Biz “kriz”e kriz demeyiz, “kriz” bizi batırmayınca.

, , Sende yorum yap

Kenan Bulutoglu, Plancidir. Dünya Bankasi uzmanidir. Bakanlik sandalyesine oturmus bir iktisat hocasidir, iktisadin içini disini, icigini cicigini bilir.
Kenan Bulutoglu “Ekonomi krize girer mi?, Kriz tehlikesi ciddi mi? Kriz atlatildi mi?” seklindeki tartismalara sasiriyor… “Yavuuu… Türkiye krizin içinde… Sizin krizi fark etmeniz için illa da kepenklerin kapanmasi, ülkenin batmasi mi lazim?” diye soruyor.
Krizin göstergeleri neler?
Kenan Bulutoglu “Krizin içindeyiz… diyor. Ve de krizin göstergelerini siraliyor: (1) Kamu kesimi açigi, ulusal gelirin yüzde 10’unun üzerinde dolaniyor. (2) Kamunun borç sto-• ku ulusal gelirin yüzde 60’ini asti. (3) Devletin faiz ödemeleri bütçe gelirinin yarisindan fazlasini yutar oldu. (4) Hazine o kadar müskül durumda ki ,12 ay’ik bütçe avans hakkinin tamamini yilin ilk ayinda Merkez Ban-kasi’ndan çekti bitirdi. (5) Bankalar yüksek faizin cazibesinde varlarini yoklarini Hazine bonolarina bagliyor. Yatirima ve üretime kredi olarak bes kurus gitmiyor. (6) Esas amaci verimi artirmak, ülkenin kurulu tesislerini daha iyi degerlendirmek olan özellestirmenin civigi çikti. Üç bes kurus bulup açik kapamak arayisinda özellestirme yangin yeri satisina döndü. (7) Hükümet piyan-gp icat ederek, emeklilik hakki satarak günü kurtarma telasinda. (8) ithalat ihracati katladi. Merkez Bankasi “konfeti” gibi para basiyor. (9) Yillik enflasyon yüzde 80’nin, aylik enflasyon yüzde 6’nun yüzde 7’nin altina düsmüyor. (10) Fiyatlar o kadar hizli artiyor ki dükkancilar her gün artan fiyatlara göre degisecek ^tiketleri yazmak için özel adam tutar oldu. (11) Simitçiler bile günlük tahsilatlarini aksam üzeri dövize çeviriyor. Bu durumda “Kriz olur mu?” diye soranlara sasirilmaz mi? Kriz nasil olur? Iste kriz denilen sey budur…
Biz krize kriz demeyiz, kriz bizi batirmayinca… Biz Türkler hep “kriz” içinde yasadigimiz için, krizde yasamayi normal sayiyoruz ve de “ekonomi batmaya baslayinca” te-
laslaniyoruz.
Ekonomi nasil “batma noktasina gelir?” Biz bunu 1994 Nisan’inda gördük. Ama unuttuk. Batmanin göstergeleri nelerdir? Hükümet enflasyonu düsük tutmak arayisinda döviz fiyatindaki artisi enflasyonun gerisinde birakir. Ucuz döviz nedeniyle ithalat artar. Dövizle kisa vadeli borçlanma patlar. Hükümet döviz açiginin büyümesi karsisinda panige kapilip döviz fiyatini enflasyonun gerisinde birakir. Ucuz döviz nedeniyle ithalat artar. Dövizle kisa vadeli borçlanma patlar. Hükümet döviz açiginin büyümesi karsisinda panige kapilip döviz fiyatim enflasyonun üzerinde ayarlamaya baslar. Bu arada gene panige kapilip dövizin olumsuz etkisine faizin olumsuz etkisini eklememek arayisinda faizi oldugu yerde tutar veya asagi çeker. O zaman Türk Lirasi’ndaki yatirimlar “hoooppp” diye dövize kayar.
Bankalardaki, borsadaki, bonodaki, repodaki, piyasadaki Türk Liralari üç günde çekilir, dövize döner. Ve ekonomi batar.
Kenan Bulutoglu diyor ki “1996 Yilinda Avrupa Toplulugu’na karsi gümrükleri indirdigimizden ithalat hizlandi.” Dövize hücumu önleme arayisinda döviz fiyati ayarlamalari da enflasyonun gerisinde tutulunca ihracat gelisemedi. Dis açik büyüdü… Hükümet dis açigin büyüdügünü görüyor ama tehlikesine ragmen dis açiktan hoslaniyor. Çünkü disaridan gelen kaynak seviyesinde iç kaynaklara daha fazla yüklenmekten kurtuluyor, îç kaynaklara daha fazla yüklense faizler daha da artacak. Sonuç olarak krizden ve batmaktan kurtulmanin tek yolu var: Kamu finansman açigini kapatmak. Bunun Türkçe ifadesi “bütçe açiginin azaltilmasi, hazmedilebilir ölçüye” getirilmesidir. (Dikkat buyurunuz bütçe açiginin kapatilmasi/delik bütçe gibi hayallerden söz eden yok… Hazmedebilir ölçüye insin yeter!..) Kamu finansman açigi kapatilmadan döviz fiyati ile oynayarak, faiz fiyati ile oynayarak krizi sürdürmekten baska bir sey yapilamaz. Batma geciktirilebilir. Ama bu bir kriz yönetimidir. Krizi beklemeye gerek yok. Ekonomi zaten yillardir kriz sartlarinda yasamini sürdürmeye çalismaktadir.

 

Sende yorum yap