-bank’dan karne ile alirdik, misir koçanindan yapilmis ekmek yerdik, gaz lambasi yakardik… O zaman radyomuz da yoktu…” gibi geçmise dönük “felaket masallari ile”, halkin bugün
çektigi izdirabi, bugün yedigi kaziklari, bugünkü umutsuzlugunu “teselliye çalismak”, bu halka ve bu ülkeye iyilik getirmez. Halkin kaderciligini “pekistirir”… * * *
* Adamin fabrikasi batiyormus… N’olmus yani? Babasinin da mi fabrikasi vardi?
– Adam isten çikarilmis? N’olmus yani? Bunca issiz var?
– Dolar bitmis… N’olmus yani?.. Eskiden dolar mi vardi? 70 sente muhtaçtik…
– Halkin satin alma gücü düsmüs… N’olmus yani? Bayramda kaç kisi tatil geçirmeye Nice, Cannes ve Monte Carlo’ya gitti.
– Terörün bitecegi yok. Terörle mücadele faturasi küçülecek yerde devamli artiyor. Insan kaybi yaninda kamuya büyük finansman yükü getiriyor…
N’olmus yâni? Dünyanin her yaninda terör var… Her yaninda insanlar ölüyor… Herkes silah için para harciyor.
* * *
Sayin Okuyuculanm… “Kötülükleri görüp nakledenler” ve de “felaket tellallari” olarak adlandirilanlar “kötümser” degildir. Kadercilige isyan edenlerdir. Bu ülkenin, bu halkin daha iyiye layik olduguna ve daha iyiye ulamanin mümkün oldugu-na inananlar, bunun yollarini gösterenlerdir.
Gerçekte “kötümser” olanlar “ka-derciler”dir. Onlar eskinin kötülükleri ile bugünün kötülüklerini, ve de gelecegin kötülüklerini mukayese e-dip, “Bizim ülkemizin, bizim halkimizin kaderi budur. Mustahaki budur… Kesin sesinizi oturun. Tanriya sükredin… Beterin beteri var…” diyerek halkin “seyirci koltugundan kalkmasini” engellemektedirler.
* * *
Iyimserlik “yalan-yanlis insanlari uyutmak, rüya görmek, masal anlatmak” degildir.
Iyimserlik “gerçekleri görerek, var olan ve fakat yeterince görünmeyen egilimleri halka anlasilir bir dil ile sunabilmektir. Iyimserler, gelismeleri, i-yilikleri yakalayabilme sansina sa-

hiptir.
Yazinin basindaki anlatima döneyim: Oyuncular, olaylan yönlendirme gücünü, degisim gücünü kendilerinde görenlerdir. Yarinlarin çizgisini çizebileceklerine inananlardir. Gelecege hakim olacaklar veya hakim olmaya çalisacaklardir.
Onun için oyuncular iyimserdir. I-yimser kalacaklardir.
Ben “oyunculardan yanayim…” Ben “seyirci” olmak istemiyorum. Ben kötü yönetimden dolayikay-naklanan bugünün sorunlarini ve kötü yönetimin yann karsimiza çikaracagi agir faturalan “bu ülkenin ve bu insanlarin kaderi” olarak kabul etmiyorum.
Bunlarin “yönetim beceriksizliginden, bilgisizlikten kaynaklandigina” inaniyorum. Seyircilerin sayilan azaldikça oyuncularin sayisi arttikça Türkiye’nin önündeki kayalan temizleyerek, çagdas dünyaya, çagdas topluma entegre olacagini biliyorum.

 

Sende yorum yap