Bodrum’da “Fortissimo”

, , Sende yorum yap

Fortissimo, îtalyan dilinde “en kuvvetli”yi ifade eder. Orkestralarda mümkün oldugu kadar kuvvetli çalmanin gerektigini belirtmek için kullanilir.
Ansiklopedideki anlatima göre “orkestrada fortissimo”, bütün çalgilarin katilmasiyla (îtalyan dilindeki anlatimiyla “tutti” çaldirmakla) elde edilir.
Bodrum’un Türkbükü Ko-yu’nda ise, “Fortissimo”, “Safiye’nin Yeri”dir. Deniz boyu siralanmis lokantalardan “Mey”in hemen ötesindeki içinde beyaz eski bir piyano olan binanin kapisinda “Fortissimo” diye yazar ama Bodrumlular orayi “Safiye’nin Yeri” olarak bilir. “Safiye’nin Yeri” kis aylarinda Bodrum’da kalanlarin veya Bodrum’a gidenlerin “Pub”i, bulusma mekanidir. Sömine basi ve tezgah basi sohbet yeridir.
Safiye Hanim bu yaz binasinin çatisini da düzenlemis. Minderli sedirleriyle, uzun ayakli masalariyla Türkbükü Koyu’na karsi nefis bir teras ortaya çikmis.
Safiye’nin iskelesi
Bu yil kiyidaki lokantalar denizin üzerine uzanan ahsap iskelelerini “kafinin biraz daha ötesinde” genisletmisler. Bu yüzden Belediye ile baslari dertde. Bizde adet ya hep, ya hiçtir… “Hiç”i de kötü, “hep”i “de!.. Sunun orta karari olmali. Hiç iskelesiz bombos bir kiyinin da zevki olmaz. Mey ve diger lokantalar gibi Safiye’nin iskelesi de gün boyu denize girmek ve güneslenmek isteyenlere açik. Aksam üzeri iskele üzerine masalar diziliyor. Mumlar yakiliyor. Nefis yemek servisi basliyor.
Mey’de Ufuk Çakir’in menusunu Salih Oturak sunuyor. Safiye bu yil yardimcilarini çogaltmis. Mutfagini donatmis.
Yalikavak’da Melek Boz, denizin kiyisina masalari dizmis. Su “sipir sipir” kumu döverken yemek yiyorsunuz. Melek Boz’un denize karsi uzun bir bar tezgahi ve deniz üzerinde bir ahsap iskelesi var. Gün boyu iskeleden de denize girmek ve güneslenmek mümkün.
Cem Aynar isimli turizmci Bitez’deki Aktur tesisleri içinde açtigi “Arsipel Balik Lokantasi”nin önünü de plaj seklinde düzenlemis. Bodrum’da denize girecek yer bulamamaktan yakinanlar için bunlar yeni alternatifler… ilginç olani her birinin yarimadanin farkli yaninda yer almasi nedeniyle rüzgar durumuna göre, birinin denizi dalgali iken, öbürünün sakin olmasi.
Bodrum’un içinde yat limanindaki “Kocadon Lokantasi” klasik çizgisini koruyor. Ahmet Ergin Aras’in Hollandali esi Fransiska Hanim hem yemek kalitesi hem de servis kalitesini yukarida tutmayi basariyor.
Küba lokantasi
Bu yil Bodrum’un en “in” yeri, “Küba” Lokantasi. Özelligi sehrin içinde, deniz kiyisinda ve de eski bir Bodrum evinde açilmasi. Mimar Eren Talu, eski binayi restore etmis. Binanin önünden denize dogru uzanan bahçe iki kademeli düzenlenmis. Birinci kademe lokanta bölümü. Onun önü “bar”bölü-mü. Kis aylarinda servis binanin içine alinacakmis. Küba’nin bizim bildigimiz Castro’nun “Küba”si ile ilgisi yok.
Lokantayi açan Bülent Senol’a arkadaslari “Küba” diye takilirmis. îsim oradan geliyor. Eski Bodrumlu Orgül Erkal lokanta bölümü ile ilgileniyor.
Küba’nin lokantasi ve lokantanin önündeki bar bölümü
her aksam tikabasa dolu. Canli, heyecanli, hayat dolu bir mekan olmus.
Bodrum’un içindeki “M and M” aslinda bir diskotek. Fakat disko müzigi baslayincaya kadar klasik müzik yayini yapiliyor. Aksamin erken saatlerinde, deniz üzerindeki, terasta kaleye ve koya karsi oturmak, güçlü ses düzeninden klasik müzik dinlemek zevkli oluyor.
Deniz üzerinde oturup, gün boyu müzik dinlenecek bir baska yer de Cumhuriyet Cadde-si’ne kapisi açilan Rock Cafe. izmirli Ümit Ulu müzige merakli. Gün ve gece boyunca ingiltere’den uydu kanali ile aldigi müzigi müsterilerine dinletiyor. Hem de ses ve görüntü bir arada… Kahvenin denize karsi olan terasi nefis.
Sanatçi zorda
“Caliente”, bu yil Bodrum’a tasinmis. Halikarnas Disco’nun içinde. “Caliente”, Cem
Mengi, Tugrul Belli ve Senol Aktüre’nin ortak “bebegi”… Bebegi önce Ortaköy’de büyüttüler. Geçmis yaz aylarinda istanbul’da “Pasha Disco”nun içinde dolastiriyorlardi. Simdi elinden tutup Bodrum’a götürmüsler. Aksam saat 20.00’de servis basliyor. Halikarnas Dis-co’nun kapisindan giriliyor. Meksika ve Türk Mutfagi hakim. Kisi basi 3 milyon lira dolayinda.
Bir de kötü haberim var. Bodrum’un özelligini yansitan sanatlar ölüyor. Çünkü bu sanatlari yasatacak sanatçilarin dükkan kiralarini ödeme sansi kalmiyor. Eski Banka So-kak’daki sandaletçi Ahmet Carikoglu ile gömlekçi Hasan Ço-lakoglu küçük dükkanlarindan çikmislar.
Hasan Çolakoglu makinesini sarmis, sarmalamis. Evinde oturuyor. Ahmet Çarikoglu bir baska kunduraci dükkanina siginmis.
Ben Bodrum Belediye Baskani Tugrul Acar’in yerinde olsam, yöresel sanatlari yasatmak için sadece bu sanatkarlari bir araya getirecek bir mekan bulur, onlara “makul” rakamlarla kiralardim. Belki Baskan bey de böyle düsünüyordur ve birseyler yapmak üzeredir. O zaman kendini alkislayarak yaptiklarini yazarim.
p>

 

Sende yorum yap